• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Akit yazsa, anında hapis cezasını basarlardı! ADD’nin afişinde ‘Kemal Otelci’ skandalı

Siyasi varlıklarını Mustafa Kemal ismine borçlu olan ve Atatürk istismarcılığından nemalanan Kemalistler fena yakalandı. CHP/YP’lilerin yetiştiği ideolojik üs olan ve sürekli skandallarla gündeme gelen Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubesince hazırlanan bir afiş, M. Kemal istismarcılarının maskesini düşürdü. ADD Çankaya Şubesince organize edilen ve Yeni Parti Ankara Milletvekili Aylin Yaman’ın katılacağı program afişinde Atatürk’ün imzasını değiştirilerek “K. Atatürk” yerine “K.Otelci” şeklinde yazıldı.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

BU VATANIN TAPUSU SİZDE Mİ, BEYLER? Atatürk’ün adını dilinden düşürmeyenler, önce kendi samimiyetlerinin hesabını versinler! Türkiye’de yıllardır kendilerini Cumhuriyet’in yegâne sahibi, Atatürk’ün tek mirasçısı, laikliğin değişmez bekçisi olarak gören bir zihniyet var. Bunlara göre Atatürk’ü sevmek de Cumhuriyet’e sahip çıkmak da ancak onların belirlediği ölçüler içerisinde mümkündür. Onlar gibi düşünmüyorsanız hemen Cumhuriyet düşmanı, gerici, yobaz veya çağ dışı ilan edilirsiniz. İyi de beyler, size bu yetkiyi kim verdi? Bu milletin düşüncelerini denetleme makamına sizi kim tayin etti? Cumhuriyet’in tapusunu babanızdan mı miras aldınız? Önce şu gerçeği kabul edeceksiniz: Türkiye Cumhuriyeti sizin özel mülkünüz, Türk milleti de ideolojik vesayetiniz altında yaşayan bir topluluk değildir! Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubesi tarafından hazırlandığı belirtilen bir program afişi üzerinden ortaya atılan iddia, tam da bu zihniyetin samimiyetini sorgulamamıza vesile oldu. İddiaya göre afişte Atatürk’ün imzası değiştirilerek “K. Atatürk” yerine “K. Otelci” yazılmış. Şayet bu iddia doğruysa ortada yalnızca bir afiş skandalı değil, ciddi bir tutarsızlık vardır. Çünkü yıllardır Atatürk’ün adını, imzasını, resmini ve hatırasını dokunulmazlık derecesinde savunanların kendi hazırladıkları bir afişte böyle bir değişikliğe nasıl izin verdiklerini açıklamaları gerekir. Düşünebiliyor musunuz? Başkalarının en küçük sözünü bile Atatürk’e hakaret sayabilecek kadar hassasiyet gösteren çevreler, kendi kapılarının önündeki yanlışları görmezden gelebiliyor! Demek ki mesele yalnızca Atatürk sevgisi değilmiş. Mesele, o sevgiyi kimin ifade ettiği ve kimin üzerinden siyaset yaptığıymış! Benim asıl itirazım da işte bu ikiyüzlü anlayışadır. Atatürk’ü sevmek bir vatandaşın tercihidir, saygı göstermek başka bir meseledir. Fakat Atatürk’ün adını kullanarak millete tepeden bakmak, kendisini diğer vatandaşlardan üstün görmek, insanların inançlarını küçümsemek ve farklı düşünceleri susturmaya kalkışmak ne Cumhuriyetçilikle ne de demokrasiyle bağdaşır. Atatürk sevgisi kimsenin siyasi geçim kapısı, Cumhuriyet de kimsenin ideolojik dükkânı olmamalıdır. Yıllardır aynı manzarayı seyrediyoruz. Milletin inancına mesafeli duran, başörtülü insanları küçümseyen, dinî değerleri geri kalmışlığın işareti gibi göstermeye çalışan kimi çevreler, iş Atatürk’e gelince birdenbire saygı ve hoşgörü öğretmenliğine soyunuyor. Peki, sizin saygı anlayışınız neden tek taraflı? Sizin değerleriniz değer de milletin inancı değersiz mi? Sizin hassasiyetleriniz korunacak da Müslüman bir vatandaşın hassasiyetleri neden küçümsenecek? Bir insanın başörtüsünden rahatsız olup kendi ideolojik sembollerine mutlak saygı beklemek hangi adalet anlayışının ürünüdür? Bu millet sizin öğrenciniz, siz de onun başöğretmeni değilsiniz beyler! Unutmayınız ki bu ülkenin gerçek sahibi, kendisini bir ideolojinin temsilcisi ilan eden küçük gruplar değil, seksen milyonu aşkın vatandaşıyla Türk milletidir. Cumhuriyet kurulurken bu toprakların bedeli yalnızca bir kişinin veya bir siyasi düşüncenin mensupları tarafından ödenmedi. Bu vatan uğruna Anadolu'nun dört bir yanından insanlar can verdi. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da şehit düşenlerin arasında nice dindar Anadolu evladı vardı. O insanların torunlarına bugün kendi vatanlarında ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Dahası, Cumhuriyet’i savunduğunu söyleyen bir insanın öncelikle millet iradesine saygı göstermesi gerekir. Sandıktan kendi istediği sonuç çıkmadığında milleti küçümsemek, seçmeni cahillikle suçlamak, demokrasiye yalnızca kendi düşüncesi iktidara geldiğinde sahip çıkmak gerçek bir Cumhuriyetçilik değildir. Bunun adı olsa olsa demokrasi kılığına sokulmuş ideolojik tahakkümdür. Buradan kendisini Atatürkçülüğün tek yetkili temsilcisi gibi görenlere bir sözüm var: Atatürk’ü gerçekten seviyorsanız onun adını siyasi kavgalarda bir sopa gibi kullanmaktan vazgeçin. İnsanları Atatürkçü olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmayın. Milletin inancıyla uğraşmayın. Vatandaşların nasıl yaşayacağına, neye inanacağına, ne düşüneceğine karar verme hevesinden kurtulun. Ve en önemlisi, kendiniz için istediğiniz saygıyı başkalarından esirgemeyin. Atatürk’ün imzasının değiştirildiği iddiasına gelince... Bu olayın sorumluları çıkıp açıklama yapmalıdır. Gerçekten böyle bir değişiklik yapılmışsa neden yapılmıştır? Bir tasarım hatası mıdır, bilinçli bir tercih midir? Yoksa bambaşka bir açıklaması mı vardır? Kimseye peşinen suç yüklemiyorum. Fakat yıllardır başkalarına hassasiyet dersi verenlerin kendi uygulamalarında da aynı titizliği göstermelerini beklemek en doğal hakkımızdır. Çünkü samimiyet, insanın başkalarına uyguladığı ölçüyü kendisine de uygulamasıyla anlaşılır. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Benim için bir insanın değeri, kendisini Kemalist, Atatürkçü, muhafazakâr veya başka bir siyasi kimlikle tanımlamasından önce dürüstlüğüyle, adaletiyle, ahlâkıyla ve insanlara gösterdiği saygıyla ölçülür. Kimse Atatürk’ü sevdiğini söyleyerek ahlâk ve dürüstlük sınavından muaf tutulamaz. Kimse Cumhuriyet’i savunduğunu iddia ederek milletin üzerinde bir makam sahibi olamaz. Bu vatanın tapusu ne Kemalistlerin cebindedir ne de herhangi bir siyasi partinin kasasında! Bu vatan, uğruna can veren şehitlerimizin bizlere emanetidir. Ve beyler, artık şunu anlayın: Atatürk'ün arkasına saklanarak millete efendilik taslama devri çoktan kapanmıştır. Bu millet kendisine efendi aramıyor. Hele kendi değerlerini küçümseyip başkalarına saygı dersi veren ideolojik bekçilere hiç ihtiyacı yok! Millete saygı duymayı öğrenin. Çünkü Cumhuriyet’in gerçek anlamı, milletin üzerinde efendilik kurmak değil, milletin iradesine saygı göstermektir.
  • 3 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23