Dün Amerika’nın uşaklığını yaptılar, bugün de AP’ın
Dün Amerika’nın uşaklığını yaptılar, bugün de AP’ın
Ali Karahasanoğlu
Açık söyleyeyim..
Eğer bir bayan olmasaydı, çok daha ağır ifadeler kullanacaktım..
Fazlasını hakkettiği halde, çok nazik üslupla kedisini eleştireceğimi hatırlatıp, direkt konuya gireyim..
CHP’deki Özgür Özel’in vandalları, Ankara’da TBMM önünde Akit TV kameralarını kapatmaya çalışırken.
T24’te Cansu Çamlıbel, nasıl ki önceki yıllarda Türkiye’yi boğmak isteyen Amerikalı haydutlara mikrofon uzatıyorsa.
Dün de Avrupa Parlamentosundaki soykırım ortaklarına mikrofon uzatmış.. Binlerce çocuğun katili İsrail’e daha fazla çocuk öldürmesi için silah gönderen Avrupa devletlerinin kurduğu parlamento bir karar almaya hazırlanıyormuş..
Özgür Özel’in destekçileri, “Akit TV TBMM önündeki olayları aktarmasın. Vurun, dövün, engelleyin” şeklinde birbirlerini motive ederek, gerçekleri yansıtan doğru haberi yapmamızı engellerken..
Özgür Özel’in destekçileri, havlucu belediye başkanlarının metresleri gizli kalsın, aldıkları rüşvetler ifşa olmasın, belediye imkanları ile elde ettikleri zenginlikler ortaya çıkmasın diye, kendilerince işi kökünden çözmeyi düşünmüşler, Avrupa Parlamentosu’ndan, Adalet Bakanımız Akın Gürlek için, bir yaptırım kararı alınmasını pazarlıyorlar..
Akın Gürlek’e yaptırım kararı almanın piyasasını bugün oluşturma çabası içinde olanların, dün Halkbank için 10 milyar dolarlık para cezası verilmesinin pazarlamasını yaptıklarını hatırlatalım.
Başka başka isimler değil..
T24’deki Cansu Çamlıbel, bakın 2021 yılında Halkbank davası için neler yazmış:
“Eldeki verileri üst üste koyunca temyiz mahkemesinin Halkbank lehine bir karar açıklaması düşük bir ihtimal gibi duruyor.”
Bu ülkenin suyunu içmiş, bu ülkenin ekmeğini yemiş bir kızımız, amerikan emperyalizminin tüm dünyaya peşrev çektiği bir süreçte, ABD ağzı ile yazıyor, Türk kamu bankasının ceza almasının büyük ihtimal olduğunu iddia ediyor.
O zaman bugün gelinen noktada, açık ve net soralım..
Halkbank tek kuruş ceza almadan bu süreci bitirdi mi?
Amerika, Türkiye’ye karşı haydutluk yapamayacağını anlayıp, dosyayı kapatmak zorunda kaldı mı?
Kaldı.
Peki Cansu Çamlıbel’e ne kaldı?
Amerika lehine yazdığı yazılar. Türkiye’nin kamu bankası aleyhine yaptığı ihanet dolu değerlendirmeler..
Cansu hanımın önceki yıllarda yaptığı yorumlardan bir bölüm daha aktarayım, Amerikan şakşakçılığını ve kendi vatanına yaptığı ihanetin boyutunu görün:
“Mahkeme başladığı anda savcılığın ‘yıldız tanık’ diye kodladığı Reza Zarrab bir kez daha kürsüye çıkacak ve bütün dünyanın gözü önünde birtakım iddialar gündeme getirecektir. Kendisine sorulacak kilit soru ise ‘Halkbank’ın bu iş için kullanılması yönündeki siyasi talimatı kimler verdi?’ olacaktır. Dolayısıyla da Zarrab’ın hangi isimleri zikredeceği konusunda Ankara’nın büyük bir telaş içinde olması normal.”
Biraz uzun tuttum..
Cansu’nun kulağına, CIA mi, FBI mi fısıldıyıor bunları bilemem..
Ama yazdıkları, kamu bankasının işlemlerinin zaten mahkum olacağı, ama işin bununla sınırlı kalmayacağı, Beştepe’de bunun arkasında kim olduğunun da Amerika’daki yargılamada ortaya çıkacağını iddia eden Cansu hanıma 14 Haziran 2026 itibari ile soralım:
“Ne oldu bu dosya. Ne oldu Beştepe’ye uzanacak dosyanız? Ne oldu şirinlik yapmaya (burda çok daha ağır bir ifade kullanmam gerekir. Ama yazının başında söz verdim) kalkıştığınız ABD’nin keseceği fatura?”
Bunları niye yazıyorum.
Cansu hanım, kamu bankasına 10 milyar dolar ceza verilecek diye, Amerika adına ellerini ovuştururken..
Hevesi kursağında kaldı.. O dosya bitti.
Şimdi başka heveslerinin de kursağında kalacağını, kendisine hatırlatmak için..
Dün Halkbank’a ceza verdirmek istiyorlardı.. Yapamadılar. Rezil oldular. İhanetleri tescillendi..
Bugün ise, Adalet Bakanı Akın Gürlek’i tehdit ederek, üçer-beşer metres tutan rüşvetçi belediye başkanlarını cezaevinden kurtarmanın, yenilerinin cezaevine girmesinin önlenmesinin yolunu arıyorlar..
‘Gölge raportör’ diye tanımladıkları, Avrupa Parlamentosun’ndan cebine üç-beş kuruş koydukları satılık bir adamı konuşturmuşlar.
“Metreslerle hayat çok güzel” diyememiş ama.
“Belediye kasasından metres tutmak çok daha güzel.” diyememiş ama..
Cansu hanıma şunları aktarmış:
“Avrupa Parlamentosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in AB yaptırım listesine alınmasını isteyecek”
Yani diyorlar ki, bizim hırsızlarımızı sorgularsanız, bizim ahlaksızlarımızı, kadınları otel yataklarına atan namussuzlarımızı sorgularsanız, sizi Avrupa Parlamentosu’nda yaptırım kararı ile muhatap ederiz.
Cansu hanım da, bir kadın olarak, “Bu nasıl bir ahlaksızlıktır. Siz Türkiye’nin Adalet Bakanı için, böyle bir hadsizliği nasıl ağzınıza alabiliyorsunuz. Siz, Adalet Bakanı için değil, belediyede çalışan kadınlar üzerinde nüfuzunu kullanarak, onları otel yataklarına atan ahlaksızlar için yaptırım kararı almalısınız” diyememiş..
Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic konuşmuş, Cansu hanım da, onun sözlerini T24’de yayınlatmış..
Ben de, hem yazana, hem yayınlayana soruyorum:
“Sizde hiç mi onur yok. Hiç mi bağımsızlık duygusu yok.. Hiç mi, vatan sevginiz yok. Sizin bir Adaet bakanınız hakkında, elin adamı tehditte bulunuyor.. Siz de ona hoparlör görevi görüyorsunuz.. O yaptırım kararları alınamayınca.. Alınsa bile, Türkiye boyun eğmemeyi, dik duruşunu sürdürünce, hiç utanmayacak mısınız? Halkbank için yazdıklarınızdan utanmadığınız gibi, onları unutturduğunuz gibi, o ihanet dolu ifadelerinizden dolayı şimdi yüzünüz kızarmadığı gibi, 17 Haziran veya sonrasında, istediğiniz gelişmeler olmayınca, yüzünüz kızarmayacak mı?”
Okurlarımız soracak, Vladamir ne gerekçe sunmuş diye.
Aktarayım:
“İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB’deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yetkililer arasında, kayyım rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek de yer almaktadır.”
Zırt Erenköy diyelim.
Akın Gürlek’in cevabının da bunu gösterdiğini hatırlatalım. Şöyle diyor Gürlek:
“Bu metinler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı kurumlarını hedef almak, milli iradeye ve devletimizin egemenlik haklarına yönelmiş beyhude bir çabadır.” dedi.
Kimin kimi yaptırıma tabi tutması gerektiğini de, bakan Akın Gürlek şöyle hatırlatıyor:
“Türkiye’de devam eden yargı süreçlerini çarpıtarak, henüz kovuşturması devam eden dosyalar üzerinden siyasi kampanya yürütmek; Türk yargısına ve şahsıma yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmak, ancak ideolojik ön yargılarla izah edilebilir bir tutumdur.”