--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gönül dünyamıza dönme vakti!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
9

Gönül dünyamıza dönme vakti!

Yaşar Değirmenci

Rahmet ve mağfiret iklimi olan üç aylara girdik. Bizleri bu mübarek günlere ulaştıran Allah Teala’ya hamd-ü senâlar olsun. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimize salât ve selam olsun.

Tertib-i İlahi elimizden tutmuş, bizi, hidayet ve istikamet üzere rahmet mecralarının bir kenarına götürmüş. Şükürden aciziz, ama bu halin şuurunda olmaya, mazhar kılındığımız nimetleri veren Rabbimizi unutmayalım. Bunca himaye ve lütuf sonrasında gafletten büyük bela olmaz. Mazeretimiz yoktur. Gafletten kurtulmanın, Allah’a kullukta şuurlanmanın gün ve gecelerinde bulunuyoruz. Girdiğimiz üç aylar ve kandiller bu gafletten kurtulmanın vesileleridir. Hususiyle Recep ayı, kendimize çeki-düzen vermenin, muhasebe yapmanın, tevbeye koşmanın, gün ve geceleridir. Rasûlullah Efendimizin şu hadisini hiç unutmayalım. Bu günler için de çok önemli.

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “Hatanın, günahın, kusurun, itirazın, hâyasızlığın küçüklüğüne bakmayın. Hata, günah, kusur, itiraz veya hâyasızlık işlediğinizde, kime isyan ettiğinize bakın” buyurdu. Günümüzde yaygınlaşan seküler hayat anlayışı toplumdaki eski dayanışma ve kaynaşmayı son derece etkiledi. Akrabalık, komşuluk arkadaşlık ilişkilerimiz, çok zayıfladı. Sabır, şükür, kanaat gerektiren bir imtihan/sınav dünyasındayız. 

Ölçüleri terk etmek yahut delmeye çalışmak ne kadar kötü ise, zahirine, kabuğuna takılıp kalmak da o derece kötüdür. Filtresi olmayan, sulandırılmış, karışık-kuruşuk bir din anlayışı, insanımızı bozdu. Vahye ve onun getirdiklerine değil de dini kendine uyduran bir din anlayışı yerleştirilmeye çalışıldı. Hümanistlikti, evrensellikti, ‘halklar’dı, cem evleriydi, sema gösterileriydi, ‘ibadetsiz din’, folklorik, garnitürlük din anlayışıydı vs. Dijital zihin işgali, internet teknolojisinin hâkimiyeti de bizleri sabit değerlerden uzaklaştırdı. 

Günümüzde “örnek Müslüman” olma şartlarını taşıyan şahsiyetler oluşturmaya bu toplumun o kadar ihtiyacı var ki! İnsanımız ümitsiz, tedirgin, bunalımlı, yorgun, yalnız, gâyesiz. ‘Güven Toplumu’nun üyesi olmak istiyor. Bu talebi bir tek kişi karşılayabilir: Müslüman! Haliyle, kaaliyle, ahlakıyla, itikadıyla, ameliyle, muamelâtıyla “üsve-i hasene” olmasıyla. Dillerin susup hallerin İslam’ı konuştuğu “Ahlak-ı Muhammediye”yi sosyal hayata hâkim kılan örnek insan! Örnek Müslüman! İslâmî hayat tarzı ve o güzelim kaynaklara uymayan, kafalarına göre yorumlar yaparak zihin karışıklığına sebebiyet verenler de ayrıca dert!

Sıhhatli düşüncenin yegâne yolu, nefsi bir tarafa bırakıp, akıl ve kalp ile düşünmektir. Öğüt vermek kolay, örnek olmak zordur. Asıl problem, yön verici kapasiteye sahip olanların patinaja kapılmasında. Âlimlerin ‘ilim kılıcı’nı nereye sallayacağını şaşırmasında. Elbette ki inandığım gibi düşüneceğim. Düşünceye yön veremeyen inanç, zaten ciddiye alınmaya layık değildir. ‘İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi, inanmaya başlarsınız’ sözü boşuna mı söylenmiş.

Bu milletin sosyal dokusu. Kendi fıtrat ve asliyetinin dışında başka hiçbir bünye ile bağdaşmaz; ‘Laiklik’ ve Kemalizm dayatması bu milletin ‘iman yüreği’ni hançerlemektir. ‘Laikliğe en çok dindarlar sahip çıkmalıdır. Seküler anlayıştakiler de daha fazla dindarları korur.’ Bu cümleleri utanmadan kullananlar gazeteci, yazar, entel/dantel takılanlar. Bunlara önce kavramları öğretmek gerekiyor. İSLÂM’ın ruhuna uymayan yanlış metotlardan biri de dini dünyaya uydurmaya çalışmaktır. Din dünyaya ve insanlara uydurulmaz; tam aksine dünya ve insanlar dine uyacaklardır. Müslümanlar öncelikle bu hassasiyete sahiptirler. Başkalarından da aynı hassasiyeti beklemektedirler. Dinlerini ciddiye almayanlarla dostluk ilişkisi kurulmaz; aksi halde Allah’tan korkup sakınılmamış olurlar. Dine toplumsal hayatın kapılarını (laiklik, demokrasi, vs. toplumsal hangi isim altında olursa olsun) kapatırsanız dinin zayıflaması devlet için tehlikedir. Devletin sahibi millettir. Milletin dini, milletin manevi yapısı, devletin himayesi altındadır. Siyaset bir araçtır. Onu amaç edinmemek şartıyla, insanın kendi amacının/ideallerinin gerçekleşmesi yolunda kullanabilir. Biz kullanmazsak başkaları kullanır ve biz de göz göre olumsuz gelişmelere sadece seyirci kalırız. Statükoya razı olmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, ‘olan’a kendini uydurmanın mazereti olmaz/olamaz. Ülkeye, milletimize ve insanımıza sahip çıkmak birinci görevimiz olmalıdır. Halkta iman şuuru uyandırılmalı. Halk dindar olmazsa ne ilim ne de teknik insanları koruyamaz/himaye edemez. Halkın dinen zayıflaması, devlet için tehlikedir.

Bu mübarek gün ve gecelerde ‘imanla gitme’mize mâni olan her türlü ‘sekülerleşme faaliyetleri’ne karşı dikkatli olalım. İmanlı insanların istikameti mutlaka “Kur’an ve Sünnet”tir. Bu zedelenemez. Yaşadığı hayat tarzı din haline getirilemez.

Rabbim bizleri, düşmana karşı celalli, Mü’minlere karşı müşfik, vefalı ve fedakâr kullarından eylesin...

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ersan

21 Aralık 2025 14:05

Ben ilime fene donuyorum

Kanber

21 Aralık 2025 11:47

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Ağzınıza sağlık. Ceddinize rahmet.

Dönmezem

21 Aralık 2025 09:11

DÖNEN DÖNSÜN BEN DÖNMEZEM YOLUMDAN. Koyun beni hak aşkına yanayım Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Benim pirim gayet ulu kişidir Yediler ulusu, kırklar eşidir On iki imamın server başıdır Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Kadılar müftüler fetva yazarsa İşte kemend, işte boynum asarsa İşte hançer, işte kellem keserse Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Ulu mahşer günü olur divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir orada dirilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Pir Sultan'ım arşa çıkar ünümüz O da bizim ulumuzdur pirimiz Hakka teslim olsun garip canımız Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan (Pir Sultan ABDAL)

Doğukan Kubilay

21 Aralık 2025 12:04

Böyle diyenin alnı farz olan secdeyi görmüş müdür acaba?Farziyeti kitap, Sünnet, İcma-ı ümmet ve kıyası fukaha ile sabit olan Ramazanı şerife ameli var mıdır? Yine farziyeti kitap, Sünnet, İcma-ı ümmet ve kıyası fukaha olan edille-i şer'iyye ile sabit Hacc'a ameli var mıdır acaba? Bizim evde beslediğimiz papağan da güzel, süslü kelamı söyler. Bir farkımız var mı acaba? Ne dersiniz?

cemal okur

21 Aralık 2025 08:23

????????????

R.Toprak

21 Aralık 2025 08:20

Bu satırlar, zihni ve kalbi birlikte konuşturan ve ihmal edilen bir şuûrun yeniden hatırlatılmasıdır. Söz, yerini bulmuş; mânâ maksadına vâsıl olmuş. Hakkı ve istikâmeti hatırlatan bu makale için müteşekkirim; faydası dâim olsun.

Şeref

21 Aralık 2025 03:58

Sayın yazar, " Reis" bir konuşmasında," islam dinini 1400 sene öncesinin anlayışı ile yorumlayamayız" der. Bu konuda siz ne dersiniz..?

Yazar

21 Aralık 2025 09:11

Tıssssss

Ceyhun

21 Aralık 2025 11:55

Bay yorumcu! "yorumlayamayız" ifadesi yok "uygulayamayız" ifadesi var. İkisi arasında çok büyük fark var... Yazdıklarına biraz dikkat et ve ihtimam göster...

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle