Ortadoğu’da Büyük Oyun: Sünni-Şii Savaşı…
Ortadoğu’da Büyük Oyun: Sünni-Şii Savaşı…
MEHMET KOÇAK
Osmanlı’yı bölmek, topraklarını bölüşmek amacıyla ihtilaf devletleri adına hazırlanan ‘Gizli İhanet Anlaşması’nın adı olan Sykes-Picot’ın ardından Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesine yönelik projelerin farklı biçimlerde devam ettiği inkarı mümkün olmayan bir gerçektir.
Siyasi, ekonomik ve güvenlik dengelerinin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı planın adı olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) o, ihanet planı olan Sykes-Picot’un devamı olduğu ise bir diğer gerçektir.
Her iki ihanet planını gerçekleştirme adına tarihten günümüze izlenen yol ve yöntemlerin merkezinde ise Sünni-Şii Mezhep Savaşı yer almaktadır.
Türkiye’de “devlet aklı” işletilerek sürdürülen diplomatik hamleler ve İran›ın beklenenden güçlü bir direnişi nedeniyle arzu edilen sonuçlara ulaşılamamıştır.
Şimdi ise bu hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracak en tehlikeli senaryolardan biri olan mezhep farklılıklarını kışkırtarak Müslüman toplumları birbirine düşürmek amacıyla Sünni-Şii çatışmasını bölgesel bir savaşa dönüştürmektir.
ABD ile Siyonist İsrail’in bölgeyi kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirme hedefine ulaşmak için mezhep savaşını yeniden canlandırma girişimlerine şahit oluyoruz.
Hamas’ın silahsızlandırılması, Filistinlilerin göçe zorlanması ve demografik yapının değiştirilmesine yönelik girişimler, Hamas’a karşı iş birlikçi aşiretlerden yeni hain örgütler oluşturulup sahaya sürülmesi, aynı şekilde İran’da rejim karşıtlarını isyan etmelerine gizli faaliyetleri çok şükür başarısız kalmıştır.
Şimdi ise Lübnan merkezli mezhebi bir savaş için ABD ve İngiltere öncülüğündeki istihbarat örgütleri devrededir.
ABD’nin Suriye’ye sunduğu bazı siyasi destek ve yaptırımların kaldırılması ile Suriye yeni yönetiminin küresel düzene entegrasyonuna verilen desteğin karşılığı olarak Lübnan’da İran destekli Hizbullah’a karşı Suriye dâhil edilmek isteniyor.
Ancak Türkiye ile yakın ilişkiler geliştiren Suriye yönetiminin, bölgesel dengeleri daha da bozabilecek adımlardan kaçınmaya çalıştığı görülmektedir. Çünkü böyle bir çatışmanın yalnızca İran ile Arap ülkeleri arasında değil, bütün Ortadoğu’yu içine çekecek mezhep merkezli yeni bir savaşın fitilini ateşleyebileceği endişesi bulunmaktadır.
*
İran›ın Yanlışları Bahane Edilmemeli
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri yalnızca sınır anlaşmazlıkları veya güvenlik sorunları olarak okumak yeterli değildir. Bölgenin geleceğini belirleyecek asıl mücadele, mezhep ayrılıklarını derinleştirerek Müslüman toplumları birbirine düşürme girişimlerine karşı ortak aklın ve bölgesel istikrarın korunup korunamayacağıdır.
Eğer mezhep eksenli bir çatışma ateşi yakılırsa, bunun kazananı ne Sünni dünya ne de Şii dünya olacaktır. Kazanan yalnızca bölgenin parçalanmasından çıkar sağlayacak küresel güçler, kaybeden ise bütün Ortadoğu halkları olacaktır.
İran’ın komşu ülkelerdeki Şii örgütlenmeleri, Suriye’de uzun yıllar Sünni çoğunluk üzerinde ağır baskılar uygulayan rejime verdiği destek, bölgede derin yaralar açmış ve İran karşıtlığına sebep olmuştur. Aynı şekilde, İran destekli Hizbullah’ın benzer hatalara düştüğü doğrudur.
Ancak bu yanlışlar, mezhep eksenli yeni cepheler oluşturma veya dış müdahalelerle bölgeyi daha büyük çatışmalara sürükleme adına benzer hatalar tekrarlanmamalıdır.
Mezhep çatışmalarını körükleyen, Müslüman toplumları birbirine düşüren ve dış güçlerin bölgeyi yeniden dizayn etmesine zemin hazırlayacak girişimlere karşı ortak bir duruş sergilemektir. Fikir ayrılıkları ve siyasi ihtilaflar ne kadar derin olursa olsun, bunların bölgeyi uzun yıllar sürecek bir Sünni-Şii savaşına dönüştürmesine fırsat verilmemelidir.