Recep Tayyip Erdoğan’a “diktatör” diyenler!..
Bugüne kadar hiçbir Lider O’nun kadar hakarete uğramamıştır herhalde, O’nun kadar “ihanet”e uğramamış, aldatılmamıştır.
O “baba” denilen, “sevimli” imajlı, gayet “demokrat” Süleyman Demirel, bunun yüzde birine muhatap olduğunda Hürriyet, Günaydın gazetelerini perişan etmiş, aleyhinde haber yapanları içeri tıktırtmıştı.
Ahmet Necdet Sezer’e “Bir süreliğine dinlenmesi lazım, dağlara çıksın oksijen alsın, beyni oksijensiz kalmış!” dediği için hışma uğradı bu kardeşiniz, zor yırttı kodesi boylamaktan.
“Bir deli kuyuya taş attı, kırk akıllı çıkartamıyor” dedik diye, “Ordu’ya hakaret” ten yargılandık; mesele de “BİR deli” lafındaki “BİR”in zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik “BİR”in “BİR”ine yorulması!
Çevik “BİR”e deli demek istemişiz; bu aslında Ordu’ya hakaretmiş, böyle bir bağlantı!
Neyse ki Rahşan Affı çıktı da yırttık!
Recep Tayyip Erdoğan diktatör ha!..
Ne diktatörü, gidin Atatürk Havalimanı’nın gazete, kitap büfelerine; bu ülkenin Cumhurbaşkanı ile bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nın evlâdına nice hakaretlerin yer aldığı “kitap kapakları” göreceksiniz.
Sayın Erdoğan bunları bilmiyor mu?..
Elbette biliyor ama…
•
Sayın Erdoğan, bırakın “başka mahallelerin” gazeteci, yazar, çizer takımına…
“Kendi mahallesi”nin, üstelik “kendisine yakın olma görüntüsüyle” bir yerlere, çok önemli yerlere gelen “adamlarının” ihanet derecesine varan tavırlarını bile “hoşgörü” ile karşılıyor.
Sayın Erdoğan’ın 7 Haziran öncesinde meydanlara çıkmakla AK Parti’ye zarar verdiği, AK Parti’nin ayağına kurşun sıktığı yalanını yayanlar…
Sayın Davutoğlu’ndan ya da Sayın Gül’den yanaymış gibi görünerek Sayın Erdoğan’a sataşanlar arasında kendi mahallesinden ne “yazar”lar, “gazeteci”ler var…
Sayın Erdoğan bunları görmez, bilmez olur mu hiç!
Cumhurbaşkanı’nın sözlerini alçakça saptırarak, O’nu “Kan üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışır” pozisyona düşürmeye çalışan İRİ GAZETE’nin bir camı çatladı diye “ağıt korosu”na katılanlar arasında “kendi mahallesi”nden “yazar”lar, “gazeteci”ler yok mu?..
Sayın Erdoğan…
Bunları çağırıp…
“Sen kendini ne zannediyorsun aslanım, gazetecilik mi yaptın da bu noktalara geldin! Ayağını denk al, yoksa fena olur!” demesini bilmez mi?..
Elbette bilir.
•
Sayın Erdoğan’ı “diktatör” olarak nitelendirmek, “krallık” kurmak istediğini söylemek kelimenin tam anlamıyla “alçaklık”tır.
Ne diktatörü, Sayın Cumhurbaşkanımız bir hoşgörü abidesidir.
Doğrusu ben kendisine yapılanların binde biriyle karşılaştığımda tepki vermeden duramıyorum.
Sayın Erdoğan, 17-25 Aralık darbe girişimlerinin gerçek maksadını göz ardı edip, “Komisyon kurulsun” korosuna katılan nice adam gördü, elinden tutup ne mevkilere getirdiklerinden.
Bunların bir bölümü hâlâ iş başında, eni konu “adam” yerine konuluyorlar.
Sayın Erdoğan, bunların “Erdoğan çekilse de rahat etsek” harekâtında yer aldıklarını, “Aydın Doğan takımı”na göz kırptıklarını bilmez mi?..
Allah göstermesin, yarın öbür gün “çok sıkıntılı durumlara” düşürülecek olsa, bunların “saldırılara” yüzde yüz destek vereceklerini bilmez mi?
Saf değiştireceklerini bilmez mi?
“Mahallesinde” Ahmet Hakan Coşkun’unkinden de beter ruhların olduğunu bilmez mi?
Bilir elbet…
“Birileri” saklasa da bilir!..
•
Son olarak, Yenikapı’daki o muhteşem “Milyonlarca Nefes Teröre Karşı Tek Ses” mitinginde dile getirdiği “Meclis’e 550 yerli ve milli vekil gönderin” çağrısını akılları sıra “ti”ye alanlar arasında kendi mahallesinden “isimler” de vardı.
Bunlar iyiye işaretler değil.
Bunlar “arka sokaklarda bir şeyler olduğunun” göstergesi.
Biz, o “arka sokaklardaki” toplantıların bir bölümünden haberdarız.
Sayın Cumhurbaşkanımız bizim bildiğimizin bin katını bilir elbette…
Bilir ve tahammül eder.
Böylesine sabırlı, hoşgörülü bir Cumhurbaşkanı’na “diktatör” yakıştırmasında bulunmak, evet, kelimenin tam mânâsıyla alçaklıktır!..
Ben bu alçaklıkların binde birine asla tahammül edemezdim.
SAYIN CUMHURBAŞKANI İLE RUSYA’YA
Özellikle “Suriye Meselesi” bağlamında kritik bir program.
Bugün hareket ediyoruz kısmetse.
Ayrıntıları dönüşte yansıtırız.
Kısmetse.