• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Şamil Tayyar ile Erkan Mumcu birbirine girdi! Tayyar: Ayık değilken klavyeden uzak dur! Mumcu: Gel yüzüme söyle! Yiyor mu?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Şamil Tayyar ile Erkan Mumcu birbirine girdi! Tayyar: Ayık değilken klavyeden uzak dur! Mumcu: Gel yüzüme söyle! Yiyor mu?

Şamil Tayyar, Erkan Mumcu’nun 2004-2005 yıllarındaki Bakanlık dönemi, AK Parti'den istifası ve sonrasındaki siyasi tutumuna dair "üstü örtülen süreçler olduğunu" öne sürdü ve Mumcu'nun o dönem birilerine yaranmaya çalıştığını iddia etti. Bu iddialara Mumcu’dan sert tepki geldi. Mumcu, canlı yayında yüzleşmeye davet ettiği Tayyar'a ‘fırıldak’ dedi. Tayyar ise bu sözlere “Naçizane tavsiyem, kafa ayık değilken klavyeden uzak dur” cevabıyla dönüş yaparken Mumcu ise “Gel bunları yüzüme söyle! Yiyor mu’ karşılığını verdi.

Eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar ile eski Milli Eğitim Bakanı ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve o dönem yaşanan siyasi gelişmeler üzerinden sosyal medyada karşı karşıya geldi. Tartışma, Tayyar’ın Mumcu’yu 2007’de “askeri vesayetle işbirliği yaparak” AK Parti’nin cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün seçilmesine engel olmaya çalışmakla suçlamasıyla başladı. Mumcu’nun “Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın 2007’de Erdoğan’a karşı kumpas kurduğu” yönündeki değerlendirmelerinin bazı AK Parti çevrelerinde karşılık bulmasına da tepki gösteren Tayyar şu ifadeleri kullandı: “Ne hazindir, o tarihte askeri vesayetle işbirliği yaparak AK Parti’nin cumhurbaşkanlığı seçimine takoz koyan Mumcu, sırf Gül ve Arınç antipatisi yüzünden bugün sempati topluyor. Akıl alır gibi değil.”


FIRILDAK! VAR MISIN? YİYOR MU?

Erkan Mumcu ise Tayyar’ın bu sözlerine sert ifadelerle karşılık vererek canlı yayında tartışma çağrısı yaptı: “Şamil efendi! Öyle uzaktan sallayıp kaçamazsın. Ben her sözümün ve kararımın arkasındayım. Sen ve yaranmaya çalıştıkların gibi fırıldak değilim. Hangi kanalda istersen canlı yayında sen bildiklerini (bilmeden salladıklarını da) söyle, ben belgeleri ve tanıkları ile gerçeği göstereceğim. 2004’ten beri üstü katman katman örtülen gerçekleri duymak yarandıklarının işine gelmeyecek ama, en azından sen ve sen gibi yaranmacı borazanların ipliğini pazara çıkarmış oluruz. Var mısın?”


SENİN DÖNEMİN GERİDE KALDI

Şamil Tayyar ise Mumcu’nun sözlerine şu yanıtı verdi: “Hakaret etmeden, tahkir edici ifade kullanmadan, isminin önüne arkasına rencide edici sıfat takmadan sadece o dönem şahit olduklarımı anlattım. Naçizane tavsiyem, kafa ayık değilken klavyeden uzak dur. Zor olduğunun farkındayım, biraz terbiyeli ol. Tezgahını bozdum, kızgınsın. Bil ki senin gibi vesayetçi artıklarının dönemi geride kaldı.”


GEL YÜZÜME SÖYLE

Erkan Mumcu, Tayyar’ın bu paylaşımının ardından bir kez daha yüz yüze tartışma çağrısında bulundu: “Şamil efendi! Uzaktan uzağa olmuyor. Kibarca söylemek yalanı gerçek kılmıyor. Mesele sen veya ben değil, memleket meselesi. Madem biliyorsun gerçekleri gel yüzüme söyle milletin önünde. Sayende görünür olur belki bazı efsanelerin hakikati. Hadi lütfen kırma beni.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet Kar

Şamil Tayyar bu gidişle Cem Küçük,Rasim Ozanlı yolunda gibi.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Vesayetin Gölgesinden Klavye Düellolarına: 28 Şubat ve 367 Mirasının Siyasi Hesaplaşması Şamil Tayyar ile Erkan Mumcu arasındaki kavga, aslında kişisel bir sürtüşme değil, Türkiye’nin askeri vesayet geçmişinin bir hesaplaşmasıdır. Erkan Mumcu, 28 Şubat sürecinde askeri bürokrasinin baskılarına direnç gösteremeyen ve hatta iddialara göre diğer milletvekillerini darbe korkusuyla istifaya yönlendiren ürkek siyaset tarzıyla bilinir. Bu dönemde sergilediği tutum, onun geniş kitleler nezdinde "korkak ve iradesiz" bir figür olarak kodlanmasına yol açmıştır. Mumcu’nun siyasi kariyerindeki en büyük kırılma ise 2007 yılındaki 367 krizinde yaşanmıştır. ANAP Genel Başkanı olarak Meclis'teki cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmama kararı alması, askeri muhtıranın arkasındaki sivil bir dayanak olarak görülmüş ve milli iradeye takoz koymakla eşdeğer tutulmuştur. Şamil Tayyar’ın bugün ona yönelik sert suçlamaları, işte bu geçmişteki vesayete boyun eğme ve kriz anlarında dik duramama bagajından beslenmektedir. Siyasi tarih, kritik dönemlerde geri adım atan liderleri unutmadığı için, Mumcu’nun bugün yaptığı sert çıkışlar toplumsal hafızadaki bu olumsuz algıyı değiştirmeye yetmemektedir. Tarihin bu ağır yükü sebebiyle Erkan Mumcu'nun meydan okuyan ve üslubu zorlayan çıkışları, benim düşünceme göre geçmişin suçluluk psikolojisi ile hareket ettiğini göstermektedir. Şamil Tayyar'ın sert ifadeleri karşısında "yiyor mu" gibi sokak ağzıyla verilen tepkiler, demokratik hafızada yer eden "vesayetçilik" etiketini silmeye yetmediği gibi merkez sağın tasfiyesindeki sorumluluğunu da örtbas edememektedir. Neticede bu tartışma, kriz anlarında sivil iradeyi korumak yerine statükoya sığınan siyasetçilerin, yıllar geçse de aynı ithamlarla yüzleşmek zorunda kaldığını bir kez daha göstermektedir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23