Deprem ve ibret…
Hayırda yarış, bir nasip işidir. Türkiye’nin en zengin kuruluşlarının depremzedelere yardım konusunda en gerilerde kalmaları nasip paylarına düşen ilahi desteğin miktarıyla doğrudan irtibatlı. Kötü duruma sebebiyet nefis kaynaklı olduğu için de sorumluluk kadere değil kendilerine ait.
İnsanların can pazarına düştüğü bir ortamda onların bu zayıf anlarından istifadeye çalışmak tek kelimeyle ahlaksızlıktır. Altılı masada en bol görünen değer kıymeti maalesef bu olmuştur.
FETÖ, kırk binden fazla insanın can verdiği, yüzbinlerce insanın yaralandığı bu felaketli günlerde, kaç gaybubet evinin yıkıldığı, kaç firarinin göçük altında kaldığı hesabıyla meşguldür. Yalan ve tezvirat üretmek adına hummalı bir çalışma içinde olduklarından, felaketin diğer yanları onları pek ilgilendirmemektedir.
Seçimlerin vaktinde yapılması, bütün sağduyu sahibi kişilerin ortak görüşüdür. Ne ki, altılı masa adı altında görüş bildiren ve seçimlerin vaktinde yapılmasını dillendiren zevatın bu söylemleri karanlıkta ıslık çalmaktan öte bir mana ifade etmemektedir. Seçimin vaktinde yapılması en çok onları korkuttuğu için seslerini yükselterek seçimin vaktinde yapılmasını dillendirmektedirler. Deprem olmasaydı yaşayacakları hezimetin ona katlandığını onlar herkesten daha iyi bilmektedirler. Depremde gösterdikleri nebbaş tavırlı davranışları elbette milletin gözünden kaçmadı. Milli hafıza bu süreçte yaptıkları ihanetleri bir bir kaydetti.
Depremin ilk saatinden itibaren başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün devlet kurum ve kuruluşlarının deprem bölgesinde sahaya inmeleri, insanüstü bir gayretle çalışarak depremzedelerin yanında yer almaları hem bir başarı örneği hem de insani değerlerde elde edilen kazanımların ne kadar yüksekte seyrettiğinin bir göstergesidir. Sahada çalışan bütün gönüllülerimizi can u gönülden tebrik ediyor, kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Allah ebediyen razı olsun, yaptıklarının ecrini kat be kat artırarak kendilerini ödüllendirsin.
Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir; müminlerin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir manasına gelen pek çok hadis-i şerifin öğrettiği ahlak perspektifinden bakılacak olursa, şimdilerde en anormal teklif normalleşelim teklifidir. Kardeşlerimizin dertleriyle dertlenelim, daim dertlenelim, depremzedelerden biri gibi dertlenelim. Onlar normalleşmediği sürece biz de normalleşmeyelim. Dertlenelim, hep dertlenelim…
Bu arada bütün ahlaki değerler en besleyici azığımız olsun. Özellikle de ibret …İbret almak, ders çıkarmak demektir. Varlık içinde, tesadüfe, rastlantıya yer yoktur. Küçük gibi görünen ayrıntılar bile, külli kaderin, ezeli mukadderatın mührünü taşıyor. İbret, bu hakikati görmenin, anlamanın ve anlamlandırmanın adıdır. Doğruya, gerçeğe ulaşmış bulunmanın en önemli işaretidir. İbret, konu seçmez, kişi ayrımı yapmaz. Bireysel anlamda işlev gördüğü gibi toplumsal bağlamda da aktif rol üstlenir.
İbret almak, görünenden görünmeye, bilinenden bilinmeyene intikali temin eden bir basiret işidir. Vakaların perde arkasını, sebepler zincirinin ilk halkasını keşfedebilme becerisidir. Bilginin fikre, fikrin gaye ve hikmete dönüşmesi sürecine fiili mutabakattır. Kur’an literatüründe “Tevil’ül- ehadis” şeklinde ifade edilen “yorum bilim” diline vakıf olmaktır.