• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yücel Kaya
Yücel Kaya
TÜM YAZILARI

Batı hayranlığı bir zihinsel prangadır: Bu esaretten nasıl kurtuluruz?

05 Şubat 2026
A


Yücel Kaya İletişim:

Batı hayranlığı bir zihinsel prangadır: Bu esaretten nasıl kurtuluruz? 

YÜCEL KAYA 

Yüzyıllardır ruhumuza zerk edilen; kökü dışarıda, dalları içimizde bir zehirle karşı karşıyayız.  

Bu zehrin adı; kendi değerlerine yabancılaşma, kendi tarihinden utanma ve celladına hayranlık duyma hastalığıdır.  

Bugün Türkiye’de ve İslam coğrafyasında karşılaştığımız en büyük engel ne ekonomik krizler ne de askeri ambargolardır.  

Asıl engel, zihinlere vurulmuş olan Batı hayranlığı prangasıdır.  

Bu pranga, kendi medeniyetini "gericilik" olarak gören, Batı’nın kokuşmuş ahlakını ise "çağdaşlık" diye pazarlayan bir zihinsel köleliktir.  



Peki, bu kuşatmayı nasıl yaracağız?  

İşte bu zihinsel prangadan kurtulmanın yolları: 

1. Tarihi "Kazananların" Değil, Hakikatlerin Gözünden Okumak 

Batı, kendi kanlı tarihini sinema ve akademi eliyle bir "medeniyet destanı" gibi sundu. Oysa o parıltılı vitrinin arkasında Afrika’nın çalınan altınları, Amerika’nın yok edilen yerlileri ve İslam dünyasının yağmalanan kütüphaneleri var. 


Kurtuluş Yolu: Gençliğimize, tarihin sadece savaşlardan ibaret olmadığını; adaletin, vakıf medeniyetinin ve insan onurunun nasıl korunacağını biz anlatmalıyız. Batı’nın sömürgeci geçmişini ifşa etmek, zihinsel özgürlüğün ilk adımıdır. 


2. Kültürel Emperyalizme Karşı "Milli ve Manevi" Barikat Kurmak 

Bugün ABD-İSRAİL merkezli sosyal medya ağları ve dijital platformlar üzerinden aile yapımız doğrudan hedef alınıyor. "Özgürlük" adı altında servis edilen sapkınlıklar, aslında toplumun bağışıklık sistemini çökertmek içindir. Epstein gibi dosyalar gösterdi ki; o hayranlık duyulan elitler, ahlaki birer enkazdır.

Kurtuluş Yolu: Aileyi son kale olarak korumalıyız. Mahremiyetin bir kısıtlama değil, insanı yücelten bir zırh olduğunu yeniden idrak etmeliyiz. Batı’nın çöken aile yapısını "model" almak yerine, kendi köklerimize dönmeliyiz. 

3. Dil ve Kavram Köleliğine Son Vermek 


Bizi kendi kavramlarımıza düşman ettiler. İlericilik, çağdaşlık, rasyonalizm gibi kelimeleri Batı’nın hayat tarzını dayatmak için kullandılar. İnancını yaşayanlara "yobaz", kendi ülkesini savunanlara "izole" dediler.


Kurtuluş Yolu: Kendi kavram setimizi inşa etmeliyiz. Batı’nın terminolojisiyle konuşan, Batı’nın kulu olur. Meselelere "Paris ne der?" diye değil, "Hak ne der, millet ne bekler?" diyerek bakmayı öğrenmeliyiz. 

4. Komplekslerden Arınmış Bir Özgüven İnşa Etmek 

Batı hayranlığının temelinde, kendini küçük görme kompleksi yatar. Teknolojiyi üretenin ahlakını da ithal etmek zorunda olduğumuz yalanı bize yutturuldu. Oysa teknoloji bir araçtır, ahlak ise bir pusuladır. Pusulası olmayan bir teknoloji, Hiroşima’da olduğu gibi sadece ölüm getirir.


Kurtuluş Yolu: İHA, SİHA ve yerli otomobil gibi projeler aslında sadece birer mühendislik başarısı değil, aynı zamanda bu pranganın kırıldığının işaretidir. "Biz yapamayız" diyenlerin sesini, "Biz en iyisini yaparız" diyen bir nesille susturmalıyız. 

5. Medya ve Sosyal Ağların "Büyüsünü" Bozmak 

Bugün bir tweet veya bir video üzerinden milyonlarca insan manipüle edilebiliyor. Batılı merkezlerden yönetilen algı operasyonları, toplumun sinir uçlarıyla oynuyor.

Kurtuluş Yolu: Medyayı eleştirel bir süzgeçten geçirmek şarttır. Her sunulan bilgiyi değil, hakikati arayan bir bilinçle hareket etmeliyiz. Algıların değil, olguların peşinden gitmeliyiz. 


6. Eğitimde "Müstemleke" Zihniyetine Son Vermek 

On yıllardır eğitim sistemimiz, Batı’yı "ulaşılması gereken tek hedef" gibi gösteren bir müfredatla prangalandı. Kendi dehasını tanımayan, İbn-i Sina’yı, Cezeri’yi, Mimar Sinan’ı sadece birer isimden ibaret sanan bir gençlik, Batı’nın kokuşmuş teorilerine hayran kalmaya mahkûm edildi.

Kurtuluş Yolu: Bilginin sadece Batı’dan gelmediğini, medeniyetin ana yurdunun burası olduğunu müfredatın ruhuna işlemeliyiz. Çocuklarımıza "icat çıkarma" diyen değil, "ecdadın gibi dünyayı aydınlat" diyen bir şuur aşılamalıyız. 

7. Tüketim Kültürü ve Marka Köleliğini Reddetmek 

Batı hayranlığı sadece fikirde değil, aynı zamanda midede ve kıyafettedir. Küresel sermayenin markalarını birer "statü sembolü" haline getirmesi, zihinsel pranganın en somut halidir. Kendi yerli üretimini küçümseyen, yabancı markaların logosuyla kendini değerli hisseden birey, ekonomik olarak sömürülmeye açıktır.


Kurtuluş Yolu: YERLİ MALI kullanmayı bir mecburiyetten öte, bir izzet ve istiklal meselesi olarak görmeliyiz. Kendi üretimine güvenmeyen bir toplumun, başkasının pazar tezgâhı olmaktan kurtulma şansı yoktur. 

8. Batı’nın "Çifte Standardını" Ezberlemek 

Söz konusu Müslümanlar olduğunda "insan hakları" ve "demokrasi" kavramlarını rafa kaldıran Batılı elitlerin bu iki yüzlülüğünü asla unutmamalıyız. Gazze’de çocuklar katledilirken susan, ancak kendi çıkarları söz konusu olduğunda dünyayı ayağa kaldıran bu zihniyetin "evrensel değerler" masalı artık bitmiştir.


Kurtuluş Yolu: Batı’nın adaletsizliğini her platformda teşhir etmeliyiz. Onların "kriterlerini" değil, hakkın ve adaletin kriterlerini esas almalıyız. Onlara göre iyi olmayı değil, Allah katında ve millet nezdinde doğru olmayı hedeflemeliyiz. 

9. Sanat ve Estetik Anlayışımızı Özgürleştirmek 

Bugün sinema, müzik ve mimari üzerinden ruhumuza "Batılı bir yaşam formu" dayatılıyor. Kendi estetik zevkinden utanan, kendi müziğini "alaturka" bulup aşağılayan bir kitle imal edildi. Oysa estetiği kaybetmek, ruhu kaybetmektir.

Kurtuluş Yolu: Kendi medeniyet sanatımızı, mimarimizi ve edebiyatımızı yeniden ihya etmeliyiz. Göğe bakarken New York’un gökdelenlerini değil, Süleymaniye’nin zarafetini referans alan bir estetik devrime ihtiyacımız var. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23