• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

27 Ekim 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Sözünü istifadelerinize sunuyoruz... (27 Ekim 2026)

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

KARI KOCA NASIL OLMALIDIR? İslâm'ın Işığında Huzurlu Bir Aile, Mutlu Çocuklar ve Saygı Gören Büyükler Bir evin huzuru, içindeki eşyaların değeriyle değil, insanların birbirlerine gösterdiği sevgi, saygı ve merhametle ölçülür. Evlilik, iki insanın yalnızca aynı çatı altında yaşaması değildir. Evlilik; iyi günde sevinci, kötü günde kederi paylaşmak, birbirinin kusurlarını örtmek ve Allah'ın rızasını kazanmak için birlikte mücadele etmektir. Yüce Allah, Rum Suresi'nin 21. ayetinde eşler arasında sevgi ve merhamet yaratıldığını bildirir. Demek ki evliliğin temelinde kavga, üstünlük mücadelesi ve birbirine hükmetme arzusu değil; huzur, sevgi ve merhamet bulunmalıdır. 1. Karı Koca Birbirinin Rakibi Değil, Hayat Arkadaşıdır Bazı evliliklerde eşler birbirlerine karşı sanki bir yarış içerisindedir. Kimin sözü geçecek? Kim haklı çıkacak? Son kararı kim verecek? Oysa evlilik bir iktidar mücadelesi değildir. Erkek, eşini hizmetçisi olarak görmemelidir. Kadın da kocasını yalnızca evin maddi ihtiyaçlarını karşılayan biri olarak değerlendirmemelidir. Her ikisi de birbirinin hayat arkadaşı, sırdaşı ve en yakın dostu olmalıdır. Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi'nin 187. ayetinde eşler birbirlerinin elbisesi olarak nitelendirilir. Elbise insanı örter, korur ve mahremiyetini muhafaza eder. İşte eşler de birbirlerinin kusurlarını başkalarına anlatmak yerine örtmeli, birbirlerini korumalıdır. 2. Erkek Eşine Karşı Kaba ve Kırıcı Olmamalıdır Bir erkeğin gerçek gücü, eşine bağırmasında veya evde korku oluşturmasında değildir. Gerçek güç, öfkelendiğinde kendisine hâkim olabilmesindedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır." (Tirmizî) Bir erkek dışarıda herkese güler yüz gösterirken evine geldiğinde eşine kötü davranıyorsa kendi ahlakını sorgulamalıdır. Eşine güzel söz söylemek, onun düşüncelerini dinlemek, ev işlerinde yardımcı olmak ve gönlünü almak erkeği küçültmez; aksine değerini yükseltir. Kadın, kocasının hizmetçisi değil, Allah'ın kendisine emanet ettiği hayat arkadaşıdır. 3. Kadın da Eşine Karşı Saygılı ve Anlayışlı Olmalıdır Evlilikte saygı tek taraflı değildir. Kadın da eşinin onurunu korumalı, onu başkalarının yanında küçük düşürmemeli ve sürekli başka erkeklerle kıyaslamamalıdır. Ailenin maddi imkânları sınırlıysa eşler birbirlerine anlayış göstermelidir. Her insanın kusuru olabilir. Önemli olan bu kusurları sürekli gündeme getirerek birbirini incitmek değil, birlikte düzeltmeye çalışmaktır. Ancak saygı, hiçbir zaman haksızlığa veya şiddete boyun eğmek anlamına gelmez. İslâm'ın emrettiği güzel geçim hem kadının hem erkeğin hakkıdır. 4. Çocuklarınızın Yanında Tartışmayın, Onların Dünyalarını Yıkmayın! Ey anne babalar! Aranızda anlaşmazlıklar olabilir. Farklı düşünebilir, zaman zaman birbirinize kızabilirsiniz. Ancak çocuklarınızın yanında bağırarak kavga etmeyin, birbirinize hakaret etmeyin, tehditler savurmayın. Çünkü çocuklar sizin tartışmalarınızı yetişkinler gibi değerlendiremez. Bir çocuk annesinin ağladığını, babasının bağırdığını gördüğünde korkabilir. "Acaba annemle babam ayrılacak mı?" "Babam bizi terk edecek mi?" "Yoksa bütün bunlar benim yüzümden mi oluyor?" İşte bu sorular küçücük bir çocuğun zihninde dolaşabilir. Siz bir saat sonra barışabilirsiniz. Fakat çocuğunuz yaşadığı korkuyu uzun süre unutamayabilir. Anne babalar arasındaki tartışmaların en masum seyircileri çocuklardır. Fakat bazen en derin yarayı da onlar alırlar. Anlaşmazlıklarınızı mümkün olduğunca çocukların bulunmadığı sakin ortamlarda konuşun. Çocuklarınızı taraf tutmaya zorlamayın. Onları birbirinize karşı kullanmayın. Elbette çocukların her fikir ayrılığından tamamen uzak tutulması mümkün değildir. Önemli olan, anne babalarının anlaşmazlıkları saygıyla çözebildiğini görmeleridir. Çocuğunuzun önünde yanlış yaptıysanız özür dilemeyi de bilin. Unutmayın, çocuklarınızın en büyük ihtiyacı pahalı oyuncaklar değil, kendilerini güvende hissedecekleri huzurlu bir yuvadır. 5. Çocuklarınızı Dedelerinin ve Ninelerinin Yanında Azarlamayın! Ey anne babalar! Sizden özellikle bir ricamız var. Çocuklarınızı dedelerinin ve ninelerinin yanında bağırarak azarlamayın, aşağılamayın, küçük düşürmeyin! Elbette çocuklarınızın terbiyesi sizin sorumluluğunuzdadır. Ancak terbiye etmek başka, çocuğun kalbini kırmak başkadır. Bir düşünün! Yıllarca sizi büyütmüş, hastalandığınızda başınızda beklemiş, üzüldüğünüzde sizinle üzülmüş anneniz ve babanız, şimdi kendi torunlarının gözlerinin önünde azarlandığını görüyor. Acaba onların yüreği sızlamaz mı? Bir dede için torun, yalnızca küçük bir çocuk değildir. O, kendi evladından bir parçadır. Bir nine için torun, yıllar önce büyüttüğü yavrusunun sevgisini yeniden yaşamaktır. Siz çocuğunuza sertçe bağırdığınızda, belki birkaç dakika sonra öfkeniz geçer. Ama torununun gözyaşlarını gören dedenin ve ninenin üzüntüsü hemen geçmeyebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir." (Tirmizî) Ne kadar anlamlı bir ölçü! Hem küçüğe merhamet edeceğiz hem büyüğe saygı göstereceğiz. Çocuğunuz yanlış yaptığında sakin bir şekilde uyarın. Gerekirse uygun bir yerde baş başa konuşun. Hatasını anlatın, doğru davranışı öğretin. Çocukların güvenliğini ilgilendiren bir tehlike varsa elbette hemen müdahale edin. Ancak müdahaleniz hakaret ve aşağılama içermesin. Dedeler ve nineler de anne babaların makul terbiye kurallarına saygı göstermeli, çocukların önünde onların sözünü değersizleştirmemelidir. Çocuk terbiyesinde en güzel yol, sevgiyle sınır koymak ve merhametle doğruyu öğretmektir. 6. Bir Dedenin Yüreğinden Anne Babalara Sesleniş Ben de bir dedeyim. Torun sevgisinin ne demek olduğunu bilenlerdenim. İnsan kendi çocuklarını büyütürken hayatın telaşı, geçim sıkıntısı ve sorumlulukları arasında bazen yeterince gösteremediği sabrı, torunlarına göstermek ister. Torunlarının gülüşüyle mutlu olur. Onların bir güzel sözüyle bütün yorgunluğunu unutur. Torununun küçücük elleriyle boynuna sarılması, bir dedenin dünyalara değişmeyeceği mutluluklardan biridir. Ama bir de torununun gözünün önünde azarlandığını görmek vardır. İşte o zaman dedenin yüreği sızlar. Bazen sesini çıkaramaz. Çünkü evladının çocuk yetiştirme sorumluluğuna karışmak istemez. Bazen müdahale etmek ister ama aile içinde yeni bir tartışma çıkmasından çekinir. İçinden yalnızca şu sözler geçer: "Evladım, ben senin de babanım. Seni de büyüttüm. Senin de çocukluğunu gördüm. Şimdi senin yavrunun gözümün önünde üzülmesine dayanamıyorum." Ey anne babalar! Biz sizden torunlarımızı şımartmanızı istemiyoruz. Biz çocuklarınıza terbiye vermenize karşı değiliz. Biz yalnızca bunu sevgiyle, sabırla ve merhametle yapmanızı istiyoruz. Torunumuz ağladığında bizim de içimiz ağlıyor. Onun gözünden süzülen bir damla yaş, bizim yüreğimize dokunuyor. Bugün sizin çocuklarınız olan bu yavrular, bizim de gözümüzün nuru, gönlümüzün baharıdır. Bir gün siz de yaşlanacak, dede veya nine olacaksınız. O gün torununuzun gözyaşlarını gördüğünüzde, bugün kendi anne babanızın neler hissettiğini çok daha iyi anlayacaksınız. O nedenle çocuklarınızı büyüklerinin yanında utandırmayın. Onların şahsiyetlerini incitmeyin. Unutmayın ki çocuğun onurunu korumak da terbiyenin bir parçasıdır. 7. Karı Koca Birbirlerinin Ailelerine Saygı Göstermelidir Evliliklerde sık rastlanan yanlışlardan biri, eşlerin birbirlerinin anne babalarını tartışmaların içine çekmesidir. "Senin annen zaten böyle!" "Senin baban da şöyleydi!" Bu tür sözler tartışmayı büyütür ve kalpleri kırar. Bir insanın anne babası hakkında söylenen ağır sözler kolay kolay unutulmaz. Eşler kendi ailelerine saygı gösterilmesini istiyorlarsa birbirlerinin ailelerine de saygılı davranmalıdır. Ancak anne babaya saygı göstermek, onların evliliğin her meselesine müdahale etmesine izin vermek değildir. Her aile kendi huzurunu koruyacak sağlıklı sınırlar koyabilmelidir. 8. Aile Sırlarını Dışarıya Taşımayın Her evlilikte zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanabilir. Fakat eşlerin en küçük tartışmayı bile komşulara, akrabalara ve arkadaşlara anlatması doğru değildir. Özellikle eşlerin mahrem hayatına ilişkin bilgilerin başkalarına açıklanması İslâm ahlakıyla bağdaşmaz. Bununla birlikte şiddet, tehdit veya ciddi haksızlık karşısında güvenilir kişilerden ve yetkili kurumlardan yardım istemek ayrı bir meseledir. Mahremiyeti korumak başka, zulmü gizlemek başkadır. 9. Sadakat ve Güven Evliliğin Temelidir Evliliğin temel direklerinden biri sadakattir. Güvenin kaybolduğu bir evde huzurun devam etmesi çok zordur. Eşler birbirlerine karşı dürüst olmalı, yalan söylememeli ve birbirlerinin güvenini boşa çıkarmamalıdır. Günümüzde sosyal medya ve cep telefonları da aile hayatında ciddi sınavlara dönüşebilmektedir. Başka insanlarla gizli ve uygunsuz ilişkiler kurmak aile birliğini zedeler. Ancak sadakat, eşlerin birbirlerinin telefonlarını sürekli kontrol etmesini veya hareketlerini takip etmesini gerektirmez. Güven, baskıyla değil dürüstlükle sağlanır. 10. Öfkeliyken Ayrılık ve Boşanma Sözleriyle Tehdit Etmeyin Bazı eşler en küçük tartışmada ayrılığı gündeme getirir. "İstemiyorsan git!" "Seni boşarım!" "Bu evlilik bitti!" Bu sözlerin sürekli kullanılması evlilikte güven duygusunu zedeler. Boşanma ciddi bir meseledir. Öfkeyle tehdit aracı hâline getirilmemelidir. Ancak şiddet, istismar ve ağır zarar bulunan bir evlilikte ayrılmak bazen gerekli ve meşru bir çözüm olabilir. Evliliği korumak, insanın can güvenliğinden ve onurundan vazgeçmesi anlamına gelmez. 11. Çocuklar Nasihatten Önce Anne Babalarının Davranışlarını Örnek Alır Bir baba çocuğuna dürüstlüğü anlatırken eşine yalan söylüyorsa verdiği nasihatin etkisi azalır. Bir anne çocuğuna saygıyı öğretirken sürekli babasını aşağılıyorsa çocuk çelişkili mesajlar alır. Çünkü çocuklar yalnızca söylenenleri değil, gördüklerini de öğrenirler. Babasının annesine sevgiyle davrandığını gören çocuk, saygılı ilişkiyi öğrenir. Annesinin babasına anlayış gösterdiğini gören çocuk, merhameti öğrenir. Anne babasının birbirlerinden özür dilediğini gören çocuk ise hatasını kabul etmenin erdem olduğunu öğrenir. Çocuğun ilk okulu evidir. İlk öğretmenleri de anne ve babasıdır. 12. Evlilikte İbadet ve Maneviyat İhmal Edilmemelidir Huzurlu bir aile yalnızca maddi imkânlarla kurulmaz. Evde helal kazanca önem verilmeli, kul hakkından sakınılmalı, ibadetler teşvik edilmeli ve çocuklara güzel ahlak öğretilmelidir. Karı koca birbirlerini namaza, duaya ve hayırlı işlere teşvik edebilir. Ancak dinî görevler birbirine baskı kurmak, aşağılamak veya korkutmak için kullanılmamalıdır. Çünkü dinin güzelliği, insanın ahlakında ve davranışlarında da görülmelidir. İbadet, güzel ahlakla tamamlanmalıdır. 13. Eşler Teşekkür Etmeyi ve Özür Dilemeyi Bilmelidir Bazen bir evliliği güzelleştiren şey büyük hediyeler değil, küçücük sözlerdir. "Allah senden razı olsun." "Eline sağlık." "Bugün çok yoruldun, biraz dinlen." "Seni kırdım, hakkını helal et." Bu sözler sevgi bağlarını güçlendirir. Özür dilemek insanı küçültmez. Hele eşinden özür dilemek asla bir yenilgi değildir. Evlilikte asıl başarı, tartışmayı kazanmak değil, birbirinin gönlünü kaybetmemektir. 14. Yaşlandığınızda da Birbirinize Sahip Çıkın Gençlik geçicidir. Güzellik değişir, güç azalır, sağlık bozulabilir. Bir gün gelir, yıllarca aynı yastığa baş koyan iki insandan biri hastalanır, diğeri onun bakımına yardımcı olur. İşte gerçek vefa o günlerde belli olur. Gençliğinde eşine sevgi gösteren insan, yaşlılığında da ona merhametle yaklaşmalıdır. Çünkü evlilik yalnızca güzel günlerin ortaklığı değildir. Hastalıkta, yoklukta, yaşlılıkta ve hayatın bütün zorluklarında birbirine destek olabilmektir. SON SÖZ: ÇOCUKLARINIZA SERVETTEN ÖNCE HUZURLU BİR YUVA BIRAKIN Ey anneler ve babalar! Çocuklarınıza güzel evler, arsalar, arabalar ve büyük miraslar bırakmak isteyebilirsiniz. Elbette imkânınız varsa bunlar da değerlidir. Fakat unutmayınız ki çocuklarınıza bırakacağınız en kıymetli miraslardan biri, sevgi ve saygının hâkim olduğu bir aile hayatıdır. Bir çocuk yıllar sonra babasının aldığı pahalı oyuncağı unutabilir. Ama babasının annesine gösterdiği merhameti unutmayabilir. Annesinin yaptığı yemeklerin hepsini hatırlamayabilir. Ama annesinin kendisine verdiği güveni ve şefkati hatırlayabilir. Ve ne yazık ki anne babasının birbirine ettiği ağır hakaretleri, yaşanan korkutucu kavgaları da yıllarca unutmayabilir. Çocuklarınızın gözleri önünde birbirinizin kalbini kırmayın. Onların küçücük omuzlarına sizin anlaşmazlıklarınızın yükünü yüklemeyin. Bir de sizlerden dedelerin ve ninelerin yüreğinden gelen bir ricamız var: Torunlarımızı gözümüzün önünde azarlamayın! Biz onları seviyoruz. Onların mutluluğuyla mutlu oluyor, üzüntüsüyle üzülüyoruz. Bizim için torunlarımız yalnızca evlatlarımızın çocukları değil, hayatımızın sonbaharında açan çiçeklerdir. Bırakın o çiçekler sevgiyle büyüsün. Bırakın çocuklarımız ve torunlarımız birbirlerine merhametle yaklaşsın. Unutmayınız! İyi bir eş olmak, iyi bir anne baba olmanın da temelidir. İyi bir anne baba olmak ise yalnızca çocuğunu büyütmek değil, onun kalbini ve onurunu koruyabilmektir. Allah'ın emaneti olan aileyi korumak hepimizin sorumluluğudur. Evlerimizi kavga meydanına değil, huzur yuvasına dönüştürelim. Çünkü çocukların en güzel büyüdüğü yer, korkunun değil sevginin hâkim olduğu evlerdir. Rabbimiz bütün ailelerimize sevgi, sadakat, merhamet, anlayış ve huzur nasip eylesin. Âmin.
  • 3 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23