O gece hiç birisi ölmek için yatağına yatmamıştı
O gece hiç birisi ölmek için yatağına yatmamıştı
YÜKSEL TOKUR
6 Şubat 2023 gecesi saatler 04:17’yi gösterdiğinde 65 saniye süren, ama 65 asır gibi gelen o büyük felâketin üzerinden 3 yıl geçti.
Yüreklerimizin yandığı, dünya deprem tarihinde emsali olmayan, bir günde iki büyük yıkıcı depremin yaşandığı “Kahraman” unvanlı Maraş ilimiz ve diğer illerimizle milletçe tek yürek olmuştuk.
60 bin civarında vatandaşımızın ölüm tarihleri ve saatleri hep aynıydı. Ve hiçbirisi, “Bu gece dünyadaki son gecem” diyerek ölüm uykusuna dalmamışlardı.
Ayların en kısası Şubat olmasına rağmen, acının büyüklüğü zamanı uzattı da uzattı.
Biz Türkler aslında dünyada emsali olmayan bir milletiz.. Deprem gibi doğal afetlerde de, kavşakta kaza yapan ambulans için yoğun trafiği durdurup yardıma koşan da bizleriz.
Deprem bölgesine yardım götüren tırlar, sanki frenleri yokmuş gibi adeta uçarak gidiyorlardı.Öyle ki; Fransız bir gazeteci: “Türkler çıldırmış gibiydiler” demekten kendisini alamamıştı.
Depremzede vatandaşlarımızın şükretmesi gereken bir şey daha var ki; o da böylesi yıkıcı bir büyük afeti Yüce Allah CHP zihniyeti iktidarında yaşatmadı!
Ömrünü milletine hizmete adayıp, “aşk ile çalışan yorulmaz” ruhuyla hareket eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın: “Yaparsak biz yaparız” deyip kolları sıvayarak, yıkılan şehirleri olabilecek en kısa zamanda yeniden ayağa kaldırıp depremzedeleri kalıcı konutlara yerleştirdi.
Kolay mı?.. Tam 11 şehiri adeta yeniden kurmak. 3 yılda 455 bin konut ve iş yeri inşa edildi ki; böyle bir yükün altından ekonomileri bizden çok daha iyi olan ülkeler bile kalkamazdı.
CHP iktidarda olsaydı, İstanbul ve İzmir Belediyelerindeki performanslarıyla (!) değil konut yapmak, üç senede afet bölgesinin yıkılan binalarının hafriyatını bile kaldıramazlardı. Onu da rüşvetsiz, şaibesiz bitiremezlerdi!
Bu zihniyeti 17 Ağustos 1999 depreminden iyi hatırlıyoruz. Depremzedeler için toplanıp devlete teslim edilen paraları depremzedelere harcamayıp, memur maaşlarını ödemişlerdi.
Özgür Özel’in yine boş sallayıp, gururla (!) açıkladığı CHP’li Belediyelerin depremzedelere gönderdiği yardım, İBB eski şeyinin sevgilisine aldığı hediyenin karşılığı kadar bile değil!
Bir kere daha anlaşılıyor ki: Vatan savunmasında ve doğal afetlerde bizler hep öndeyiz. Diğerleri iyi gün dostu.. Ama ülkenin kaymağını yiyenler de onlar.
Listede İstanbul Büyükşehir Belediyesi yok.. Başkan ve A takımının yerde ve gökte “sıcak para ve kadın” işleriyle yakın temastaymışlar meğer!
Kim bilir; iddianamede çaldıkları belirlenen 560 milyar lirayla kaç deprem konutu yapılırdı!
Uzmanların “büyük deprem” uyarısı yaptığı İstanbul’un seçmeni, Metropol şehrin kanını emen Zübükzâdeyi iki defa Başkan seçti de; deprem bölgesinde çalışmalarıyla destan yazan Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum’aoy vermeyerek Ak Parti’ye ders verdiler!
İstanbul’un Fatihi Sultan Mehmet’in fedaisi Kara Murat vardı. Deprem bölgesindeki vatandaşların umudu, güveni de Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra Kara Murat olmuştur.
Bir de bakan, fakat görmeyen şovmen “bakar körler” var.. Çamur atacak pislik bulmak için deprem bölgesine giden şovmenler çadır kent ziyareti yapar, döndüğünde: “Bir tane Kızılay çadırı bile görmedim” derken yüzleri bile kızarmaz.
Orman yangını sahasına gittiklerinde, üzerinde Yangın Söndürme Helikopterleri dolaştığı halde, “Bir tane helikopter görmedim” diyecek kadar da iftiracıdırlar.
"Siz Tanrı'yı bu kadar kızdıracak ne yaptınız?" diyen Hollandalı aktivistin sözleri kulağımıza küpe olsun da, Allah’ımızı kızdıracak işler yapmayalım!
Maraş’tan acı haber geldiğinde “yalnız değilsiniz” diyerek koştuğumuzda demiştik ki:
Geldim işte dostum, yüzün gülsün be.
Yaraların ağır, varsın olsun be.
Halimizi bir tek Allah bilsin be.
Ben varım yanında, yalnız değilsin.