İran'da ellerini ovuşturarak bekleyen kan emici sırtlanlar...
İran'da ellerini ovuşturarak bekleyen kan emici sırtlanlar...
SELMA SAVCI
Trump’tan İran’la ticaret yapana yüzde 25 vergi haberi geldi! Meşhur bir söz vardır, kötü komşu ev sahibi yapar diye.. Bizim ülke olarak ise hem Irak, hem Suriye ve bugün de İran'ın yaşadıkları aslında bölgede hakikaten dimdik ayakta duran güçlü bir ülke hüviyetini bizlerde devamlı taşıyor...
Elbette farklı olaylar üzerinden okunabilir komşularımızdaki bu durumlar ama son olarak İran'da yaşananları herhalde herkes Türkiye'deki alçakça düzenlenen ve Batı medyasının canlı yayın araçlarını Taksim'e gönderdiği Gezi Parkı eylemleri ile benzerliklerini mutlaka görecektir.
Daha dün İstanbul'da bir ağacı bahane ederek, milletin otobüslerini, dükkanlarını yağmalayan teröristler bugün gelinen noktada Tahran'da benzer görüntülere imza atıyorlar.
Tabii doğal olarak, İran'daki rejim karşıtı gösterileri ekranlarından düşürmeyen Amerikan medyası, ABD'deki Trump karşıtı protestoları ise yayınlamayıp, yine ikircikli bir tavır sergilemeye devam ediyorlar. Tıpkı Gezi Parkı eylemlerinde yaptıkları gibi...
Başkan Donald Trump'ın göçmenlere karşı uygulattığı "ırkçı" politikaların neden olduğu gösteriler 17 eyalete yayılmış durumda ve her dakika daha da büyümekte.. Amerikan bayrağının yakıldığı, binaların ve sokakların savaş alanına döndüğü ülkede halk, kendi sokaklarında ne olduğunu sosyal medyadaki kısıtlı imkanlarla öğrenmeye çalışıyor. Trump'ın baş müttefiklerinden X'in sahibi Elon Musk, gösterilere dair platformda paylaşılan video ve görsellere kısıtlama uyguluyor. Bunların hepsi bugün gelinen noktada ABD tandanslı bir eylemler zincirinin ülkeye sirayet ettirilme gayesinden ibarettir.
Bu benzerlikleri kurarken hiç bir farklılık gözetmeden ayrıntılarda boğulmadan ilerlemek lazımdır. İran'da yaşananların dün Gezi'de yaşananlardan hiç bir farkı yoktur. Bu farkı ayırt etmeden olayları tahlil etmek ve komşumuz İran'da terörizm eylemlerine dönüşen yakıp yıkmaların sonunun da gelmesi bölge barışının sağlanması hepimiz için hayırlara vesile olacaktır.
İran'da yerel para biriminin döviz karşısındaki yüksek değer kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle 28 Aralık 2025'te, Tahran'da da esnafın başlattığı protestolar, ülkenin birçok kentinde rejim karşıtı gösterilere dönüştü. Başkent Tahran başta olmak üzere Tebriz, Meşhed, Ahvaz, İsfahan, Şiraz, Kum, Yezd, Kirmanşah, Kirman ve Kereç gibi birçok kentteki gösterilerde kamu kurumları ve polis araçları ateşe verildi. Tahran yönetimi, protestoların büyümesi üzerine ülke genelinde internet erişimini kesti.
Eylemlerde birçok kentte banka şubeleri, kamu binaları ve araçları ateşe verildi. Çıkan olaylarda 500'den fazla gösterici ve 100'den fazla emniyet görevlisinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.. Böylesi bir eylemler odağında hâlâ bunları çok masumane görüp olayları tek bir pencereden bakarak yorumlamak da çok tehlikelidir.
Hâlâ her fırsatta haydut ABD'nin başkanı Trump'a sorulan İran sorularından da anlaşılacağı üzere, yapılmak istenen çok nettir.
Halbuki; İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise gösterilerin başlamasından iki gün sonra yaptığı konuşmasında, protestocuların temsilcileriyle diyalog kurulması talimatı verdiğini söyledi. Pezeşkiyan, "İçişleri Bakanı’na, protestocuların temsilcileriyle diyalog yoluyla görüşmesini ve onların haklı taleplerini dinlemesi talimatını verdim. Hükümet, sorunların giderilmesi için harekete geçecektir" değerlendirmesinde bulunmasına rağmen hâlâ ülkede yakıp yıkmaların ısrarla sürdürülmek istenmesi çok masum bir olaylar zinciri değildir.
Unutmayalım ki; ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki protestolara ilişkin sosyal medya hesabından 2 Ocak'ta, "Eğer İran, her zaman yaptığı gibi barışçıl göstericileri vurur ve öldürürse, ABD onların yardımına koşacaktır" paylaşımını yaparak, aslında yangına benzin dökmeyi ve sanki her gittiği ülkede barış sağlamışcasına şovenist çıkışlar yapmayı sürdürse de olay hakikaten ciddi boyutlara doğru maalesef ilerlemektedir.
Her ne kadar ABD'nin İran'a müdahalesi söz konusu olur mu soruları dolaşsa da dünya basınında ve özellikle CNN ve NYT'ye göre ise Pentagon'un İran'a saldırılarda bazı çekincelerinin olduğu da çok açık. ABD'li bazı yetkililer, askeri saldırının İran halkını "bayrak etrafında birleştirebileceğinden" ve protestoları zayıflatabileceğinden endişe ediyor. Üst düzey bir askeri yetkili, olası bir İran misillemesine karşı bölgedeki ABD savunmasını tahkim etmek için komutanların "daha fazla zamana" ihtiyacı olduğunu dile getirdi. İran yönetimi, ülkeye askeri saldırı durumunda bölgedeki ABD üsleri ve gemilerinin meşru hedef olacağını duyurarak aslında 2026'da bir üçüncü dünya savaşının fitilini ateşleyeceklerini de görmemek ve bu olaylar bütününde üç maymunu da oynamamak gerekliliği kanısındayım.
Umarız komşumuz İran'daki bu kaotik günler geride kalır ve en azından ellerini ovuşturarak bekleyen kan emici sırtlanlar sürüsü de umduklarını bulamadan defolup giderler. Tıpkı Gezi Parkı eylemlerinde olduğu gibi...
Selam ve Dua ile...