• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

AK Parti özüne dön! Ömer Çelik kendine gel!

01 Temmuz 2026
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

AK Parti özüne dön! Ömer Çelik kendine gel!

YAŞAR DEĞİRMENCİ

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in Ekim 2021 tarihli, “Laiklik Anayasa’daki yerini koruyacaktır. Laik devlet prensibini güçlü şekilde savunuyor, rejimimiz açısından gerekli olduğunun net şekilde altını çiziyoruz.” açıklaması yeniden gündem olmaya başladı. Çelik’in, laik devlet yapısının bin yıl daha süreceğini ima ettiği konuşma son günlerde tekrar dolaşıma sokuldu. 

Lider Türkiye’nin liderine sahip çıkılmalı, yalnız bırakılmamalıdır. 

Bunun için de, AK Parti’nin tepedeki adamlarına, şu önemli hatırlatmalarda bulunmamız zaruret oldu. 

Bu milletin gönül dünyasına girildiği millî manevi değerlerine sahip çıkıldığı, 28 Şubat’taki zulümlerden bu milleti kurtardığı, 12 Eylül, 28 Şubat zalimleri de cezalandırıldığı için bu millet vefalı davranmıştır. İktidara getirmekle kalmamış çeyrek yüzyıla yaklaşan bir desteğini de esirgememiştir. Nankörlük de başka türlü bir ihanettir. 

“Rabbinizin: “Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artıracağım. Şâyet nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azâbım çok şiddetlidir.” buyurarak herkesi uyardığını insanlara hatırlat.” (14 İbrahim 7) bu ayeti tefekkürle/tezekkürle düşünerek amel edilmeli.


Eğer Allah’ın emri laiklikle bağdaşmıyorsa, laiklik bir tür İslam karşıtı bir başka din haline gelmiş oluyor. Bizde devletin laik olması demek, İslam’a karşıt olması anlamını taşıyor. 

Yani laikliğin, ‘din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması’ biçiminde tanımlanması aslında İslâm dininin yerini laiklik dini almış oluyor. Adı ‘laiklik’ olan bir ‘din devleti’nde yaşadığımız ortaya çıkıyor. Zaten ‘değiştirilemez’ bırakın onu ‘değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ maddelere sahip olmak ne demek? Basbayağı laiklik adı verilen siyasal bir metodu ilahi kitaplarda yazan dini kurallara benzetmek, kutsal hale getirmek demektir. Buna Kemalizm de ilave edilebilir. Şunca yıldır bütün devlet imkânlarına ve kafa yıkamalara, Batı’nın uşağı haline getirilme, eğitim sisteminden kendi değerlerini kovma, ‘irtica’ adı altında İslâm düşmanlığı yapma ile nasıl normalleşeceğiz? Kendi değerleriyle kutsallarıyla irtibatı olmayan, paganizm, sekülerizm ve laisizm ile kuşatılmış alçaldıkça alçalan entelektüel geçinenler, ihtilalleri bu milletin başına bela edenler, TV’lerde arzı endam edenler, muhatap bile alınamaz! 


Hele bu güruha ‘düşüncenize saygı gösteriyorum’ diyenlere şunu öğretmek ihtiyacındayım: Saygı göstermeyecek, haddini uygun üslûp ve usulle bildireceksin. Sadece saygısızlık etmeyeceksin! İslam böylesi durumlarda çok özgürlükçü. Devlet zoruyla din dayatmaz insana. Çünkü din özgür seçim işidir. Kur’an-ı Kerim, Müslümana şöyle emir verir: “De ki: Ey inkârcılar! Tapmam sizin taptıklarınıza, siz de benim taptığıma tapmazsınız. Asla tapmayacağım sizin taptıklarınıza, siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana!” (Kâfirûn suresi)

Kemalizm ile de Müslüman insanımızı dinden, imandan çıkarıyorlar. Kemalizm bu milletin içinden büyük bir kesimi başkalaştırmış ve dini, dili, hayat tarzı ile başka bir kavim haline getirebilmiştir. Bugün çektiğimiz en büyük sıkıntı budur. Kemalizm’in bu şiddeti bitmiş de değildir. Eğitim çarkı milletimizi dönüştürmeye devam etmektedir. 


İsrail’de neden Atatürk büstü dikilip kaidesine “Sana minnettarız” yazma gereği duyuldu. Siyonizm belasını, içimizdeki uşaklarını unutmayalım! Tayyip Erdoğan’ın, “One Minute” çıkışını yaptığı 2009’dan sonra bütün şer güçlerin ittifakını, “Hilâl Haç”ın devam ettiğini de. 

Özümüze dönmeliyiz.

Laiklik; bu ülkeye hiçbir şey katmadı. Ruh köklerine yabancılaştırmaktan başka! Türkiye Cumhuriyeti başında bir İslam Cumhuriyeti olarak kurulmuştu. Laikliğin ‘L’si bile gündemde yoktu. Anayasa’ya 1937’de girdi. Yani Cumhuriyet laik olarak doğmadı. Sonradan oldu bitti ile İslam kaldırılıp, laiklik getirildi.


Müslüman Türk aidiyetinden utanır, Batı’nın uşaklığını kabullenir hâle geldi/getirildi. Batı’nın tarihi; zulüm, (sömürgecilik, asimilasyon, kendisinin dışındakilere hayat hakkı tanımama, vb.) milleti de zalimliklerle doludur. İslâm düşmanlığında (basın, yayın, sosyal medya, vs.de yaptıkları, teşvikleri) utanmadan yaptıklarını da güzel kelimelerle kapatırlar.

Hayatı parçalamak, din-devlet bağlarını koparmak. Hayatı kutsaldan arındırmak, ayırmak ve insanla kutsalı birleştirmemek. Hafıza kaybına uğramış/uğratılmış insanlar gibiyiz. Bu millete kavramları unutturmakla kalmadılar, ‘algı operasyonu’ yaptılar. Bizde laikliğin tarifi bile yok. (Bilinen bir cümleden başka.) Laiklik tarif edildiği zaman, darbe heveslileri kalkıp memleketin hâkim ve savcılarına brifing verme cinayetine kalkışamazlar. Brifing vermeye kalkışsalar dahi, hukuk nosyonu olan hiçbir hukuk adamı buna iltifat etmez. Laikliğin tahribatının bilindiği bir ülkede; Post Modern darbeler yapılamaz. Laikliği korumak adı altında, çıkar grupları, yedi sülalelerinin geleceğini garanti altına almaya kalkışmaz. Faili meçhul cinayetler planlayıp, ardından devşirilmiş kesimleri laiklik adına sokaklara dökemezler. Kendini laik sananlar zümresinin içerisinden bu ülkede yüz ağartacak uluslararası çapta ve insanlığa unutulmaz bir katkı sağlamış bir tek “bilim”, “felsefe” ve “sanat” adamı çıkmamıştır. Bu kafayla, çıkması da düşünülemez. Biraz kendi açısıyla baksalar: Laikliği koruma adına kutsallara küfredemezler. Laikliği İslam’ın karşısında bir din gibi görüp, insanları “laiklik dininin seküler mümini” olmaya davet edemezler. Ülkemize, milletimize, insanımıza sahip çıkma, hak hukuk, özgürlük temelli, kendi değer yargılarını ihmal etmeden bir Anayasa yapmak birinci vazifemiz olmalıdır.

Kutsallaştırılan Laiklik ve Kemalizm’den kurtulalım artık. Bizi bozar! Bozuyor da...


 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23