Epstein davası ile köşeye sıkışan Sarı Şeytan!..
Epstein davası ile köşeye sıkışan Sarı Şeytan!..
SELMA SAVCI
Terörist kardeşler Trump ve Netanyahu'nun dünyanın gözü önünde önce Gazze sonra ise İran'a karşı yaptıkları haince saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Hem İran dini lideri Hamaney ve onun yakınındaki savunma bakanından tutun da genelkurmay başkanına kadar herkese yapılan silahlı saldırılarla öldürülmeleri ve en garibi ise böylesi saldırılar bütünü karşısında kimsenin masaya yumruk koyamaması ve olup bitenleri izlemesi en acı tarafı...
Geldiğimiz noktada 28 Şubat'ta ABD'nin "Destansı Öfke Operasyonu" (Operation Epic Fury) ve İsrail'in "Kükreyen Aslan Operasyonu" (Roaring Lion) olarak adlandırdığı İran'a karşı başlayan saldırılar bize şunu net bir şekilde gösterdi ki, her Ramazan ayında ve her ne hikmetse Trump'ın sevmediği birçok hıristiyan ülkeler olmasına rağmen hep müslüman ülkeler nezdinde saldırılarını sıklaştırması ve yapılan bu "özgürlük" edebiyatları da yine tarihin en pis derinliklerinde saklı kalmış oldu.
Peki İran'da şimdi ne olacak?
İran Anayasası'nın 111. maddesine göre, liderlik boşluğunda Geçici Liderlik Konseyi devreye girmektedir. Bu konsey, 1 Mart itibarıyla devreye girmiştir. Bu konseyin üyeleri İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve Düzenin Yararını Teşhis Konseyi tarafından Anayasayı Koruyucular Konseyi içinden seçilen Ayetullah Ali Rıza Arafi'dir. Kalıcı lider seçimi ise Uzmanlar Meclisi'nin sorumluluğundadır.
Hamaney sonrası senaryolar, rejimin iç dinamikleri ve dış baskılar arasında nasıl bir şekillenme içerisine girecek merakla bekliyor olacağız... Ama şu bir gerçek ki, Trump'ın kuklaları olan ve İran'ı karıştırmak isteyen ve şu an sürgünde olan Devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi'yi tekrar İran yönetimine sokmak istediği de bilinen bir gerçek. Siz bakmayın Trump'ın İran'daki yönetim beni ilgilendirmiyor ve kimi seçeceklerini de bilmiyorum sözlerine...
Ortada çok ciddi bir şekilde İran rejiminin üzerinde debelenen ve hala da diyalog kapılarını kapatıp bomba yağdırmakta ısrar eden ABD ve köpeği İsrail var...
Ve en önemli konulardan biri de şu olsa gerek. Biliyorsunuz hem Pehlevi hem de Trump'ın devamlı ısrar ettiği ve İran halkını sokağa dökerek tıpkı ülkemizde de tezgahlanan bir Gezi Kalkışmasına benzer bir ayaklanmanın temelleri her defasında atılmak istenmişti ama, geldiğimiz noktada İran halkı buna prim vermedi ve dini liderleri Hamaney'in ölümü sonrası ABD'ye lanet okumak için meydanlara koştu. Her ne olursa olsun başka ülkelerin egemenlik haklarına ve özgürlüklerine kast eden Trump için kuşkusuz en güzel sözü İspanya'nın Avrupa Par. Üyesi Irene Montero'dan geldi. Ne diyor Montero; "İran'ın bombalanması ve yaptırımlar kadınlara özgürlük getirmez, Trump'a petrol getirir. Trump 21. yüzyılın Hitler'idir. ABD tecrit edilmelidir. Biraz onurunuz olsun."
İşte aslında Trump'a yapılan Hitler benzetmesi hem Netanyahu'nun aparatı haline gelen ABD Başkanının hem de bunca akıtılan kanların sorumlusunun da yegane temsilcisi olmasının işaretini bizlere gösteriyor.
Ve bence bu saldırıların bir şeyi gölgelediğini de unutmamak lazım. O da bireysel bir suç dosyası olmanın ötesine geçerek güç, cezasızlık ve şeffaflık tartışmalarının sembolü haline gelen Jeffrey Epstein davasının gündemden düşürülmek istenmesi ve Sarı Şeytan Donald Trump'ın bu ağır suçlamalar nezdinde kendini ekarte etmesinin yattığını da çok net söylemek mümkün. Kaldı ki, Jeffrey denilen sapkınla boy boy fotoğrafları olan Trump'ın tamamen Netanyahu'nun kışkırtmaları ve baskılarıyla İran'a saldırdığını da söylemek herhalde hayalcilik olmaz.
Kukla gibi Netanyahu'nun Epstein davası ile köşeye sıkıştırdığı Trump'ın da hunharca katliamlara başlaması aslında dünyadaki Siyonistlerin ABD üzerindeki gücünü de bizlere maalesef yine acı bir şekilde gösterdi.
Masum insanların ölüşünü, "İran'a özgürlük" geldi diyerek oturdukları koltuklardan yorumlayan AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, İran lideri Hamaney'in ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybetmesi hakkında "İran halkı için yeni bir umut doğduğu ancak bunun bölgede istikrarsızlık riskini de beraberinde getirdiği" değerlendirmesini yaparak lafı ağzında gevelemesi de gelinen noktada siyasi iradenin ne denli ABD karşısında aciz olduğunu bizlere gösteriyor...
Her ne olursa olsun başka bir ülkenin egemenlik haklarına, liderlerine yapılan saldırılar asla kabul edilemez, edilmemeli de zaten. ABD'nin yaptığı bu haydutluk ve zalimce masum kız çocuklarına attıkları bombalar tarihin en kanlı katliamları arasına yine girdi.. Umarız bu küresel şeytanın da bir an önce sonu gelir.
Selam ve Dua ile...