• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI
26 Eylül 2020

Zihnen dinlenmek

Günlerimiz telaş içinde koşuşturmayla geçiyor. Yapmamız gereken yığınla iş ve gitmemiz gereken birçok yer var. Her şey son dakikaya kalıyor, hep acele ediyoruz. Kendimize ayıracak vaktimiz yok. İstirahate kısaca zihnimizi dinlemeye zaman bulamıyoruz. Hâlbuki zihnen ve ruhen de dinlenmemiz, kendimizi yenilememiz şart.

Açık havada geçirdiğimiz bir günü hatırlayalım. Adeta zamanı unuttuğumuz bir günü. Çimenlere uzanmış, ağaçlara bakarak, güneş ışınlarının dalların arasından süzülüşünü ve yaprakların rüzgârla ışıldamasını seyrettiğimizi düşünelim. Saatler sonra dinlenmiş, sakin ama hâlâ uyanık ve enerji taşan hislerle dolmuşuzdur.  

Gerçek olan şu ki, telaş içinde koşturmaktan vazgeçip zamanın dostu olmalıyız. Tabiatın işaret ettiğine uyum sağlamalıyız. Sabırlı ve sakin olmak bize huzur yanında mutluluk da verecektir. 

İşte bunun için faydalı olan egzersizler: 

• Yorgun olduğumuzda bunu inkâr etmeyelim, kabullenelim. Uyarıcı gıdalarla veya aşırı yemekle bedenimizi ve ruhumuzu zorlamayalım. 

• Uykumuz yeterli ve dengeli olmalıdır. Öğle uykusunu özellikle sıcak ve uzun günlerde fırsat buldukça kaçırmayalım. Zihnimiz dinlendiği zaman dengesini yeniden sağlayacak, enerjimiz ve konsantrasyonumuz artacaktır. 

• Faaliyetlerimizi yavaşlatalım. Evin içinde bir odadan bir odaya geçerken, caddede yürürken daha yavaş hareket edelim.  Bir sonraki randevumuza yetişmek için telaş etmek yerine gezintinin tadını çıkartalım. 

• Konuşurken hızlı değil duraklayarak konuşalım. Ne dediğimizin farkına varalım. 

• Hareketlerimize ve davranışlarımıza zarafet katalım. 

• Duygularımızı yaşayalım. Hayatta ne kadar hızlanırsak duygularımızı da o ölçüde yaşamaktan uzak kalacağımızı bilelim. 

• Hassas olalım. Aldığımız her nefeste soluk almanın güzelliğini ve keyfini iliklerimizde hissedelim. Solumanın büyük bir nimet olduğunu unutmayalım. 

• Duygu ve düşüncelerimizi yazıya dökelim. Üzerimizde zaman baskısı hissetmiyor olsaydık hayatımızın nasıl bir hal olacağını hayal edelim. 

• Açık ve temiz havada, deniz sahilinde, ağaçlar arasında doğal bir ortamın keyfini çıkartarak yürüyelim. Bunu sık yapalım, yürümek için fırsatlar oluşturalım. 

• Her türlü nimet karşısında Rabbimize şükredelim. Nimetin bize ulaşmasında emeği geçenlere de teşekkür edelim. Bir nimetin hazzını çıkartırken zevk almaya gayret edelim. 

Çevremizde ve kendi içimizde var olan doğal ritimleri algılamaya, bu ritimlerle uyum içinde hareket etmeye çalışalım. Böylelikle huzur ve mutluluk içerisinde yaşamaya başlayacağız. Aynı zamanda stresle de mücadele etmiş olacağız.

ÖLÜM HAKKINDA İKİ EK

Geçen yazımızda ölümü hatırlamanın ve ölümü düşman değil de hayatımızın doğal bir sonu olarak ve bize dost kabul etmenin öneminden söz etmiştik. Gerçekten böylelikle hayata daha sıcak bakabilir, yıpratıcı üzüntülere karşı daha dayanıklı olabilir ve yaşamayı daha anlamlı hale getirebilirdik. 

Bir okuyucumuz buna itiraz etmiş, devamlı ölümden bahsetmenin yaşama sevincine zarar verebileceğini söylemiş. 

Kendisine hak veriyorum. Burada bizim anlattığımız sürekli ölümle yatıp ölümle kalkmak anlamında değil, ölüm düşüncesini hayatımızdan çıkarmanın yanlışlığıydı. Yoksa Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, “Yarın ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışın” hadisi bize rehberdir. Dinimizde ruhbanlık yoktur.

Bir başka okuyucumuz ise telefon etti ve oğlunun devam ettiği Ankara’daki özel bir okulun öğrencilerini her yıl mezara götürdüğünü, buna mecbur tuttuğunu ifade etti. Üstelik din dersi kitabında mezarlık resmine dahi karşı çıkan medya organının da bu kabir ziyaretini (Anıtkabir) övgüyle alkışla karşıladığını söyledi. Okuyucumuza göre bu açık bir çelişki idi. 

Yorum okuyucularımızın…

TASARIMIN İHTİŞAMI 

EVRİMİN TUTARSIZLIĞI

Gazetemizin çok okunan saygın yazarı Hüseyin Öztürk Bey bu isimle yazdığımız kitap hakkında güzel bir yazı kaleme almış. Bir cümlesini aktarıyor kendisine teşekkür ediyoruz:

“İşte Sefa Saygılı, “Evrimcilerin” yüz yıllardır bilerek ve isteyerek içinden çıkmadıkları bataklıkları ve asla da kurtulmak veya tedavi olmaya yanaşmadıkları hastalıklarından birisi olan “Evrim Teorisinin” iç ve dış yüzünü yazmış.”

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ömer

Güzel bir yazı olmuş . Bunca telaşın içinde bakıyoruz ömür bitmiş . Esas olan tabi dünyayı da unutmadan ahireti düşünmek . Netice olarak zaten varacağımız yer orası . Ölümü unutmayan haram işlemez ibadetlerini aksatmaz . Allah’ın rızasını gözetir .
  • Yanıtla

Yavuz Selim

1- “Yarın ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışın” ( Böyle bir söz hadis diye dolanıyor ama aslı var mı... ilmî nerden aldığınıza dikkat edin buyuruyor Efendimiz sav) 2-Dinimizde ruhbanlık yoktur. Ama ilim öğrenmek farzdır ilimle amel etmek farzdır emri bil maruf farzdır vb. hem de kadın erkek herkese... 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23