• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

Şimdi ihanet belgesi diye sunulan Dürrizade fetvasına 1920’de kimse inanmıyordu

14 Haziran 2026
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

Şimdi ihanet belgesi diye sunulan Dürrizade fetvasına 1920’de kimse inanmıyordu

Mustafa Armağan

Söyler misiniz Tarkan’ı davet edip fırsattan istifade Sultan Vahdettin’e hain diye bağırmak şimdi hapiste bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e ne kazandırdı? Yolsuzluklarının üzerini örtmeye yetti mi? Kendisini hapse düşmekten kurtarabildi mi? Sultana hain diyenlerin bu kalkanla hangi açıkları görünmez hale getirmek istediklerini tarih gösteriyor, gösterecek de.  

Aşağıda tamamen resmî belgelere dayanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra dahi Mustafa Kemal ve Fevzi paşaların Sultan Vahdettin ve İstanbul hükümetinin şimdi hainlik diye nitelendirilen karar ve eylemlerini nasıl normal, hatta olması gerekenler cümlesinden diye hoşnutlukla karşıladıklarını, hatta ve hatta alkışladıklarını göstereceğim.

Bakın, 24 Nisan 1920 tarihli gizli oturumda TBMM başkanı Mustafa Kemal Paşa kürsüden neler demiş:

“Kutsal Halifemiz efendimiz hazretleri namazı eda etmek için camiye gittikleri zaman dahi İngiliz askeri tarafından götürülüyor. Bu acı şartlara düşmüş olan Padişahımızla özel temas da mümkün olamaz. Bu temastan millet bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, hilafet ve saltanat makamının bağımsız ve korunmuş olmasını vicdanî bir emel saymıştır. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız. Müslümanların Halifesinin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz? Ben şahsen hiçbir şey düşünmem. Zat-ı şahanenin ağzından işitsem bunun zorlama ve baskı altında (söylenmiş) olduğuna hükmederim.”

Ne deniliyor yukarıdaki pasajda? Maddeler hâlinde sıralayalım:


- Padişah, İngilizler tarafından sıkı sıkıya kontrol ediliyor;

- Onunla şimdilik özel temas kurmak mümkün değildir;

- Millet bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü kurtarmak ve halife ve padişahın bağımsızlığının elde edilmesini istiyor;

- Padişahın da bunları istediğinden şüphemiz yoktur; Padişah kendi ağzıyla bana aksini söylese, yani ‘Ben İngilizlerle işbirliği yapıyorum’ dese dahi bunun ona baskı ve zorla söylettirildiğine inanırım.


Güzel… 

Şimdi devam edelim tutanaklardan TBMM başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın sözlerini okumaya:

“Daha dün okuduğumuz iftiradan ibaret olan fetva hepinizin malumudur. Özgürlüğüne sahip olan bir Halife böyle fetva verdirir mi? Hepinizin bildiği gibi, hükümetin gönderdiği emirler yoruma muhtaçtır. Savaş Bakanı (Harbiye Nâzırı) Fevzi Paşa namus, şeref ve haysiyetinden şüphe etmeyeceğimiz bir arkadaşımızdır. Bize gönderdiği bir emirde “İngilizlere saygı göstereceksiniz, emirlerini dinleyeceksiniz, böyle hareket etmezseniz mahvolacağız” diyordu. Bazı zayıf düşünceli kişiler muhtemelen (emrin samimiyetinden] tereddüde düşüyorlardı. Fakat biz bunun düşman tarafından not edildiğine (yazdırıldığına) hükmettik. Yaveriyle haber gönderdi, “Aman, Fevzi Paşa süngü altında, o emre önem vermeyin” diye. İstanbul’un acı baskısı altında biz dahi olsak, insanız, işitildiği takdirde mahvımıza sebep olacak bir sözü nasıl söyleyebiliriz?”

Bu müthiş paragraf ise bize özetle şunları söylüyor:

Şeyhülislâm Dürrizâde’nin 10 Nisan 1920 tarihli fetvası için Mustafa Kemal Paşa “iftira” diyor, “bağımsız olan bir padişah böyle fetva verdirir mi”? diye de ekliyor, İstanbul hükümetinin gönderdiği emirler yoruma muhtaçtır, zira baskı altındadır da diyor; - Fevzi Paşa’nın Millî Mücadele aleyhindeki göstermelik emirleri İngiliz süngüsü altında yazılmış; - Biz de İstanbul’da bulunmuş olsak, başka türlü davranamazdık diye de ekliyor. Demek Şeyhülislâm Dürrizâde Efendi’nin meşhur fetvasına Mustafa Kemal Paşa 1920 yılında “iftira” diyormuş. İyi ama aynı fetva şimdilerde İstanbul’un/Osmanlı yönetiminin hainliğinin resmi diye sunulmuyor mu bize?

Peki “Ben dahi İstanbul’da olsam farklı davranamazdım” diyen bir Mustafa Kemal’i bu resmin neresine oturtacağız?


Fetva nasıl alındı?

Siz bunları düşünedurun, ben Fevzi Paşa’nın Ankara’ya gelişi üzerine mecliste Mustafa

Kemal’in ısrarıyla yaptığı konuşma dosyasını açıyorum.

Dikkat edin, Mustafa Kemal, Fevzi Paşa’yı Sultan Vahdettin’in zatından, çevresinden, yakınından bilgi vermek üzere meclis kürsüsüne çağırmıştır. Burası ziyadesiyle mühim.

Fevzi Paşa da yaptığı konuşmada Yıldız Camii’ndeki görüşmesinde Padişahın “fevkalade heyecanlı” göründüğünü, İngilizlerin İstanbul’u işgali üzerine Cuma namazına gelmek istemediğini (zira işgal altındaki bir ülkede Cuma namazının farziyeti düşer), ancak dinî bir görevi terk etmenin uygun olmayacağını düşünerek geldiğini, kendisine “Enkazın altında ezildik” diye yüreğinin kan dolduğunu söylediğini aktarır.

Sultan Vahdettin ertesi günkü buluşmalarında Fevzi Paşa’ya birkaç defa ısrarla “Aman, Anadolu ile irtibatı temin ediniz” emrini vermiş, bunun üzerine Fevzi Paşa, Mustafa Kemal’in konuşmasında bahsi geçen yaveri Salih Bey’i Anadolu’ya gönderip “kolordularla irtibatı temin edince” padişahın bundan “fevkalade memnun oldu”ğunu sözlerine eklemiştir.

Fevzi Paşa, padişahın baskı altında olduğunu ısrarla vurguladıktan sonra sözü şu meşhur fetvaya getirir ve şöyle der:

“İngilizler ‘Fetvayı veriniz’ diye tazyik ettiler. Nihayet o fetvayı aldılar.. Bildiğiniz gibi o fetva İngiliz süngüsüyle alınmış, İslâm’ı sinesinden birbirine düşürmek için. Milletin gerçeği görme duygusu (hiss-i hakikat-bîni), ümid ederim ki, bu fetvadaki fecaati görecek ve bunun önemini sıfıra indirecektir.”

Fevzi Paşa’nın bu sözünün ardından meclisteki sıralardan yükselen “Şüphesiz” sesleri, 1920 yılı Nisan ayının sonlarında Ankara’da Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi fetvasının kimse tarafından ciddiye alınmadığını gösteren en yaman delildir.

Ancak zaman gelecek, o tarihte ciddiye alınmayan meşhur fetva yüzünden Sultan

Vahdettin de, Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi de, bütün İstanbul hükümetleri de toptan hain ilan edilecekti. Öbür yandan, Mustafa Kemal’in “Ben de İstanbul’da olsam farklı davranamazdım” sözleri o gün bu gündür tutanaklardan ucu yanmış bir mektup gibi tütecektir.

Ne dersiniz, Fevzi Çakmak’ın “milletin gerçeği görme duygusu” bu fetva meselesini sonunda “sıfıra” indirebilecek midir hakikaten?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bir okur

Üstadım kaleminize sağlık. Bizi o anlara götürdü yazınız. Sultan Vahdettin Han'ın hali yazınızda belirtilmiş. Devletin bekası için herşeyi (kardeş katlini dahi) göze alan Osmanlı imparatorluğu padişahı; Sultan Vahdettin Han, devletinin selameti için gereken duruşu göstermiştir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23