• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI
31 Ağustos 2019

Tutarlı ve inandırıcı olmak

HDP’nin yapılan seçimi kazandığı üç büyükşehir belediyesinde başkanlar görevden alındı ve yerlerine üç vekil başkan atandı. Ancak tartışmalar sürüyor.

Görevden almayı yapan kim? Devletimiz.

Peki, niçin bu yapıldı, suçlama ne? Terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık etmek.

Gerekçe uygun mu? Önceki deneyimler ve birikmiş dosyalardan böyle bir iddianın boş olmadığı anlaşılıyor. Tahmin ediyoruz ve inanıyoruz ki devletimiz yeterli bilgi ve bulguları toplamıştır. Sonra da gerekli görülerek söz konusu operasyon başlamıştır. Zaten daha ilk günlerden medyaya yansıyan haberlerden bir takım belediye çalışanlarının anlaşmalarının feshedilerek görevden atılmaları ve yerlerine PKK yandaşı işçilerin alındığı söz konusudur.

Tabi HDP bu durumu protesto etmiş ve eleştirmiştir. Buraya kadar olağan gelişmelerdir. Esas yadırgadığımız husus şudur:

Devletten yana, teröre ve terör örgütü PKK’ya karşı olan parti ve kişilerin bu uygulamayı en baştan mahkûm ederek karşı çıkmalarıdır. Bu ne tutarsızlıktır? Anlaşılması zor olan budur.

Kökeni MHP yani Türkçü ve milliyetçi olan, şimdilerde oldukça savrulmuş olan parti de benzer şekilde karşı çıkmış.  Sayın Davutoğlu ve Sayın Gül de yine itiraz etmişler. CHP de zaten öyle. 

Hâlbuki bu tatbikatın sebebi bellidir: Tekrar hendek olayları hortlamasın, belediye imkânları ile Mehmetçikle çarpışan dağdaki teröristlere yardım gitmesin, terörist cenazeleri belediye tarafından törenle kaldırılmasın. Kısacası belediyeler teröre yardım ve yataklık etmesin.

Ancak hem teröre karşı olduğunu söyleyen hem de teröre karşı alınan bu tedbirlere karşı çıkan bu zevata, bu partilere ne demeli? Çelişkili davranışlarını nasıl izah etmeli?

Herhalde amaçları Sayın Cumhurbaşkanımıza ve hükümete körü körüne muhalefet etmektir. Ancak bu milli bir meseledir ve onlara yakışan da milli bir duruş göstermeleridir. Yoksa tutarlılıkları ve inandırıcılıkları kalmaz.

ŞULE YÜKSEL ŞENLER’İN ARDINDAN

Yazıyı Şule ablamızın cenaze namazı dönüşü kaleme alıyorum. Eyüp Sultan Camiine zorlukla ulaştım. Trafik oldukça yoğundu ve insanlar cenaze namazına yetişmek için yolları doldurmuşlardı.

O büyük Eyüp Sultan Meydanı cemaati almadı. Devletimizin 1 numarası olan Sayın Cumhurbaşkanımızın da camiye gelmesi güzeldi, hoştu.

İlk defa, daha üniversite yıllarımda ismini duydum. O zamanlar üniversitelerde, sokak ve caddelerde bugünkü gibi başörtülü genç kızlara pek rastlanmazdı. Üstelik geçerli rejim de buna ters bakardı. İşte böyle zor bir zamanda hanımlar için başörtüsünün farz olduğunu haykırdı. Konferanslara gitti, bu amaçla bütün Türkiye’yi dolaştı, kitaplar yazdı. Günlük gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Geçenlerde kaybettiğimiz üstad Mehmet Şevket Eygi ona gazetelerini açtı.

Gerçekten büyük fütuhat oldu. Bir kıvılcım gibi Anadolu’yu onun görüşleri sardı ve kızlarımız dediklerine uydular. O yıllarda okuduğum Huzur Sokağı adlı romanı okuyanları çok etkilemişti ve faydalı da oldu.

Fakat gelişmelerden rejimin etkili zatları rahatsız oldular ve Şule Yüksel ablamızı hapse attılar. Aylarca cezaevinde kaldı ama yoluna milim sapmadan devam etti.

Kapalı kızların sayısı o kadar arttı ki 28 Şubat darbesi ile önüne geçmeye çalıştılar. 28 Şubatın en önemli gerekçesi olarak bunu gösterdiler. Hatta zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tesettürlü kızlar için, “Türkiye’de okuyamazlar, okumak istiyorlarsa Suudi Arabistan’a gitsinler” dedi.

Kaderin güzelliğine bakın ki etkilenip tesettüre girmiş olan Emine hanımefendi ile Sayın Cumhurbaşkanımızı tanıştırarak evlenmelerine vesile olan da o idi. Yıllar sonra Tayyip bey döneminde başörtüsü yasağı tamamen kalkacaktı ve Şule hanım bunu gördü, umarım mutlu bir şekilde ruhunu Rabbine teslim etti.

Onun cenazesine genç kızlarımız başta olmak üzere her yaşta hanım katıldı ve ona teşekkür ettiler.

Bazen telefon açar, sağlıkla ilgili sorunları hakkında istişarede bulunurdu. Ayrıca ikisi de rahmetli olan kardeşi Çiğdem Hanım ve ağabeyi Özer beyle de ilgilendiğim için teşekkür etmişti. Oldukça zarif bir hanımefendi idi.

Rabbim şefaatine nail etsin…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

H.Y.E

Sule Yuksel ablamiza Allah tan rahmet diliyorum.Mekani cennet olsun. Koru korune bu iktidara muhalefet edecegim derken ulkenin gelecegini tehlikeye atan millici musluman muhafazakar insanlar icin is isten gecmis olacak.Bu gun Abdulhamit Hana Turgut Ozala ve Necmeddin Erbakana medhiyeler duzenler onlarin kiymetlerini hayatta iken bilselerdi.Cunku bizden baska ulkeler oyle yapiyorlar.
  • Yanıtla

Recep

Şimdiki tesettürlü örtülü gecinen kadınlar kızlar bu ablamızın bıraktıgı mirasi yok etmekle meşgul ak partide dahil.Yapılan mücadele yok ediliyor tayyib bey şu soruyu soran yokmu şule ablamız emine ablamız gibiler bosunamı çile cektiler tayyib beyin İSTANBUL Sozleşmesi gibi toplumu parcalayicı aileyi gençligi yok edici kanunlar dayatmalar getirmesi için kimse ak partiye oy vermedi Ama başta sayın Erdogan her seye aslan kesilen erdogan abi adeta körleri sagırları oynuyor .Birilerinin kutsal davasını bitirmekle meşguller yazık.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23