• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Elleri kanlı soykırımcıların iftiralarını zerre kaale almıyoruz! Bizim tarihimizde soykırım yoktur!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Elleri kanlı soykırımcıların iftiralarını zerre kaale almıyoruz! Bizim tarihimizde soykırım yoktur!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Türkiye'yi mevcut dünya sistemindeki her olası senaryoya göre hazırladıklarını anlatarak soykırımcı İsrail'in 1915 olaylarını Ermeni Soykırımı olarak tanıma kararına ise "Elleri kanlı soykırımcıların ülkemize karşı iftiralarını zerre kaale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne katliam ne de soykırım vardır" sözleriyle tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle:

İnançla, azimle ve emekle çalışarak her cümlesi bilgi, tecrübe ve alın teriyle yazılmış tarihi bir başarı hikâyesine dönüştü. 32 yıllık bu mücadelenin her aşaması, aslında ülkemizde eser ve hizmet siyasetinin hangi engeller aşılarca yürütüldüğünün de hikâyesidir.
Hatırlarsanız, Türksat 3A uydusunu 2008 yılında uzaya fırlattığımızda birileri, hep yaptıkları gibi mütekebbir bir edayla yine bize sataşmışlardı. Projeyi küçümseyerek, projede eksik, hata ve kusur arayarak aslında nasıl bir zihin dünyasına sahip olduklarını da göstermişlerdi.

O dönem eleştirilen uydumuz, yıllardır ülkemize hizmet veriyor. Uydu alanında yakaladığımız ivmeyi 2008'den sonra da devam ettirdik. Türksat 4A 2014'te, Türksat 4B ise 2015 yılında uzaydaki yerini aldı. 2021 yılında Türksat 5A ve Türksat 5B'yi fırlatarak aynı yıl içinde uzaya iki uydu gönderebilen nadir ülkeler arasına adımızı yazdırdık. Geçen sene ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat 6A'yı hizmete aldık. Türksat 6A ile birlikte haberleşme uydularımızın sayısı altıya, uzaydaki uydularımızın toplam mevcudu ise 10'a yükselmiş oldu. Göktürk 1 ve 2 uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif yeteneklerini artırdık. Üç sene önce uzaya gönderdiğimiz İMECE uydusuyla görüntü çözünürlüğü, haberleşme hızı ve manevra kabiliyeti açısından yeni bir eşik açtık. Çevremizdeki hadiselere baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz.


KENDİ UYDUSUNU ÜRETEBİLEN 11 ÜLKEDEN BİRİYİZ

İçinde bulunduğumuz çağın öne çıkan karakteri enformasyondur, bilgidir. İstisnasız tüm devletler, enformasyon çağına adapte olabilmek için yoğun bir rekabet içindedir. Sadece devletler değil, büyük şirketler de bu alanda söz sahibi olmaya çalışmaktadır. Devletler ve şirketler arasındaki yarışın kıyasıya yaşandığı alanların başında ise uydu teknolojileri bulunmaktadır. Türkiye olarak hak ettiğimiz yeri almanın gayretindeyiz. Şu an kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Farklı ihtiyaçlarımızı giderecek olan İMECE-2 ve İMECE-3 uydularımız ile Göktürk-Y ve Göktürk-3'ün çalışmaları devam ediyor. Türksat 7A projemiz, ülkemizin dijital egemenliğini daha da güçlendirecek ve güvenli haberleşme altyapımızı tahkim edecektir. Şurası bir gerçek ki uydu teknolojileri, ülkelerin güç bileşenlerinde çarpan etkisine sahiptir. İstihbarattan iletişime, savunma sanayiinden haritalamaya kadar pek çok alanda uydular stratejik rol oynamaktadır. "Uzayda izi olanın dünyada sözü olur" düsturuyla hareket eden Türkiye için uydu yeteneklerini geliştirmek, tercihten öte bir zorunluluktur. Her ne kadar ufukları burunlarının dibinden öteye geçmeyenler bizim ne yaptığımızı, nasıl bir vizyonla hareket ettiğimizi anlamasalar da biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla yürümeye devam edeceğiz.


İSTANBUL'U KADERİNE TERK ETMİYORUZ

Türkiye'nin gelecek çeyrek asrına, hatta yarım asrına mühür vuracak projelerin hazırlıklarını yürütürken hizmet ve eser siyasetimizi de sürdürüyoruz. Son Kabine toplantımızdan bu yana Türkiye'nin ve şehirlerimizin kazanç hanesine yeni yatırımlar eklemenin kıvancını yaşadık. Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'u kaderine terk etmiyoruz. İşe geç kalmamak için insanların arabalarında uyumak zorunda bırakıldığı İstanbul'un ulaşım altyapısını geliştirmeye devam ediyoruz. 16 istasyon ve 69 kilometre uzunluğa sahip Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Projesi bunlardan biridir. 19 Haziran'da resmî açılışını yaptığımız Halkalı-Arnavutköy kesimiyle bu önemli projeyi hamdolsun tamamlamış olduk. Böylece sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en uzun metro hatlarından birini İstanbul'umuzun ve ülkemizin hizmetine sunduk. Bu yeni hatla güzergâhta bulunan yerleşim birimlerimiz arasındaki seyahat süreleri ciddi oranda azalmıştır. Proje, 25 yılda zamandan 117 milyon saat tasarruf sağlarken ekonomimize 953 milyon avro tutarında katkı yapacaktır. Şu an biri 4,5 kilometre, diğeri 6,3 kilometre uzunluğundaki iki ayrı hattın yapımı devam ediyor. Hatların bitmesiyle Ulaştırma Bakanlığımızca İstanbul'da inşa edilen raylı sistemlerin uzunluğu 191 kilometreye çıkacaktır. Metro hatlarımızın İstanbul'umuz, ülkemiz ve milletimiz için bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.


SAVUNMA SANAYİİ

Savunma sanayi alanında da boş durmuyoruz. "Altta kalanın canı çıksın" anlayışının egemen olduğu mevcut dünya düzeninde her türlü senaryoya karşı kendimizi hazırlıyoruz. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11 ülkesiyiz. Diğer alanlarda olduğu gibi askeri gemi inşasında da tarihimizin en parlak günlerini yaşıyoruz. Bugüne kadar dünyanın dört bir tarafına 140'ın üzerinde deniz platformu ihraç ettik. Şu anda 50'den fazla savaş gemisi tersanelerimizde imal ediliyor. 20 Haziran'da Türk denizciliğinin eriştiği gurur verici seviyeye bir kez daha şahitlik ettik. İstanbul'da düzenlediğimiz törende, kendi kabiliyetlerimizle geliştirdiğimiz Hisar sınıfı korveti Romanya Deniz Kuvvetleri'ne teslim ettik. Aynı törende Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimiz de donanmamızın envanterine dâhil oldu. Böylelikle tarihimizde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç ettik.


GAZZE’DE SOYKIRIM YAPANLARIN İFTİRALARINI CİDDİYE ALMIYORUZ

23 Haziran'da Külliyemizde misafir ettiğimiz Polonya Cumhurbaşkanı ile savunma sanayi alanında iş birliği dâhil pek çok konuyu görüştük. Daha önce belirlediğimiz 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize zaten ulaşmıştık. Yeni hedefimizi ise 15 milyar dolara çıkardık. Müteahhitlik firmalarımız Polonya'da 9 milyar dolar değerinde proje üstlendi. İnşallah bu rakamın daha da artacağına inanıyorum. Sayın Cumhurbaşkanı ile ayrıca Rusya-Ukrayna Savaşı'nı ve İran krizini ele aldık. Her iki sorunun da adil bir barışla sona ermesi gerektiğine işaret ettik. Filistin'i tanıyan ülkelerden biri olan Polonya'nın iki devletli çözüme desteğini önemsiyor, bunun güçlenerek devam etmesini bekliyoruz. Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Biz, tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük bir milletin mensuplarıyız. Asırlar boyunca düşenin elinden tuttuk, başı dara girenin imdadına koştuk. Ülkemize sığınanlara kapılarımızı açtık. Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kaale almıyoruz.


ECDADIMIZIN MERHAMETİMİZİ EN İYİ BU BARBARLAR BİLİR

Bizim tarihimizde ne soykırım vardır, ne katliam vardır, ne zulüm ne de sömürgecilik vardır. Binlerce yıllık tarihimizde sadece adalet ve merhamet vardır. Dinine, kökenine, kimliğine bakmadan tüm mazlumlara el uzatma vardır. Engizisyondan ve Nazi zulmünden kaçanlara sahip çıkma erdemi vardır. "Tacımı veririm ama devletime sığınanları vermem." diyen kahraman ecdadımızın vakur duruşu vardır. Bunu da en iyi, şayet tarihlerine bakarlarsa, Gazze'deki barbarlıklarını örtmek için Türkiye'ye ve Türk milletine iftira atanlar bilir. Biz çatışma, gerilim ve kavga alanlarında değil, milletin müşterek değerleri etrafında siyaset yapan bir kadroyuz. Halkımızla aynı lisanı konuşuyor, aynı gönül diliyle iletişim kuruyor, aynı ufka bakıyoruz. Kökenimiz, mezhebimiz, hayat tarzımız farklı olabilir. Ama biz, 86 milyon olarak hepimiz aynı devletin vatandaşıyız. Aynı milletin fertleri, aynı vatanın evlatlarıyız. Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz. Her zaman söylüyorum: Adımız ne olursa olsun, soyadımız Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türkiye'yi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren hiçbir insanımızı diğerinden ayırmadık.

Bilhassa Alevi canlarımızla çok yakından ve samimiyetle ilgilendik. Cumhuriyet tarihinde daha önce hiç atılmayan, gündeme dahi gelmeyen reformları biz hayata geçirdik. Herkesin kendi kimliğini ifade etmesinin; kendi kültürünü, kendi yaşam tarzını, kendi inancını özgürce yaşamasının önünü açtık. 2022'de kurduğumuz Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile çok önemli bir ihtiyacı kurumsal anlamda gidermiş olduk. Başkanlığımız, ülkemiz genelindeki 1134 cemevinin aydınlatma giderini karşılıyor. Son üç yılda 695 cemevinin bakım ve onarım işlemleriyle tefrişat alımlarına 800 milyon liralık destek verdik.


ANA MUHALEFET KÖTÜ SİCİLİYLE HESAPLAŞMALI

2026 yılının ilk çeyreğinde 311 cemevinin taleplerini işleme aldık. Yıl sonuna kadar 500 cemevine bakım, onarım ve tefrişat hizmetleri sunacağız. Deprem bölgemizdeki 113 cemevinin ihtiyaçlarının tamamını karşıladık. Yıkılan veya ağır hasarlı 13 cemevinin ihya ve inşa çalışmalarını da yakın zamanda sona erdireceğiz. Burada şunun da altını çizmek durumundayım: Siyaset, milletin sorunlarına çözüm üretmek, milleti birleştirmek, bütünleştirmek ve müşterekleri çoğaltmak için yapılır. Acıları yarıştırarak, insanlarımızı ayrıştırarak, parti içi iktidar kavgasında rakibine gol atmak için istismarın peşinde koşularak siyaset yapılmaz. Ana muhalefet partisi içindeki çatışmanın giderek makul zeminden çıkıp "kavgada yumruk sayılmaz" mantığına evrilmesi son derece yanlıştır. Bunda Alevi canlarımızın kullanılmak istenmesi ise çok daha büyük bir yanlıştır. Geçmişte yaşanan acıların mimarı olan ana muhalefet partisinin, ülke için bu meselede yapacağı en hayırlı iş, eğer gerçekten cesaretleri varsa, kötü sicilleriyle hesaplaşmalarıdır. Alevi vatandaşlarımızın hassasiyetleri üzerinden kimse siyaset yapmamalı, hele hele istismara tevessül etmemelidir. Nifak siyaseti bu ülkeye geçmişte sadece zarar vermiştir. Kutuplaştırma siyaseti bu millete çok büyük acılar yaşatmıştır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mehmet

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamalar ülkemizin geleceğini belirleyecek hayati önem taşıyor. Milletimiz, liderliğinin ve güçlü kararlılığının yanında her zaman yanındadır. Bu zorlu dönemde de Cumhurbaşkanımıza ve kabinesine güveniyoruz, Allah'ın izniyle Türkiye en güzel günlerini yaşayacaktır.

Ali Dinar

Ben ve ailem sılai rahim akrabalarım la, birlikte başkomutanımıza canımızı veririz, 2.Yavuz Sultan Selim Han, a
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23