AK Parti bölünür mü? Neyin peşindeler..

14 Ekim 2017 Cumartesi

Biz, İttihad-ı İslam mefkuresini kuvveden fiile çıkarmanın amansız, acılı sancılarını yaşarken, hasım ve düşmanlarımız da yakın geleceğe demir atmış bizi bekleyen bu muştulu sonucu erken teşhis etmenin çılgınlığını yaşıyor.

 Biz, olayların dilinden anlayanların teşhisiyle idbarımızı ikbale dönüştürmenin heyecanıyla yeni doğan fecrin altın ışıkları altında yıkanıyoruz, hasımlarımız ve düşmanlarımız ise ikballerinin idbara dönüştüğünü işaretleyen sönmüş yıldızların ışıkları altında oyalanıyor, teselli bulmaya çalışıyor.

 Fakat hakikati de görüyor, biliyorlar. Bu sebeple panik içindeler, bu sebeple her geçen gün yeni bir hırçınlığın serbest oyunlarını oynuyorlar. ABD’nin marifetiyle gelişen son vize krizi böylesi bir çılgınlığın son somut örneği. Bundan bir şey çıkar mı? Hiçbir şey çıkmaz. Peki bizim bildiğimiz bu hiçbir şey çıkmaz sonucunu onlar bilmiyor mu? Elbette biliyorlar; fakat yangından mal kaçırmak sevdasındalar, zaten buradaki görevi bitmiş Büyükelçileri vasıtasıyla ne kadar tahrip yapabilirsek o kadar kâr hesabındalar.

 FETÖ elemanları ile ABD ajanları arasında yirmi senedir kuryelik yaptığı tespit edilmiş bulunan Metin Topuz isimli ABD Büyükelçiliği çalışanının yargı kararıyla tutuklanmasını bahane ederek koca bir devletin vizeyi askıya alması bırakın kolektif devlet aklıyla, düz mantık sahibi sıradan bir bireysel akılla dahi kabil-i telif değildir. O zaman bu hırçınlık neden? ABD neden paniğe kapıldı? ABD neyin önünü almak peşinde? Cevabı içinde bu tür retorik soruları deste deste sıralamak mümkün. Ne ki gereksiz. Zaten arif olana işaret yeter. 

Onlar kendi hırçınlıklarının karanlık dehlizlerinde iki büklüm yol almaya çalışırken biz kendi cadde-i kübramızın istikametli çizgisinde akla durgunluk verecek bir süratle anlımız ak başımız dik mesafe kat etmeliyiz. Bu arada, müşterek tavır denilen en güçlü toplumsal hamleyi de asla sekteye uğratmamalıyız.  Hasımlarımızın ve düşmanlarımızın bizimle ilgili bütün kötü emellerindeki iştahlarını kıracak ve onları bu tür kötü emeller hususunda ölüm orucuna sevk edecek en önemli tedbirin milli mutabakat kaynaklı bu müşterek tavır olduğunu asla unutmamalıyız.  

Meselenin siyasi yelpazesinde, böylesi bir müşterek tavrı temsil eden kurum ve kişiler göreceli bir önem sıralamasıyla toplumun öncüleri durumundadır. Bu öncülere öncülük edenin ise temsil ettiği konum ve kahir ekseriyetin teveccühüne mazhariyeti sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu ve olması gerektiği aşikardır. Öyleyse, her türlü hain niyet ve emellere karşı gösterilecek müşterek tavırda onun öncülüğünü kabul etmek ve bu öncülüğün hakkıyla ifası noktasında, her türlü siyasi düşünce ve görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak Erdoğan’ı desteklemek, onun görüş ve düşünceleri etrafında kenetlenmek milli bir zaruret, milli bir zorunluluktur.  

Hasımlarımız ve düşmanlarımız da işte işaret etmeye çalıştığımız bu merkez kabulü dağıtmanın, tahrip etmenin peşindeler. Ak Parti’nin bölüneceğini, Tayyip Erdoğan’ın 2019 seçimlerinde asla başarılı olamayacağını dillendirip yaymaya çalışmalarındaki birinci gaye ve hedef de budur. Halbuki dediklerinin, söylediklerini hiçbir toplumsal temeli hiçbir sosyolojik karşılığı yoktur.

İşte burada yazıyor ve söylüyorum. İnşallah takdirin tayin ettiği muhalif bir rüzgar esmediği sürece, Ak Parti asla bölünmeyecek, İttihad-ı İslam misyonlu görevi daha uzun süreler taşıyacak, ömrü, sağlığı el verdiği sürece de bu misyonun siyasi yelpazedeki en zirve temsilcisi Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. FETÖ patentli moral bozucu düşüncelere kapılmayı gerektirecek hiçbir zuhuratın olmadığını ve inşallah bizler istikametimizi koruduğumuz sürece de olmayacağını burada bir kez daha ifade ediyorum.    

Ak Parti’yi bölme hevesinde olanlar eğer bu partinin üyesi iseler bilsinler ki, önceki özgül ağırlıkları ne olursa olsun, böyle bir hevesle ortaya çıkarlarsa sıfırlanırlar. Bir aslana pençe iken elbette güçlü idiler; fakat kopuk bir ele dönüştüklerinde işte ancak o kadar iş görebilirler.

Ak Parti’yi bölme peşinde olanlar ve bilerek ya da bilmeyerek onların bu oyununa kendilerini alet edenler hem siyasi hezimet yaşayacaklar hem de vicdanlarına verecekleri utandırıcı cevapların baskısından kendilerini asla kurtaramayacaklardır. 

Bu millet, geçmişteki dine hizmetiyle, gelecekte yükleneceği misyonla gayretullah duvarı gibidir. Ona toslayan perişan olur. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı’yı yıkanların İkinci Dünya Savaşında nasıl bedeller ödediklerini başta düşmanlarımız ve hasımlarımız olarak herkes yaşayarak gördü. Üçüncüye cüret edenler de aynı akıbeti yaşayarak görürler..

 

  • muratmurat1 ay önce
    O bilir kardeşim sonuna kadar sana katılıyorum yalnız ufak bir eksiğin var makam ,mevki , para, çıkar , peşinde olanlar bu gün hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun komada ( bitkisel yaşamda ) olan adaletin ölmesinden yamalar sırf kendi menfaatleri için halbuki şunu hiç bilmezler bugün bana lazım olan adalet yarın kendilerine de lazım olabilir sn cumhurbaşkanı kendisi değilmiydi 28 şubat sürecinin yamuk adaletiyle yargılanıp hapis cezasına çarptırılıp adaleti eleştirip adalet dilenen bu gün ne oldu da sn cumhurbaşkanının eleştirdiği adalet düzeldi