Davutoğlu’nun eski danışmanı fitnekazanını ateşliyor

Bir süredir AK Parti’ye yönelik -eleştiri olarak nitelendirilemeyecek- yazılar kaleme alan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “emekli” Başdanışmanı Etyen Mahçupyan, fitne kazanını ateşlemeye devam ediyor. Ermeni kökenli yazar, bakın bu defa ne herzeler yumurtladı.

27 Mayıs 2016 Cuma 15:24
Davutoğlu’nun eski danışmanı fitnekazanını ateşliyor

İŞTE O YAZI:

Liderin konuşmasının ayakta dinlendiği, Merkez Karar Yürütme Kurulu’nun kişiliği ‘fazla’ öne çıkmış siyasetçilerden oluşmadığı, yeni Genel Başkan’ın yol, köprü ve başkanlık sistemi vaadinde bulunduğu bir AK Parti kongresi yaşandı. Pek fazla hukuk, özgürlük veya demokrasi lafı yoktu. Ama terörle mücadele öne çıktı.

Bu tablo bize önümüzdeki dönem AK Parti iktidarının temel niteliğini veriyor. Milliyetçiliği öne çıkartan bir çatışma atmosferinde daha ‘az’ demokratik bir yapılanmanın, halka sağlanacak hizmetler karşılığında kabul edilir kılınmasına dayanan bir strateji... Bu modelin Türkiye’nin sorunlarını çözüp, gerçekçi bir gelecek çizgisi yaratması zor. Görünen o ki AK Parti’nin gerçek anlamda ‘ikinci döneminden’ söz edebiliriz ve bu adım Erdoğan’ın bilinçli tercihini yansıtıyor...

Dolayısıyla birkaç gündür sorduğumuz soruya geri dönebiliriz. Cumhurbaşkanı olduğunda da Erdoğan’ın önünde böyle bir seçenek vardı ama onu seçmedi. En güçlü aday Yıldırım iken, Davutoğlu’nu tercih etti. Acaba neden? Bu iki yılda ne oldu ki Erdoğan şimdi Davutoğlu’nu ekarte edip Yıldırım’a dönüş yaptı?

Önce şu soru ile başlayalım: Acaba 2014 yılı ortasında Erdoğan işin özünde Yıldırım’ın olmamasını mı, yoksa Davutoğlu’nun olmasını mı istiyordu? Muhtemelen her iki faktör de vardı... Yıldırım’ın teşkilat ve bürokrasideki gücü, çok büyük finansal fonları yönetmiş olmaktan gelen avantajları Erdoğan’ın temkinli olmasına yol açmış olabilir. Parti içinde böylesi güç sahibi olanlar lidere destek verdikleri ölçüde liderliği de güçlendirirler ama aynı zamanda liderliğin benimsemeyeceği pazarlıkların da kapısını açarlar. Oysa Davutoğlu gibi teşkilat ve delege üzerinde nüfuzu olmayan bir aday çok daha elverişli gözükebilir.

(...) Sonuçta 2014 yılında Erdoğan iyi başbakan olacağını bildiği Davutoğlu’nu tercih etti. Partiyi nasıl olsa kendisinin uzaktan yönetebileceğini düşündü. Ama bu model iflas etti. Çünkü iyi bir başbakanın tamamen pasif bir genel başkanlığı sindirmesi zordu. Şimdi partinin ‘içerden’ bir genel başkan tarafından koordine edileceği, başbakanlığın ise fiilen Erdoğan’ın inisiyatifinde olacağı bir model göreceğiz. (...)

Etyen Mahçupyan / KARAR

Akit Arşiv sayfasından...

Haber Tarihi: 27 Mayıs 2016 Cuma 15:24

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    13 Aralık 2018