• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Değer mi?

14 Haziran 2026
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

Değer mi?

İlhan Oral

Genelde canlı ve akıllı varlık olan insan gerçeklerle karşılaştığında denge kurma pozisyonuna girer. Hayat yollarının karmaşası onu şaşırtır, alır bir yere sürükler. 

Kimi insan aşılması zor yokuşa yönlendirilir, kimi giriş ve çıkışları belirsiz yolculuğa itilir zorlanarak doğal hayattan uzaklaşır. Huzurunu kaybeder demoralize olur. Böylesi yolculukta insan tutunacak bir dala muhtaç olduğunu hisseder. O dal ya çürük ya da güvenilir olur. Her iki pozisyonda da insanın bir dayanak ihtiyacı kendini hissettirir. Kurallarına bağlanabilecek dayanak bulamayınca kendini bırakıverir.

Kurallarına bağlanabilecek dayanak bulabilen insan emin adımlarla ilerlemeye başlar. Varlık ve yokluk arasında esrarengiz bağ ve hikmet sırları onu sağlam ve güvenli bir ortama çeker. Bu sağlam ve güvenilir ortam doğal hayat yoludur. Doğal hayat yolu ise insanı ilim hazinesine ulaştırır. Burada insan muhtaç olduğuna kavuşur.

Hayat sahnesine gelip sonsuza doğru yolculuğa çıkmış olan özellikle akıllı varlık insan kendini sahneye çıkaran Alîm Allah’ın ilmine kulak tıkamazsa dengeyi ayarlar. Bulunması gereken makama yerleşir. Konu ile ilgili açıklama çok nettir ve çok önemlidir. Bunları akıllı varlık insana telkin eden ancak Allah Teâlâ’dır. Allah Teâlâ ilmi de ilim yollarını ve neticelerini de kullarının menfaatına göre takdir etmiş ve kullarını bilgilendirmiştir. İlmin yollarına girip verilen kullanma kılavuzuna uyanlara da rahmetini lütfedeceğini haber vermiştir. Tabii bunun da şartlarını bildirmiştir.

“Allah’a ve peygamberine itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz” (Ali İmran:3/132) Bu ayetteki iki esasa yoğunlaşıp dikkat etmek aklın gereğidir. Her tür hayatın evvelinde, sürecinde ve sonunda mutlak hükümran olan Allah’a ve Resulüne itaat şarttır. Gelen ayet ve diğer gelecek ayetlerde, verilen mesajlar bu minval üzere devam etmekte ve parçalanmaz bir bütünlük çerçevesinde insana huzur vermektedir. 


“Bu Kur’an indirdiğimiz mübarek kitaptır. Bu Kitaba tabi olun, emirlerine bağlanın ve Allah’a ittika edin ki, merhamet edilirsiniz.” (Enam;6/155) 

Ayette görüldüğü gibi Kur’an gibi muazzam ve mübarek kitaba tabi olunması emredilmektedir. Bu sayede de insanın merhameti hak edeceği bildirilmektedir.   

Rabbimiz, rahmeti ve hikmeti ile yarattığı kullarının kötü duygu ve kötü uygulamalardan arınarak huzurlu ve mutlu olmalarını ve huzurlu yaşayabilmelerini isteyerek ayarlama yapıyor. Bununla beraber hem dünyada hem de âhirette saadet ve selamet yollarına girmelerini telkin ediyor. Bunu ciddiyet ve ihlasla anlamaları için Salih aleyhisselam’ın mücadele tarzını örnek gösteriyor ve ders almalarını istiyor; 

“Ey benim kavmim, niçin iyilikten önce kötülüğü acele edip istiyorsunuz? Allaha istiğfar ederseniz, Onun rahmetine nâil olabilirsiniz.” (Neml:27/46) diyor. 


Bu ayeti kerimede Hazreti Salih aleyhisselam “istiğfarın” ileri düzeyde çok etkin bir reçete olduğunu anlatıyor. “İstiğfar” hakkında önemli reçeteyi Hazreti Hud aleyhisselam da bu rahmanî reçeteyi kavmine telkin ve tavsiye ediyor; 

“Ey kavmim! Rabbinize istiğfar edin. O’na tevbe edin ki, üzerinize göğün feyizli bereketini bol bol göndersin ve sizin kuvvetinizi kuvvet katarak arttırsın. Siz de günahkârlar olarak yüz çevirmeyiniz.” (Hûd:11/52) 

Bütün bunlar karşısında insanın düşünmesi gerekmez mi? Yaratan, yaşatan sonra da öldüren Allah’ın verdiği reçeteleri kullanıp Onun rahmetine kavuşmak varken insana ve büyük bir ümmete zillet ve tefrikaya düşmek yakışır mı? Yani değer mi?

Bunca hayat canlılığı kazandıran reçeteleri ihmal etmeye değer mi?

Kim kazanır? KİM KAYBEDER? Esselamu aleykum.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23