• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Sıra onda mı? Mustafa Sarıgül'ün kayıt dışı serveti mercek altında!

Sarıgül ailesine yönelik soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan Titanic Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aygün teslim oldu. Soruşturmada, Mustafa Sarıgül’ün yaklaşık 150 milyon avro değerindeki Belek’te bulunan Titanic Deluxe Otel’in gizli ortağı olduğu iddiası da inceleniyor.

4 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

hasel

Yerinde karar.ZATEN,ŞİŞLİYİ yedi bitirdi.Bunlar baştan beri SOYGUN GÜLÜ.
  • 4 Dakika Önce

Eses

Allah düşüşü sert olsun diye bazı kulların yükselmesine bir süre izin verir sözü tam da bu olaya uygun. Taa Şişli Belediyeciliği döneminden bekletilen şeyler, kaset olayı ile de birlikte büyük bir zillet getirdi.
  • 12 Dakika Önce

Selim Candan

Mustafa Sarıgül mü? Sıra onda mı? Hele şu Şişli Belediye Başkanlığı dönemini bir incelesin uzmanlar. Bakalım neler çıkacak?
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

DİKKAT! BU BİR SOYGUN İDDİASIDIR, MİLLETİN VEKİLİ ŞAİBE TAŞIYAMAZ! SİYASETTE BEYAZ GÖMLEK GİYEN, ÜZERİNDE LEKE TAŞIMAYACAK! Türkiye'de artık öyle iddialar duyuyoruz ki insan ister istemez kendi kendine soruyor: Bu memlekette siyaset, millete hizmet etmenin yolu mudur, yoksa bazıları için servet biriktirmenin en kestirme yolu mu? Son olarak Mustafa Sarıgül'ün adı, son derece ciddi bir servet iddiasıyla gündeme geldi. Sarıgül ailesine yönelik yürütüldüğü belirtilen soruşturma kapsamında, Titanic Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aygün'ün teslim olduğu haberleri kamuoyuna yansıdı. Asıl dikkat çekici olan ise Antalya Belek'te bulunan, yaklaşık 150 milyon avro değerinde olduğu ileri sürülen Titanic Deluxe Otel'de Mustafa Sarıgül'ün gizli ortaklığı bulunduğu iddiası! Dile kolay, 150 milyon avro! Elbette bir otelin değerinin 150 milyon avro olması, bir milletvekilinin o kadar serveti bulunduğu anlamına gelmez. Ancak gizli ortaklık iddiası doğruysa, işte o zaman sorulması gereken çok ciddi sorular vardır. Bu ortaklık varsa neden gizlidir? Sermayenin kaynağı nedir? Mal varlığı beyanlarında yer almış mıdır? Vergisi ödenmiş midir? Milletin bilmediği başka ortaklıklar da var mıdır? Bunların hepsi açıklığa kavuşturulmalıdır. Buradan açıkça söylüyorum: Dikkat! Eğer bu iddiaların arkasında kayıt dışı kazanç, haksız servet veya kamu gücünün kötüye kullanılması varsa bunun adı yalnızca yolsuzluk değil, milletin güveninin soyulmasıdır! Ama iddia ile ispatı birbirine karıştıracak da değiliz. Suçun varlığına mahkeme karar verir. Bizim istediğimiz, hiçbir şüphenin karanlıkta bırakılmamasıdır. Benim siyaset anlayışımda milletvekili, milletin efendisi değil, hizmetkârıdır. Milletin oyuyla Meclis'e giden bir insanın omuzlarında yalnızca siyasi sorumluluk değil, ahlaki sorumluluk da vardır. Bir milletvekili, en az temsil ettiği millet kadar temiz olmak zorundadır. Hatta örnek olması gerektiği için daha da titiz davranmalıdır. Eskilerin güzel bir sözü vardır: Siyah her türlü lekeyi kaldırır, fakat beyaz küçücük bir lekeyi bile gösterir. Siyasetçinin gömleği beyaz olmalıdır. Çünkü millet ona yalnızca oyunu değil, güvenini de emanet etmiştir. Şimdi buradan Sayın Mustafa Sarıgül'e sesleniyorum: Sayın Sarıgül! Hakkınızda ortaya atılan iddialar sıradan iddialar değildir. Konu birkaç tapu, birkaç banka hesabı meselesinin çok ötesindedir. Ortada gizli ortaklık ve kayıt dışı servet şüphesi bulunmaktadır. Siz bu milletin vekilisiniz. O hâlde milletin karşısına çıkıp her şeyi açıkça anlatmak da sizin sorumluluğunuzdur. Ben sizin yerinizde olsam, TBMM'nin dokunulmazlığımı kaldırmasını beklemeden kürsüye çıkar, hakkımdaki iddiaların bütün yönleriyle araştırılmasını bizzat isterdim. Hatta hukuken mümkün olan usuller çerçevesinde dokunulmazlığımın kaldırılması için gereken girişimleri kendim başlatırdım. Çünkü temiz bir insanın en büyük güvencesi makamı değil, alnının akıdır. Şunu da unutmayalım: Milletvekilliği dokunulmazlığı, millet iradesini korumak içindir. Hiçbir siyasetçinin şahsi hesaplarını veya varsa hukuk dışı işlerini koruyan bir zırh olarak görülmemelidir. Peki, Mustafa Sarıgül böyle bir adım atar mı? İşte asıl merak ettiğim budur! Yoksa susmayı, beklemeyi ve iddiaların zamanla unutulmasını mı tercih eder? Elbette susmak tek başına suçluluk delili değildir. Fakat böylesine ağır iddialar karşısında kamuoyunun açıklama beklemesi de son derece doğaldır. Ben bu meseleye parti gözlüğüyle bakmıyorum. Aynı iddialar AK Partili bir milletvekili hakkında ortaya atılsa, ondan da aynı açıklığı ve hesap verme cesaretini beklerim. Çünkü benim için mesele kişinin hangi partiden olduğu değil, milletin emanetine ne kadar sadık kaldığıdır. Hırsızlığın partisi, yolsuzluğun ideolojisi, haram servetin siyasi rengi olmaz! Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, suçlamalar karşısında birbirini koruyan siyasetçiler değil, gerektiğinde kendi hakkında bile araştırma yapılmasını isteyen dürüst devlet adamlarıdır. Bir insanın malı mülkü olabilir. Zenginlik başlı başına suç değildir. Fakat siyasetçi zenginse servetinin kaynağını açıklayabilmeli, hakkında ciddi şüpheler varsa bunların giderilmesine yardımcı olmalıdır. Millet pazardan aldığı domatesin hesabını yaparken, emekli ay sonunu getirmek için kuruşları sayarken, asgari ücretli evinin kirasını düşünürken, siyaset dünyasında milyonlarca avroluk gizli ortaklık iddialarının ortaya çıkması elbette vicdanları yaralar. Ve ben soruyorum: Milletin vekili olmak, milletin derdini taşımak mıdır, yoksa milletin hayal bile edemeyeceği servetlerin gölgesinde yaşamak mıdır? Sayın Sarıgül! Şimdi söz sizde. Çıkın, belgelerinizle konuşun. İddiaları çürütün. Varsa mal varlığınızı ve ortaklık ilişkilerinizi hukukun ve kamuoyunun önünde açıklığa kavuşturun. Gerekiyorsa dokunulmazlığınızın kaldırılmasını kendiniz isteyin. Böylece hem kendinize hem de temsil ettiğiniz millete karşı sorumluluğunuzu yerine getirmiş olursunuz. Unutmayın, insanın üzerine atılan çamuru temizlemek mümkündür. Fakat o çamurun altında gerçekten bir kir varsa, onu ne makam örter ne unvan ne de siyasi dokunulmazlık! Şimdi bekliyoruz. Bakalım Mustafa Sarıgül, hakkında ortaya atılan bu ağır iddiaların aydınlatılması için cesur bir adım mı atacak, yoksa kamuoyunu cevapsız sorularla baş başa mı bırakacak? Eskilerin meşhur deyimiyle: Kırk katır mı, kırk satır mı? Ama aslında üçüncü ve çok daha onurlu bir yol var: Çıkıp bütün gerçekleri ortaya koymak! Çünkü milletin vekiline yakışan, şüphelerin arkasına saklanmak değil, hakikatin karşısında dimdik durmaktır. SON SÖZÜM ŞUDUR: MİLLETİN VEKİLİ, MİLLETİN GÜVENİNİ TAŞIR. O GÜVENİN ÜZERİNE DÜŞEN GÖLGEYİ AYDINLATMAK DA ÖNCELİKLE KENDİSİNE DÜŞER!
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23