• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hazır mısınız kahkahaya? İşte Bülent Arınç'ın 'objektif' dediği isim

Bülent Arınç şaşırtmıyor. Arınç son olarak İsmail Saymaz'ı sahiplendi. Saymaz'ın objektif olduğunu iddia eden Bülent Arınç, durumu "trajik" ve "komik" olarak niteledi.

8 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yav he he

Sende bulunmaz devlet adamısın ele mi
  • 1 Saat Önce

Akıncı

Artık hiç konuşmasan çok daha iyi olacak hatta hiç ortalıkta görünme iyice düştün düştükçe düşüyorsun.
  • 1 Saat Önce

Teyo

Siyasiler her zaman;dön baba dön oynamakta çok mahirdir.
  • 1 Saat Önce

Turan

Şaban'ı unutmuşsun o daha "obcektif"! Traji komik olduğu gerçek ev hapsinde bakkala gitmek dışında herşeyi yapıyor!
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

BÜLENT ARINÇ KONUŞTU, NASRETTİN HOCA MEZARINDA TERS DÖNDÜ! Hazır mısınız kahkahaya? Siyaset dünyamızın bitmek tükenmek bilmeyen sürprizler kutusu Bülent Arınç, yine sahneye çıktı! Efendim, memlekette mizahın bittiğini, komedyenlerin işsiz kalacağını düşünenler hiç üzülmesin. Bülent Arınç sağ olsun, tek başına koskoca bir mizah sektörünü ayakta tutmaya kararlı görünüyor. Bu defaki açıklamasını duyunca önce takvime baktım. Acaba 1 Nisan mı? Sonra gözlüğümü sildim, haberi tekrar okudum. Yok, yanlış görmüyormuşum! Sayın Arınç, gazeteci İsmail Saymaz'ın objektif olduğunu söylemiş! Vallahi bu açıklamayı duyunca evdeki su terazisini alıp masanın üzerine koyasım geldi. Çünkü yıllardır objektifliğin ne olduğunu tartışan gazeteciler, akademisyenler ve siyaset bilimciler boşuna yorulmuşlar. Meğer objektifliğin ölçüsünü Bülent Bey biliyormuş! Şimdi düşünüyorum da acaba bundan sonra gazetecilere basın kartı yerine Arınç onaylı objektiflik belgesi mi verilecek? Belgenin üzerinde de şöyle yazacak: "Bu gazeteci tarafımdan incelenmiş, objektif bulunmuş ve kamuoyuna tavsiye edilmiştir. İmza: Bülent Arınç." İşin daha da eğlenceli tarafı, Arınç'ın İsmail Saymaz'ın ev hapsinde bulunmasını hem trajik hem de komik olarak değerlendirmesi. Sayın Arınç, siz hem trajedi hem komedi arıyorsanız tiyatroya gitmenize gerek yok. Siyaset sahnesinde söylediklerinizin bir kısmını yan yana getirsek üç perdelik oyun çıkar! Birinci perde: Arınç konuşur. İkinci perde: Millet şaşırır. Üçüncü perde: Nasrettin Hoca sahneye çıkar ve "Yahu, benim fıkralarım bile bu kadar güldürmüyordu!" der. Üstelik Bülent Bey açıklamasında Nasrettin Hoca'nın türbesini de örnek vermiş. Dört tarafı açık, kapısında kilit bulunan türbeye benzetmiş Saymaz'ın durumunu. Hocam, keşke Nasrettin Hoca'yı bu işe karıştırmasaydınız! Rahmetli Hoca bugün yaşasaydı herhâlde eşeğine ters binmekten vazgeçer, televizyonun karşısına geçip şöyle söylerdi: "Ben eşeğe ters bindim diye asırlardır benimle eğleniyorsunuz. Şu siyasette söylenenlere bakınca benim yaptığım gayet normal kalıyor!" Elbette bir gazetecinin hukuki durumunu tartışmak başka, objektifliğine kefil olmak başka meseledir. Basın özgürlüğü herkes için gereklidir. Bir insan hakkında soruşturma bulunması da onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Ancak bir gazetecinin tarafsızlığını ilan etmek için yalnızca onu beğenmek yeterli midir? İşte benim asıl merak ettiğim budur. Sayın Arınç'a sormak isterim: Objektiflik dediğiniz şey nedir? Herkese aynı mesafede durmak mı, yoksa sizin objektif bulduğunuz kişiye yakın durmak mı? Çünkü siyasette öyle bir objektiflik anlayışı gelişti ki insan bazen fotoğraf makinesinden bile şüphe ediyor. Objektifi var ama nereye çevrildiği belli değil! Bir de işin şu tarafı var: Bülent Arınç yılların siyasetçisi. Meclis Başkanlığı yapmış, Başbakan Yardımcılığı yapmış, devletin en önemli makamlarında bulunmuş bir isim. Dolayısıyla söyledikleri sıradan bir kahvehane sohbeti gibi değerlendirilemez. Ama gelin görün ki bazı açıklamalarını duyunca insanın aklına ister istemez kahvehanedeki o meşhur amca geliyor. Hani herkesin konuşmasını dikkatle dinler, sonunda çayından bir yudum alıp öyle bir cümle kurar ki bütün masa birbirine bakar. Birisi dayanamayıp sorar: "Amca, sen şimdi kimin tarafındasın?" Amca cevap verir: "Evladım, ben hakikatin tarafındayım!" "Peki hakikat nerede?" "Onu da yarınki açıklamamda söylerim!" İşte siyasetimizin en büyük eğlencelerinden biri de budur. Bazı açıklamaları anlamak için sözlük yetmez, pusula gerekir. Hatta pusula da yetmez, navigasyon gerekir. Çünkü cümleye Ankara'dan girersiniz, çıkışta kendinizi bambaşka bir yerde bulabilirsiniz. Sayın Arınç'ın görüşlerine katılmak zorunda değiliz. Elbette kendisi istediği gazeteciyi beğenebilir, savunabilir, takdir edebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Fakat biz de onun değerlendirmesini eleştirebilir, hatta biraz mizahla karşılayabiliriz. Ne de olsa ifade özgürlüğü yalnızca Arınç'ın objektif buldukları için değil, onun açıklamalarına gülenler için de geçerli olmalıdır! Son olarak Bülent Bey'e küçük bir ricam olacak. Sayın Arınç, mümkünse bir sonraki açıklamanızdan önce millete haber verin. Çayımızı demleyelim, çekirdeğimizi hazırlayalım, koltuğumuza rahatça oturalım. Çünkü sizin açıklamalarınız bazen haber bülteninden çok sürprizlerle dolu bir tiyatro oyununu andırıyor. Ve unutmayın Sayın Arınç: Nasrettin Hoca eşeğine ters binerek tarihe geçti. Siz de siyasetin objektiflik tartışmalarına öyle bir katkı yaptınız ki bundan sonra millet su terazisine bakarken bile sizi hatırlayabilir! Gülmek güzeldir, güldürmek de güzeldir. Ama insanı en çok güldüren şey, ciddi ciddi söylenen ve dinleyenin hayretler içinde kaldığı sözlerdir. Ne diyelim? Allah siyasilerimize sağlıklı ömürler versin. Bazıları konuşmaya devam ettikçe bu memlekette mizah malzemesi kolay kolay tükenmeyecek!
  • 1 Saat Önce

Çuvaldız

Bana birisi çıksın açıklasın. Bu kişi hala AK PARTİ de nasıl durabiliyor?
  • 1 Gün Önce

Vay vay

Milletin parasına çöküp malı götürenler dışarıda geziyorlar, paraları çatır çatır yiyorlar..
  • 1 Gün Önce

Yusuf Yılmaz

Adam doğru tespit yapmış, adam haberci eve tıkmışsın televizyon da hala konuşuyor. Nasrettin hoca fıkrası gibi :)
  • 1 Gün Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23