• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Kadının beyanı esas mı olmalıdır?

16 Ocak 2021


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Mahkeme sürmektedir ve karar duruşmasına geçilmiştir: Feminist önderlerden olan savunma avukatı yüksek sesle “ …kadının beyanı esastır. Sanık aksini ispat edememiştir. Cezalandırılmasını talep ediyoruz diyerek talebini açıklar. Aynı şekilde Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın avukatı da (6284 Sayılı Yasanın 20 maddesi gereğince davalara kadın lehine müdahil olarak katılmaktadır.) “..sanık cezalandırsın” deyince mahkeme, sanığın son savunmasını yapmasını ister. Sanık, panik içindedir. İddialar iftiradan ibarettir. Yasal delillerle kanıtlanmamıştır. Beraatımı talep ediyorum der. Ancak hüküm açıklanır ve “SANIĞIN 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” karar verilir. 

Maalesef canlandırmaya çalıştığımız benzer yargılamalara muhatap olunmaktadır. Kadının her beyanı hükme esas alınamaz. Ancak, kadının beyanı ciddiye alınarak hukuk usulüne uygun ADİL VE DOĞRU yargılama yapılır. 

Yargılamalarda kadının beyanı esastır karinesinin uygulanması sonucu çok sayıda mağduriyet feryatları duymaktayız. Hasta, doktoru; öğrenci hocasını; çalışan, işvereni şikâyet ettiği anda önce tutuklama ve ardından 5 yıldan başlayan hapis cezaları veriliyor. Aksini ispat pek mümkün olmadığından, yazılı medya ve sosyal medyanın abartı ve baskısı, feminist avukatların talepleri ve Aile Bakanlığının müdahilliği ile mahkûmiyet kararları verilmektedir. Ancak ispat külfetinin bütünüyle sanığa yüklenmesi, masumiyet karinesini ihlâl ettiği gibi bir suçun vuku bulmadığını ispat da pek mümkün olamamakta ve sanık dinlenilmemektedir.

Hâlbuki ceza yargılamasının temel prensiplerinden en önemlisi “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilke, masumiyet/suçsuzluk karinesinin bir sonucudur. Bu ilke uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Yani yapılan ceza kovuşturması sonucunda, fiilin sanık tarafından işlendiği yargısına kesin kanaat oluşmadığı takdirde, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.

İspat külfetinin iddia edene düşmesi, sanığın susma hakkının olması, şüpheli hallerden sanığın yararlanması ve yasa dışı yolla elde edilen delillerin yargılamada kullanılmaması hususları, masumiyet karinesinin sonuçlarındandır.

Türkiye dışında başka bir ülkede ve uluslararası hukuk metinlerinde “kadının beyanı esastır” ilkesi bulunmamaktadır. Bu yönde bir uygulama olduğuna dair bilgi de yoktur

ABD’de başlayıp ülkemizde de yayılan METOO (ifşa) hareketi ile itibar suikastları yapılmaya başlanmıştır. Hepimiz iftiraya maruz kalabiliriz. Yargılanıp cezaevine kapatılabiliriz. Ailemiz dağılabilir, işimizi ve mesleğimizi kaybedebiliriz. Gerçek suçlular yasal delillerle cezalandırılmasın demiyoruz. Başlatılan cadı avı çok canlar yakacaktır. Bu yanlıştan tabii ve pozitif hukukun temel ilkelerine dönülmesini istiyoruz.

Koç Üniversitesi Felsefe Bölümünde akademisyen olan feminist teorisyenlerden Prof. Dr. Zeynep Direk aktivist/radikal feministlere isyan ederek; “Masum bir kişinin bile toplumun mutlu olması uğruna acı çekmesini nasıl temellendireceğiz? O kişi kendisini bizim için feda etmiyor, rızası yok. Biz kim oluyoruz da onu feda edebileceğimize karar veriyoruz?...”demek zorunda kalmıştır. Bu itirazının haklılığına rağmen radikal feministlerin saldırısına ve hışmına uğramaktan kurtulamamıştır.

Cinsel saldırı/cinsel taciz mağduru olduğunu iddia eden bir kadın (..feminist örgütlerin sürece yönelik tavsiyelerine uyarak) birkaç arkadaşını arıyor veya mesaj atıyor ve “psikolojim bozuldu” diyerek rapor alarak şikâyetçi oluyor. Böyle bir durumdan kurtuluş imkânsız hale geliyor. Birkaç doktorun başına gelen benzer olayları görünce uyarmak ihtiyacı duyuyorum. Özellikle doktorlar, öğretmenler, işverenler odalarına ve kapılarına derhal kamera sistemi taktırmalarını tavsiye ediyorum. Şikâyetçi kadınların bir kısmı feminist, aktivist oldukları gerçeği karşısında tedbirli olmak gerekmektedir. 

Aile politikaları maalesef feminist zihniyetin etki alanına bırakılmıştır. Vakit geç olmadan bu yanlışlardan dönülmediği takdirde; aile birliğini korumamız, şiddeti önlememiz, haysiyet ve şerefimizi korumamız imkânsız hale gelecektir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ekrem

reisi bitirirse 6284 bitirir
  • Yanıtla

Kemal iskender

Sayin saygili oldukca önemli bir meseleyi ele almis tesekurler sayin Cumhurbaskani bu konularla bizat ilgilenmese cok oy Kaybina ugrayacakdir yada kerhen oy verecegiz Aileden sorumlu Bakan degismelidir KADEM e el atilmali Feminist zihniyet dizginlenmelidir
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23