--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul Sözleşmesi’nden kurtulduk mu?

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
16

Milletimize ve özellikle aile yapımıza tahrip edici etkisinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul Sözleşmesi’ni 20.03.2021 tarihinde feshetmişti. Bu karara yönelik Diyarbakır Baro Başkanlığı tarafından açılan ve yaklaşık 200 civarında avukatın davacı baro yanında yer aldığı, Cumhurbaşkanı kararının iptaline dair dava, Danıştay 10. Daire Başkanlığı tarafından oy çokluğu ile reddedildi. Karar kesin olmayıp, kararın tebliği tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Kısacası, yargı süreci devam etmektedir.

Danıştay, iptal davasını  Anayasa tarafından verilen temsil yetkisi ve 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine istinaden tesis edilmiş olan dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı..”  gerekçesiyle reddetmiştir. 

Danıştay’ın karar gerekçesinde İstanbul Sözleşmesi’nin insanımıza ve aileye verdiği ve/veya vereceği zararlar tartışılmamıştır.

Her ne kadar stratejik derinlik uzmanı namıyla müsemma Ahmet Davutoğlu’nun önderliğinde imzalanmış ise de, bu sözleşmeye asıl sahip çıkanların başta HDP ve CHP ile feminist örgütler ve LGBTİQ+  bireylerinin olduğu apaçık ortadadır. 

Rusya Federasyonu’nun, birçok Avrupa ülkesinin dahi ahlakını, inancını, kültürünü kökünden kazıyacak olan İstanbul Sözleşmesi’ni reddedip / karşı durmalarına rağmen kadim medeniyetimizin bir kısım mensuplarının sözleşmeyi desteklemeleri ise en azından saflık veya aldatılmışlık olarak değerlendirilmelidir.

İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2011 tarihinde dönemin Dışişleri Bakanı sıfatıyla Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından imzalanmış ve 14 Mart 2012 tarihinde TBMM’de oy birliği ile kabul edilip onaylanarak, 1 Ağustos 2014 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Türevi ve uygulama kanunu olan 6284 sayılı yasa 2012 yılında yürürlüğe konulmuştur. Ayrıca Yeni Türk Medeni Kanunu, Yeni Türk Ceza Kanunu, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile yönetmelikler, kurumlar, idari ve yargı kararları ile İstanbul Sözleşmesi fiilen yürürlüğü/uygulaması devam etmektedir. 

İstanbul Sözleşmesi’nin feshi tek başına yeterli değildir. Zararları bakımından dünyada eşi ve benzeri olmayan, hatta İstanbul Sözleşmesi’ni dahi aşan hükümler barındıran 6284 sayılı kanunun da derhal yürürlükten kaldırılması gerekmektedir. 6284 sayılı yasa (m.1 f.2/a) İstanbul Sözleşmesi esas alınarak hazırlanmıştır. Sözleşme fesih edildiğine göre, yürürlükte bulunan yasanın iç hukukta dayanağı kalmamıştır. Delilsiz/belgesiz, kocanın/babanın 6 aya kadar ortak konuttan uzaklaştırılması, 6 aya kadar tazyik hapsi, arabuluculuk ve uzlaşma hükümlerinin yasaklanması, sadece kadının beyanının esas alınması, pozitif ayrımcılığın uygulanması sonucu insanımız ağır mağduriyetler yaşamaktadır.

Dünya düzeni neyin, nerede ve kimin/kimlerin eliyle yapılacağını iyi hesap ediyor. 

Mukaddes şehrimiz İstanbul’un seçilmesi tesadüf değildir. Yüce Peygamberimizin (s.a.v) fetih müjdesi ile şereflenmiş belde olan İstanbul’da imzalanması ve adının İSTANBUL SÖZLEŞMESİ konulması fethin intikamı olarak değerlendirilmelidir.

İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı yasayı anlama kılavuzuna ihtiyaç bulunmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı yasanın zararlarını anlamak için, öncelikle feministlerin söylemlerine, Mor Çatı Derneği’nin sosyal medya hesaplarına, LGBTİQ+ dernekleri ile KAOS GL internet sitesine ve kullandıkları slogan ve taşıdıkları dövizlere bakılması yeterli olacaktır.  Sözleşme ile toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında eşcinsellik meşrulaştırılmaktadır. Biyolojik cinsiyetin karşısına konulan toplumsal cinsiyet kavramı; toplumu, insanımızı ve ailemizi iğfal ve ifsat etmektedir. Mor/yeşil feministler ile LGBTİQ+ bireyleri kol kola gökkuşağı flamaları ile onur (!) yürüyüşündeler.

İstanbul Sözleşmesi, 3. dalga feminist ideolojinin manifestosudur. İstanbul Sözleşmesi “kültür, töre, din, gelenek ve namus” değerlerinin kökünün kazınması için hazırlanmıştır.  İçimizdeki feministler ve LGBTİ sevicileri İstanbul Sözleşmesi’ni ve uzantı yasası 6284 sayılı yasayı anlamıyor veya anlamak istemiyor. Halen “Kadın hakları”  ve/veya “Kadına şiddeti önleyen sözleşme” olduğunu zannediyorlar. Hâlbuki sözleşmenin asıl hedefi, LGBTİ bireylerini meşrulaştırmak ve sınırsız cinsel özgürlüğü sağlamaktır.

İstanbul Sözleşmesi kesin olarak fesih edilmeli ve sözleşmenin uzantısı olan 6284 sayılı yasa yürürlükten kaldırılmalıdır. Aileyi, kadını ve çocukları en üstün seviyede şiddetten ve istismardan koruyacak, tabii/evrensel hukuk ilkelerine uygun yasalar yapılmalıdır. 

Hakkaniyetli yasalar,  adil ve doğru yargılama, ahlak seferberliği ile şiddeti önleyebilir, huzur ve sükûnu temin edebiliriz. 

Aksi halde toplum çöker ve aile biter.

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kadir

24 Temmuz 2022 16:39

Teşekkürler

Fatih

24 Temmuz 2022 07:40

Tebrikler Sefa Bey. 6284 sayılı iftira ve fuhuş kanunu derhâl iptal edilmelidir.

Oğuz Han

23 Temmuz 2022 18:01

İstanbul sözleşmesi hangi hükumet zamanında imzalandı?  

Hikmet Yılmaz

23 Temmuz 2022 17:13

Sayın editör.. Dr.Safa bey KADEM'İ, TÜGVA'yı unutma bahçesine postalamış... Aziz milletim korkak ve sinsi LGBTİ sevicilerini biliyor. Allah bizi kınadığınız kişiler gibi onursuz yapmasın.

Okır

23 Temmuz 2022 15:36

Bu chabeli zenginner İstanbul sölzeşmessini cok seviyor bunnar heb batılı gericiler dir

Abdullah

23 Temmuz 2022 13:15

Sayın yazar İstanbul sözleşmesini 6284 ü destek veren Mor çatıyı, mor menekşeyi, hdp yi, chp yi, ipi, tüsiat ı, laik seküler femistleri sıralıyorsun çok doğru yapıyorsun Hatta Ak parti den ayrılanları Davutoğlu nu, Babacan gibi lerde haklı olarak suçluyorsun ve çok doğru yapıyorsun Peki ak parti yi bu meselede nereye koyalım ak pati kadın kollarını, adalet bakanlığını, aile bakanlığını, kadem derneğini nereye koyalım En mühimide bunlara kal kanat geren makamlardan makamlara getiren terfi üstüne terfiler le mükafatlandıran Reisimiz Erdoğan a ne demeliyiz baş feminist mi demeliyiz, yoksa Reis nereye biz oraya diyerek bizde Kadem in kulu kölesimi olmalıyız DEVLETİN ve MİLLETİN BEKAA sı içün

Mr.

23 Temmuz 2022 12:13

Hükümet in yaptığı oyalamadan başka bir şey değil. Pahalılık ta yaptıkları gibi ancak konuşuyorlar fakat hiçbir şey yapmıyorlar. İktidarlar ama muktedir değiller maalesef.

Asuman

23 Temmuz 2022 11:22

Bir toplumu yok etmek istiyorsan, Aile kurumunu Yok etmek lazim. Bir ulke Fuzelerle , Ucaklarla yok edemezsiniz, Lakin Aile ve genc nesli ifsat edersen Zaten kendiliginden isgal edilir. Esas Sorun Su Ak partinin icinde Bir hayli FEMINIST var hemde Fanatik bunlar Hem Feminizmi hem Lfbt Ahlaksizligini Mesruladtirmak istiyorlar. Birde bunun Hoca Ayagi var, Makam mevki icin Dinini Satan hoca takimi var sayilari 100000 leri geciyor. Kadin programlari derhal kaldirilmali , Fitne atesinin onune gecilmeli.

Uğur

23 Temmuz 2022 10:26

Allah razı olsun, hocam.

Ahmet

23 Temmuz 2022 09:39

Öldürülen kadınları niye yazmıyorsun, "ya benimsin ya kara toprağın" zihniyetini niye yazmıyorsun, şikayet ettiğin cinsel özgürlük ve lgbti bireylerin hakları olduğunu söyleyen yasal adımlar...

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle