• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Vesayetçi zihniyetin adliyesinde hesap vakti! 367 krizinin mimarı Sabih Kanadoğlu'nun oğluna skandal konuşması nedeniyle soruşturma!

Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun oğlu hukukçu Korkut Kanadoğlu’nun İstanbul Barosu Genel Kurulu’ndaki konuşması tepki çekmişti. Yargı mensuplarına seslenen Kanadoğlu’nun “Uyumayan yargıçlar”, “Bu kararlarınızı not ediyoruz” ve “Kamuoyuyla paylaşacağız” şeklindeki ifadelerine Cumhuriyet Başsavcılığı re'sen soruşturma başlattı.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Turan

Ne vesayet, ne vesayetçiler biter! Saltanat ilelebet devam! Dedesi vekildi, babası vekildi, kendisi de 6 dönemdir milletvekili... Aynı saltanat hayatın diğer alanlarında da devam ediyor!
  • 1 Saat Önce

Ahmet Gözüküçük

Senin baban bu ülkeye bir garabet yaşattı senin proforlugun bile sorgulanmalı bizde sizi not ediyoruz halk olarak hırsız savunucuları sarı gül hakkında bir şey dedin mi tezcacin kızı hakkında pestamalli uşak belediye başkanına Manavgat takı altınlara imamaoglu hakkında konustunmu sen ki babadan ogula halkı sömürenler katagorisinde olanlar
  • 1 Saat Önce

Kanatsız

Siz ona merhum diyorsunuz ya ben ona hakkımı helal etmiyorum
  • 2 Saat Önce

ata

şimdi ne yazsım.... sonra hemen dava...

Beyazıd

Adam fişleme yaptığını böğürüyor hükümet gereğini yapmalı ne güzel bak hemen müdahale işte bu ama fon olayında uyumuslar neden acaba
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

BABADAN MİRAS 367, OĞULDAN YARGIYA GÖZDAĞI! Baba Sabih Kanadoğlu, oğul Korkut Kanadoğlu… Anlaşılan bu ailede hukuk yalnızca bir meslek değil, memleketin yargısına ayar verme konusunda nesilden nesile aktarılan bir aile geleneği! Türkiye'de bazı insanların öyle güzel ayrıcalıkları var ki insan ister istemez imreniyor! Sıradan vatandaş mahkeme kapısına gittiğinde hâkime saygıyla hitap eder, kararını beğenmezse itiraz eder, hakkını hukuk yollarında arar. Fakat bazıları için bunlar biraz fazla zahmetli işler! Hele bir de soyadınız Kanadoğlu ise işin rengi değişiyor. Baba eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, oğul hukukçu… Üzerine bir de Kemalist çevrelerin alışıldık vesayetçi anlayışı eklenince ortaya tadından yenmez bir demokrasi manzarası çıkıyor! Rahmetli Sabih Kanadoğlu'nu hatırlarsınız. Türk siyasi tarihine geçen meşhur 367 krizinin hukukî mimarı olarak tanınırdı. Milletvekilleri Meclis'e girmiş, millet iradesi tecelli etmiş ama cumhurbaşkanı seçimi söz konusu olunca birdenbire ortaya 367 diye bir mesele çıkmıştı. O günlerde insanın aklına şu soru geliyordu: Bu memlekette cumhurbaşkanını milletin seçtiği milletvekilleri mi belirleyecek, yoksa birilerinin hukuk yorumları mı? Neyse ki Türkiye o günleri de geride bıraktı. Derken yıllar geçti, bu defa sahneye oğul Korkut Kanadoğlu çıktı! İstanbul Barosu Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada yargı mensuplarına seslenerek, haberlerde aktarıldığı üzere, "Uyumayan yargıçlar", "Bu kararlarınızı not ediyoruz" ve "Kamuoyuyla paylaşacağız" ifadelerini kullandı. Aman efendim, ne kadar da zarif bir hukuk dili! İnsanın neredeyse, "Buyurun efendim, hangi kararımızı hangi deftere yazmamızı arzu edersiniz?" diye sorası geliyor. Hâkimler karar verirken Anayasa'ya, kanunlara ve vicdanî kanaatlerine göre hareket edeceklerini sanıyorlardı. Meğer bir de Kanadoğlu ailesinin not defterini hesaba katmaları gerekiyormuş! Şimdi insan merak ediyor: Bu not defteri acaba çizgili mi, kareli mi? Hâkimlerin isimleri alfabetik sırayla mı yazılıyor? Kararlar beğenilmediğinde yanlarına kırmızı kalemle çarpı mı atılıyor? Bir de yıl sonunda karne dağıtılırsa hiç şaşırmayalım! "Sayın hâkim, bu yıl verdiğiniz kararlar beklentilerimizi karşılamadı. Hukuk bilginiz yeterli olabilir ama bizim düşüncelerimize uyum konusunda biraz daha çalışmanız gerekiyor!" İşte size vesayetçi zihniyetin hayalî hukuk akademisi! Elbette bir hukukçunun mahkeme kararlarını eleştirmesi en doğal hakkıdır. Hatalı kararlar kamuoyuyla da paylaşılabilir. Hatta hukuk devletinde yargı kararlarının eleştirilmesi, adaletin gelişmesine katkı sağlayabilir. Fakat burada asıl mesele, eleştirinin hangi üslupla yapıldığıdır. Bir hukukçu çıkıp "Bu kararlarınızı not ediyoruz" dediğinde, hele bunu yargı mensuplarına doğrudan hitap ederek söylediğinde, insanların aklına ister istemez şu soru gelir: Bu bir hukukî değerlendirme midir, yoksa hâkimlere yönelik bir gözdağı olarak mı anlaşılmalıdır? İşte Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı bildirilen soruşturma da bu tartışmanın hukukî boyutunu ortaya koyacaktır. Soruşturma açılması elbette suçun sabit olduğu anlamına gelmez. Ama bizim asıl üzerinde durduğumuz mesele daha başka. Bu ülkede bazı çevreler demokrasiyi yalnızca kendi düşünceleri kazandığında, yargı bağımsızlığını da yalnızca mahkemeler kendi istedikleri kararları verdiğinde hatırlıyor. Kendi düşüncelerine uygun karar veren hâkim bağımsız, aksi yönde karar veren hâkim ise hemen sorgulanması gereken kişi oluveriyor! Ne güzel dünya değil mi? Seçim sonuçları hoşlarına gitmezse millet yanlış tercih yapmıştır. Mahkeme kararları hoşlarına gitmezse yargı görevini yapmamıştır. Hükümet politikalarını beğenmezlerse rejim tehlikededir. Peki, bu memlekette herkes sizin istediğiniz gibi düşünmek, sizin istediğiniz gibi karar vermek zorunda mı? Hukuk fakültesi diploması insana hukuk bilgisi kazandırır; hâkimler üzerinde amirlik yetkisi vermez. Eski bir yüksek yargı mensubunun oğlu olmak da kimseye ayrıcalıklı bir denetim makamı sağlamaz. Türkiye Cumhuriyeti'nin mahkemeleri kimsenin aile şirketi değildir! Hâkimler de herhangi bir ideolojik grubun emrindeki hizmetliler değildir! Birileri hâlâ eski Türkiye'nin alışkanlıklarını özlüyor olabilir. Siyasete ayar verilen, millet iradesinin hukuk tartışmalarıyla kuşatıldığı, kendisini devletin asıl sahibi zanneden çevrelerin herkese parmak salladığı günleri hasretle hatırlıyor olabilir. Fakat kusura bakmasınlar, bu millet o günlerin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Dahası, insanın aklına ister istemez bir başka soru geliyor: Acaba Kanadoğlu soyadını taşımasaydı bu sözler aynı ağırlıkla gündeme gelir miydi? Bunu bilemeyiz. Ancak hukuk dünyasında soyadlarının değil, söylenen sözlerin ve yapılan işlerin konuşulması gerektiğini pekâlâ biliriz. Son sözümüzü de biraz mizahla bitirelim. Baba 367 hesabıyla siyasi tarihe geçti. Oğul da yargı kararlarını not ettiğini söylüyor. Anlaşılan ailede hesap kitap merakı hayli kuvvetli! Ancak unutulmaması gereken küçük bir ayrıntı var: Türkiye'de hukuk hesabını ne babalar ne oğullar ne de kendisini milletin üzerinde gören ideolojik çevreler keser. Hukukî hesabın yeri bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Herkes konuşabilir, herkes eleştirebilir. Ama hiç kimse kendisini hâkimlerin üzerinde bir makamda göremez. Yüce Allah ülkemizi adaletsizlikten, hukuku kendi ideolojisine hizmet ettirmek isteyenlerden ve millete tepeden bakmayı alışkanlık hâline getiren her türlü vesayetçi zihniyetten korusun. Çünkü adaletin gözleri bağlıdır; ama birilerinin soyadını görünce gözündeki bağı açacak değildir!
  • 2 Saat Önce

ata

bi köşe verin de yazsın...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23