• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Vehbi Kara
Vehbi Kara
TÜM YAZILARI

Bir Feto Filmi

03 Mayıs 2019
A


Vehbi Kara İletişim: [email protected]

2010 Yılında yapımcılığını Murat Tokat’ın yaptığı “New York’ta Beş Minare” isimli film, FETÖ örgütünün halkımızı zehirlemek için kullandığı çok önemli bir araçtır. Bu filmde Haluk Bilginer başrolü oynarken bir çok yabancı ve yerli sanatçı da rol almıştır.

Haluk Bilginer; Hacı Güneş karakterinde şivesi ve hareketleri ile Feto zındığını pek güzel canlandırmış. Gülen demeyip Güneş diyerek güya küçük bir perdeleme yapmışlar. Fakat her halile Hacı Güneş karakterinin Feto olduğu belli edilmektedir. Ayrıca Güneş karakteri ile Haluk Bilginer; haçını boynundan eksik etmeyen bir Hristiyanla evli görünerek bir parça farklılık gösteriyor.

Çekilen sahneler oldukça profesyonel olup Hollywood katkısı oldukça net olarak görülmektedir. Öyle ki DAEŞ benzeri örgütlerin ABD tarafından kurulduğu bizzat Trump’ın ağzından itiraf edilmişken bu örgütün İslamcılar tarafından kurulduğu ve yönetildiği özellikle işlenmektedir.

Fakat film izlendiğinde görülmektedir ki bir değil yüzlerce aldatıcı bilgiler verilmiş halkımızın FETÖ örgütüne karşı sempati duyması amaçlanmıştır. Bunlardan en önemlisi bir Müslüman kızın Hristiyan bir gençle kilisede Hristiyan usulüne göre evlenmesi ve bunun doğru bir şey olduğu anlatılmaya çalışılmaktadır.

Halbuki bir Müslüman kadın asla Hristiyan veya gayrimüslim bir erkekle evlenemez. Çünkü çocuklar başta olmak üzere başka dinlerin hukukuna göre yetiştirileceğinden buna müsaade edilmemiştir. Buna karşılık Hristiyan veya Yahudi bir kadınla çocukların İslam terbiyesine göre yetiştirilmesi şartıyla Müslüman bir erkek evlenebilir. Ailenin reisi erkek olduğundan hukuki işlemler İslami anlayışa uygun olarak uygulanabilir.

Bu durum yüzyıllardan beri uygulanmaktadır ve İslam’ın yayılmasında önemli bir işlev görmektedir. Örnek verecek olursak Barbaros Kardeşler ki; anneleri bir Rum kızıdır babaları bir Türk olduğu için İslam terbiyesi almış ve Müslümanların Akdeniz’de hakim olmasını sağlamışlardır. Hatta Oruç Reis gibi bir cengaver denizci dünya üzerinde hala yetişmemiştir. Hızır Hayrettin Paşa ise Osmanlı Devletinin en önemli Kaptan-ı Deryası ve Dünyanın en önemli Amirali olarak yıllarca görev yapmıştır. Barbaros kardeşler, İslam sancağını dünyanın dört bir yanında dalgalandırmıştır.

Gel gör ki Feto denilen zındık en büyük tahribatını İslami kuralları bozmak için yapmıştır. Namaz, oruç ve içkinin haram olması gibi İslami emirleri yok etmeye çalışmış başörtüsü konusunda din düşmanlarına verdiği destek yetmiyormuş gibi binlerce kızımızın başını açması için iğrenç bir şekilde hareket etmiştir.

Film esnasında bir tane dahi başörtülü kadın olmadığı halde özellikle Müslüman rolündeki kızların açık saçık kıyafetleri insanı çok rahatsız etmektedir. Özellikle Ayasofya sahnesinde İslam’da putperestliği çağrıştırdığı için kabul edilmeyen resimlerin önünde güya dua edilmesi çok çirkin bir durum olarak gösterime sunulmuştur.

Buna mukabil Hristiyan rolünü oynayan sanatçılar Ayasofya’da ıstavroz çıkararak dinimizdeki tevhid inancına darbe vurmaya çalışmışlardır. İslam’ın izzetine karşı vurulan bu darbeye hala gerekli cevap verilememiştir. İşin daha kötüsü İslam alimlerinin sözleri çarpıtılarak verilmiş ve yanlış anlamalara sebep olacak sahneler çekilmiştir.

Bunlardan bir tanesi Bediüzzaman Said Nursi’nin İslam’ın önündeki engelleri sayarken sıraladığı “cehalet-zaruret-ihtilaf” maddeleri ayrımcılık olarak anlatılmıştır. Güya Hristiyan bir erkekle bir Müslüman kadının evlenmesi ayrımcılıkmış. İşte bu büyük yalanı Bediüzzaman’a atmaktan çekinmemişlerdir.

Bediüzzaman bizim en büyük düşmanımız cehalet, zaruret (fakirlik) ve ihtilaf derken bunlara karşı çarenin “sanat, marifet ve ittifak” olduğunu söylemiştir. Ayrımcılık ile ilgili bu manada bir sözü olmadığı gibi bilakis bir Müslüman kadının Hristiyanla evlenmesine çok şiddetle karşı çıkmıştır. Münazarat isimli eserinde bunu çok net bir şekilde görmek mümkündür.

Filmin çekildiği yıllarda, Feto’nun ismine “sadeleştirme” dediği ve gerçekte Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerini tahrif etmek maksadı ile kullandığı büyük bir mücadeleyi hatırladım. O yıllarda benim gibi birkaç köşe yazarı, Risale-i Nur eserleri gibi kamuya mal olmuş bir eserin uyduruk ifadelerle çarpıtılmasının büyük bir cinayet olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

Nitekim FETÖ örgütünün sadeleştirme değil sahteleştirme yaptığı bir çok kişi tarafından mektup yazılarak Feto’ya bildirilmiş ve bu dehşetli zındığın mahiyeti belli olmaya başlamıştı. Bana “siz Feto’yu kıskanıyorsunuz o yüzden çamur atıyorsunuz” diye karşı çıkanlar bu sahteleştirme olayı karşısında Feto’nun cevap verme nezaketinde dahi bulunmamasından dolayı; gerçek yüzünü anlamaya başlamışlardı. Beni Feto’ya karşı olduğum için şiddetle eleştirenler bu sefer haklı olduğumu itiraf ediyorlardı.

Her ne ise… O yıllardaki Risale-i Nur’u tahrif eden Feto’ya karşı yaptığımız kavgada mücadelenin, Ruz-i mahşerde Rabbimin rahmetine vesile olacağından şüphem yoktur. Hiçbir şey o mahşer gününde gizli kalmayacaktır.

Bu nedenle filme geri dönüp yapılan fenalıkları anlatmaya devam edeyim. Olur ki filmde rol alan Engin Alan Düzyatan. Mahzun Kırmızıgül ve Mustafa Sandal gibi ünlü sanatçılar yaptıkları bu aldatıcı filmden dolayı özür dileyip kendilerini affettirecek çalışmalara imza atarlar…

Filmin belki de en önemli mesajı ABD’nin terörle mücadele ettiği yalanını ve teröristlerin bunu “İslam inançları nedeniyle yaptığı” aldatmacasıdır. Gerçekte bunun doğru olmadığı 1500 yıllık İslam tarihi ile ispat edilmiştir. Müslümanlar kendilerini savunmak için savaşmışlar ve zorunlu olmadıkça savaşa müsaade etmemişlerdir. Bedir, Uhud ve Hendek Savaşları İslam’ın hayatta kalma mücadelesiydi ve saldıran Mekke’li müşriklere karşı bir savunma savaşıydı.

Nitekim Hudeybiye sulhu ile İslam’ın nurlu yüzü ortaya çıkmış; güzel ahlak sayesinde İslam bütün kıtalara yayılmıştır. Celalettin Harzemşah Moğol yağmacılarına ve Selçuklu-Osmanlı Türkleri de Haçlı saldırganlara karşı savunma savaşları yapmışlardır.  Çünkü “aslah tarik sulhtur”. Bu gerçeği Kuran ayetleri ve hadislerin ışığında gayet kolay anlayabiliriz.

Fakat Hollywood sanatçıları aldıkları büyük paralar yetmiyormuş gibi bir de bu büyük yalanı üstelik Türk milletine yutturmak için büyük çaba harcamışlardır. Filmin teknoloji ve para gerektiren sahnelerinde yapılan masraflar gözden kaçmamaktadır. Terörün kaynağının İslam olduğu yalanını anlatmak için büyük çaba sarf edilmiştir.

Zaten Feto bunu bir konuşmasında itiraf etmiş Hristiyanların Müslümanları öldürmediği yalanını utanmadan ve hayasızca söylemekten çekinmemiştir. Feto’nun Süfyaniyetin en büyük başlarından biri olduğunu gösteren daha açık hangi delil olabilir ki? Bunu hala anlayamayanlara teessüf ederim. Kör, sağır ve dilsizlerin kulakları çınlasın…

15 Temmuz 2016 Darbesi ile Feto gerçek yüzünü göstermiş 250 kişinin şehit olmasına ve binlerce vatandaşımızın yaralanmasına sebep olmuştur. Bu hali ile FETÖ örgütü ve kurucuları olan ABD’nin gerçek terörist olduğu gerçeği en akılsız insan tarafından da anlaşılmıştır. Son olarak Bitlis halkına karşı kullanılan hakaretler ve aldatıcı senaryodan dolayı sanatçıların milletimizin vicdanına karşı büyük bir borcu olduğunu hatırlatmak isterim.

Madem Feto’nun yalanlarına alet olarak yaptığı cinayetlere ortak oldunuz; o halde suçunuzun telafisi için “Bitlis’te Beş Minare” türküsüne uygun olarak güzel bir filme imza atmanız gereklidir. Aksi halde Feto’nun cinayetlerine suç ortağı olmaktan kurtulamazsınız, vesselam…   

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23