--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kâinattaki müthiş denge

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
7

Kâinatın (evren) ezeli olmadığı, sonradan big bang denilen patlama ile ortaya çıktığı 1940’lı yılların sonlarında anlaşılmıştır. Giderek de bilim insanlarınca bu fikir genel kabul görmüştür.

1970’lere gelindiğinde, sabit bir şekilde belirlenmiş Big Bang teorisiyle evrenin gelişimine dair alternatif senaryolar bilim insanlarınca düşünülmeye başlandı. Meselâ yer çekimi değerini veya elektromanyetik kuvvetini ele alıp, bunların etki derecesi çok az değişse, bu değişim evrenin gelişim sürecini nasıl etkilerdi? Bilim insanları değerlerdeki en ufak bir değişimin bile tüm sistemi raydan çıkaracağını keşfettiler. Çünkü temel katsayılardaki en küçük değişiklikler bile dünyadaki hayat imkânını ortadan kaldırırdı.

Yani fiziğin; yer çekimi, elektromanyetizma, nükleer kuvvet gibi değerlerde en küçük değişim bile, evrenin tanınamaz hale gelişi demekti. Kısacası evrende ince bir düzenleme ve çok hassas bir ayar mevcuttu. Dünya’mız Güneş’e olan uzaklığı ve boyutları ile her bakımdan mükemmel bir konumda bulunmaktaydı. 

Şimdi birkaç örnek verelim:

• Yer çekimi, elektromanyetizmadan hemen hemen 1039 daha zayıftır. Eğer yer çekimi elektromanyetizmadan 1033 kat daha zayıf olsaydı, ‘yıldızlar bir milyar kat daha ağır olacak ve bir milyon daha hızlı ışık saçacaktı.’

• Nükleer zayıf kuvvet yer çekimi gücünün 1028 katıdır. Eğer zayıf kuvvet daha zayıf olsaydı, evrendeki bütün hidrojen helyuma dönüşecekti. Ve böylelikle suyun, dolayısıyla canlılığın ortaya çıkması mümkün olmayacaktı.

• Daha güçlü bir nükleer kuvvet (% 2 kadar) olması protonların şekillenmesine engel olacaktı ve bu da atomların olmadığı bir evrenin ortaya çıkması demekti. Tersine bu kuvvette % 5’lik bir azalma olsaydı bu durumda da yıldızların olmadığı bir evren hâsıl olacaktı.

• Bir proton ve bir nötron arasındaki kütle farkı yaklaşık olarak elektron kütlesinin iki katıdır. Böyle olmasaydı tüm nötronlar proton veya tüm protonlar nötron olacaktı. Bu durumda da kimyaya ve hayata veda edecektik.

• Hayati önemli olan suyun tam mahiyeti gizemlidir: Moleküllerin arasında yalnızca suyun katı hali sıvı halinden daha hafiftir. Böylelikle buz suda yüzebilir. Bu olmasaydı okyanuslar tamamen donacak ve yeryüzü buzla kaplanacaktı. Bu hususiyete bağlı olarak hidrojen atomunun benzersiz özelliklerinin de izi sürülebilmektedir.

• Karbon ve diğer atomlar evrende ve güneş sisteminde çeşitli oranlarda bulunurlar. Tersine su bu kadar sık bulunamaz, uygun basınç ve sıcaklık gerekir. Örneğin su 00 C ile 1000 C arasında (deniz seviyesinde bulunduğumuzu varsayıyoruz) farklı haller içindedir. 0 derecede buz halinde, 100 derecede ise buhar konumundadır. Güneşe yakınlık ne kadar artarsa ısı daha artacağından su bulunma ihtimali o kadar güçleşecektir. İşte Güneş’ten 150 milyon kilometre uzaklıktaki bir eksende bulunan Dünya tam olması gereken yerdedir. Bu mesafe daha kısa olsaydı sıcaktan ve buharlaşmadan su olmazdı, daha uzakta ise dondurucu soğuktan yine hayat olmazdı.

• Yine Dünyamızın şekli de yaşam için ideal tasarlanmıştır. Eğer daha eliptik olsaydı biz Güneş’ten 100 ila 300 milyon kilometre değişen uzaklıkta konumlanmış olacaktık. Bu da sauna veya buzul etkisi oluşturacağından yaşamın oluşmasına imkân vermeyecekti.

• Dünyanın etrafındaki atmosfer tabakası ise sera etkisi yaparak uygun sıcaklık ve basınç sağlar.

• Yine hayatın olabilmesi için karbon, hidrojen, azot, oksijen bulunmak zorundadır; ayrıca gelişmiş bir canlı oluşması için en az 15 esas, 30-40 kadar eser elemente gerek vardır.

Bu liste daha uzatılabilir. Evren hakkında ne kadar çok şey bilinirse o kadar harika ölçüler ve mükemmel denge ortaya çıkmaktadır. Kâinatta müthiş bir ayar ve hassas bir denge vardır. Her şey canlılığın ortaya çıkmasına göre düzenlenmiştir.

Ünlü biyokimyacı Michael J. Behe’nin dediği gibi: “Biyokimyasal sistemler bir tasarımın eseridir. Bunlar doğa kanunları tarafından tesadüfler sonucu veya bir ihtiyaçtan dolayı tasarlanmamıştır; aslında bunlar önceden planlanmıştır. Tasarımı yapan ise sistemlerin en son halinin nasıl olacağını en iyi şekilde bilmektedir; bu nedenle sistemlerin oluşacağı her adım da planlanmıştır. Yeryüzündeki hayat da en basit örneğinden en kritik parçalarına kadar, bu akıllı tasarımın sonucudur.”

RAMAZAN BAYRAMINI TEBRİK

Tüm İslam âleminin mübarek Ramazan Bayramını tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

insanoğlu

23 Mayıs 2020 20:27

Bugün halen sözde evrim teorisini savunan ......lar var.....birgün .bunuda yazın.....kendiliğinden tesadüfen oluştuğunu zanneden ölünce uyanacak ,ama iş işten geçmiş olacak......teoriyi savunanlar teorinin kurucusu darwini bile beğenmiyor , o kadar acayip uydurma bşr temel üzerine kurulu ki, birkere oldu bidaha olmaz diye avunuyor, avutuyorlar......insanı hayvan olarak gördüklerinden , öldürmeyi kendilerine hak görüyorlar

Eyüp SAYIK

23 Mayıs 2020 19:49

Hocam ellerinize sağlık. Yazınızı zaman zaman takip ediyorum. Sizleri can ı gönülden takip ediyoruz. Fransadaki kendini tanımaya çalışan : mazur görün; bazende ne dediğini bilmeyen kardeşinizden kabul buyurursanız hürmetler. Her durumda kainat müthiş bir mucize. İnsanın ise kalbi kapandımı ne söylediği ni maalesef bilemiyor. Yarınki bayramınız mübarek olsun Kıymetli Sefa bey abi.

vukuat bulurken orada mı idin?

23 Mayıs 2020 11:04

Ben Ding- Donk diyorum; Big Bangdan daha gerçekçi; bilim insanı karı melahat' in izahatları ise zaten hiç umrumda değil.

Osman Turan

23 Mayıs 2020 10:21

Çok güzel. denen adam testislerin ilk oluşuma başlama yeri göğüs ile kaburga arasıdır,daha sonra aşağı iner sen ondaki mükemmelliği görmüyorsun,soğukta ve sıcakta aynı ısıda olması için testisleri aşağıya kaydiran tasarımını yapan ALLAH tır, yazdıklarının hepsi zava zigo , ALLAH sana mı soracakti insanı camurdanmi başka bir hayvanın DNA sindanmi yaratacağını,6 günde yaratma meselesini Caner Taslaman hocadan dinle,Zulkarneyn olayında bir benzetme yapmış,,biz bazen deriz güneş dağın ardında gerçekten ordami? Bak bilim adamları kalp ile beynin ortak çalıştığını ortak karar alındığını buldu.Arastir bakalım,hakikatin izinda sitesinde bu var doktorun ismini unuttum yabancı prof.youtubda izle evet dünya uzaydadir,cennetin gökler ve yerler kadar geniş olması dünyanın üstündeki değil,altındaki boşluğu da kaplar.Miras olayı 2 erkek 1 kadına dir,kadına bir miras kaldığını goruyorsunda,kadının kocasının babasından kocasına 2 miras kaldığını neden görmüyorsun......Bak Kuran'da güneş ateşinin sarı develere benzetildigi yazılır,20yil kadar önce Alman dergisinde yanlış bilmiyor isem der spigel olması lazım, güneşin en yakın fotoğrafı çekildi,ateşler tıpkı deve dibi şekil almış ,yotubda bak ,1400 yıl önce bir insan güneşin ateşinin develere benzetidigini nasıl bilebilir ve nasıl bir alaka,peygamberi tenzih ederim ,adama gülerler.Genetik kopyalama canlının kulağında n örnek alınarak yapılıyor ve Kuran'da var 1400 yıl önce nasıl bir bahlanti kurulmuş,ancak 50 .60 yıl önce ortaya çıktı.olanlari görmüyorsunuz , kafanıza göre hata aramaya çalışıyorsunuz.Bilim birkaç yıl öncesine kadar anne karnındaki oluşumu bilmiyordu,sonra ortaya çıktı Kurandaki gibi olduğu masal anlatma,hatta Arabistanlı bilim adamları ismini unuttuğum yabancı bir bilim adamına bilgileri götürüyor ve yabancı bilim adamı inceledikten sonra bilimin yanlış söylediğini doğrusunun Kuran'da olduğunu araştırarak belirtiyor ve bunu hayretler içinde paylaşıyor. Araştırmadan önyargılı bir şekilde Kuran düşmanlığı yapmayın.

Çok güzel

23 Mayıs 2020 05:57

1- Tarık Suresi 7. ayet: (Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar. Tıp, testislerden diyor. 2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı? Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133) Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır. 3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12) 9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir. 10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu. 11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler. 12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir. 4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12 5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12) http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/kuranda-matematik-hatasi/ 6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması. Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86) Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır. 7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi. 8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi. Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195 9- Ay’ın yarılması: Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu: Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır. 11- Her canlının çift yaratıldığı: Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar. 12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı: Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı? 13- Kısasa Kısas: Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi? Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi? 14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler. 15- Hayvanların 8 çift olması: Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz? Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı… Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu: Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…) Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…) 16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu: Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın 30-40 misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor. 17- Savaşçı Melekler: Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir. Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki.. Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı? 165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter. Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba? Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı? 18- Ay’ın nur olduğu: Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor. 19- Bir gecenin bir ömre bedel olması: Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır! Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir? 20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği: Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez.

NALBANT

23 Mayıs 2020 05:17

Sayin yazar,big bang teorisi hala bir teoridir.(ne kadar da kanitlandi densede).Ve insan kapali bir sistemdir ve evreni anlayamaz kendine verilen bilgiler disinda hic bir seyi bilemez.(Oyle tasarlanmamistir)18.y.yil aydinlanmacilarinin(iluminati+masonlarin) insan her seyi bilebilir sarlatanligina fazlaca kapilmamak ve daha dikkatli ve yavas ilerlemek getekir.

Ünal

23 Mayıs 2020 01:54

BILIMSEL VERILER BIG BANG HIKAYELERI GEC BUNLARI BIRILERININ FANTAZILERINI BILIM DIYE ANLATMAYIN DINI KITAPLAR HIC BUYUK PATLAMADAN SOZ ETMEZ PATLAMAYLA SULARMI ACIGA CIKMIS DUNYANIN YUZDE 69 U SU YUZDE 31 KARA BU HANGI DENGEYE UYUYOR YANLIS BILMIYORSAM KURAN DERKI BIZ ONCE SUYU VARETTIK ONDAN NICE CANLLAR VARETTIK YANI YASAMIN BASLANGICI SU GERISI KURANI DEGIL

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle