Bosna Hersek’te neler oluyor?
Bosna Hersek’te neler oluyor?
AYHAN DEMİR
Malumunuz, 1992-95 yılları arasındaki, Bosna Hersek Savaşı Dayton Barış Anlaşması ile sona ermişti. İşte bu barış anlaşmasının eklerinden biri, ülkede, başında yabancı bir siyasetçinin veya diplomatın bulunacağı bir Yüksek Temsilcilik Ofisi-OHR kurulmasına hükmetti.
OHR, resmi internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Dayton Anlaşmasının sivil taraflarının uygulanmasını denetliyor. Bunu yaparken, yerel ve uluslararası kurumlarla da işbirliği halinde bulunuyor.
OHR’nin belli bir görev süresi bulunmuyor. Bosna Hersek kurumları işlerini kendi kendilerine çözümlemeye başlayana kadar var olmaya devam edecek. Elbette, bunun gerçekleşmesi hali hazırda çok zor görünüyor.
Geniş yetkilere sahip olmasın rağmen son derece ağır hareket etmesi, OHR’yi ülkenin her kesiminin hedefi haline getiriyor. Kurulduğu günden bugüne tartışılan OHR’yi, ne Sırplar ve Hırvatlar, ne de Boşnaklar istiyor. Buna karşılık hem Sırpların ve Hırvatların hem de Boşnakların istediği bir kurum aslında. Bu durumu en iyi Bosnalı şarkıcı Dino Merlin’in bir şarkısının sözleri anlatıyor: “Seninle olmak zor / ama sensizlik daha da zor (Teško meni sa tobom / a još teže bez tebe).”
OHR’nin Bonn yetkileri olarak bilinen olağanüstü yetkileri de bulunuyor. 1997 yılındaki güncelleme ile Yüksek Temsilciye, yasalara ya da Dayton anlaşması hükümlerine uymayan devlet yetkililerini görevden alma yetkisi veriyor. Buna ülkenin, kendisinden sonra, en üst makamı olan Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleri de dâhildir. Ayrıca ülkedeki yasama organlarının yapamadığı durumlarda yasa dayatma yetkisi de yine Yüksek Temsilci’nin yetkileri arasında bulunuyor. Mesela, Valentin Inzko’ya kadar olan Yüksek Temsilciler, 1997-2002 yılları arasında, dokuz yüze yakın yasa çıkarmıştı. Buna karşılık Inzko ise OHR’yi etkisizleştirmekle suçlanıyordu. Ondan sonra göreve gelen Christian Schmidt ise özellikle Bosnalı Hırvatlar lehine aldığı kararlar ile bilinen bir isim oldu.
Evet, bu uzunca girizgâhtan sonra artık sözü getirmek istediğim yerdeyim.
Yaklaşık beş yıldır Bosna Hersek Yüksek Temsilciliği görevini yürüten eski Alman siyasetçi ve diplomat Christian Schmidt, ABD’nin baskıları neticesinde, geçtiğimiz Mayıs ayı içerisinde görevden affını istedi. Hâlihazırda hemen hemen herkes, yeni Yüksek Temsilci’nin kim olacağını tartışıyor. Fakat perde arkasındaki asıl kriz Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği arasında yaşanıyor. Yeni Yüksek Temsilci’nin belirleneceği Barış Uygulama Konseyi toplantısında asıl tartışma konusu, bu isimden ziyade, bu ismin yetkileri ve geleceği.
ABD, OHR ofisini artık bir yük olarak görüyor. İstediği kişi Yüksek Temsilci olmazsa, bu ofisi finansa etmeyeceğini söylüyor. Ancak zaten ABD tarafı, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde OHR ofisinin kapatılmasıyla sonuçlanacak bir geçiş süreci senaryosunu sahnelemek istiyor. Bu aşamada ABD’yi ilgilendiren tek konu, Bosna Hersek’in, Hırvatistan doğalgaz sistemine bağlanmasını amaçlayan projenin inşasının başlaması için devlet mülkiyetleri meselesinin çözümlenmesini istiyor. Buna karşılık AB, OHR ofisinin kapatılması için doğru zaman olmadığını düşünüyor. En azından şimdilik, mevcut durumun aynen devam etmesini arzu ediyor.
İki cephe arasındaki görüş ayrılığı o denli derin ki, Barış Uygulama Konseyi’nin son toplantısı sonuçsuz bir şekilde Haziran ayı sonuna ertelendi. Dolayısıyla hangi tarafın daha ağır basacağını önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.
Şurası bir gerçek: OHR’ye Boşnakların itiraz etmesi, Bosna Hersek’in iyiliğine; Sırp, Hırvat veya Batı dünyasının herhangi bir temsilcisinin itiraz etmesi ise Bosna Hersek’in kötülüğünedir.
Bununla birlikte: Kantonlar, entiteler, iç siyasete etki eden uluslararası kurumlar ya da büyükelçilikler gibi son derece karmaşık bir siyasi ortamın bulunduğu Bosna Hersek’teki OHR ofisinin korunması, kedisinin ve Batı Balkanlar’ın istikrarının yanı sıra tüm Avrupa’nın güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zira bu bölge, Avrupa kıtasının başlıca güvenlik bölgelerinden biridir.
Allah korusun, Bosna Hersek’teki muhtemel bir istikrarsızlık, iç siyasetle sınırlı kalmayacaktır. Bölgesel istikrar üzerinde doğrudan etkileri olacaktır. Bu nedenle, Bosna Hersek’te yeni bir uluslararası toplum Yüksek Temsilcisinin atanmasının daha fazla gecikmeden sağlanması şarttır.