• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI
29 Haziran 2019

Halkımız yargılanıyor!

Franz Kafka’nın “Dava” adlı romanında, roman kahramanı Bay K.’nın evine gelen iki kişi yargılandığını söyler ve onu mahkemeye celp ederler. Bay K. suçlanmaktadır. Bunu haber alan Bay K.’da kaygı, endişe, huzursuzluk başlar. Hayatı altüst olur. Artık hayatına mahkeme, dava dosyası, hâkim, savcı, avukat, kâtipler, mübaşirler girmiştir. Neyle suçlandığı ve sonucunun ne olacağı konusunda merak içindedir, araştırır durur. Artık huzuru ve rahatı kaçmış, içine karamsarlık girmiştir.

Her yargılanan aslında birer Bay K’dır. Mahkûm olmayı beklemek, yani yargılanmak başlı başına bir cezalandırmadır. Kişi artık rahat değildir.  İşini/ mesleğini aksatır, sağlığını kaybeder. Aile düzeni bozulur, uykusuzluk ortaya çıkar, psikolojik rahatsızlıklar baş göstermeye başlar.

Adliye saraylarında duvarlardaki yağlı lekeler hep dikkatimi çekmiştir. Bir avukat arkadaşıma sorduğumda, “…bu lekeler duruşma bekleyen sanıklar başlarını omuzlarında tutamayarak duvara yaslıyorlar. Duvarda başlardan yağlı lekeler oluşuyor” demişti. Asıl olan; huzur ve barışın hâkim olduğu, insanların problemlerini/konularını uzlaşarak, anlaşarak çözdüğü bir toplumdur. Mahkemeye gitme, yargılanma son çare olmalıdır. 

Son yıllarda yeni devrim yasaları ile birlikte yargılanan kişi sayısında belirgin artışlar olmuş, suç patlaması yaşanmıştır. Yılda yaklaşık 4.000.000 (dört milyon) dava (ceza, hukuk, idari) dosyası ve derdest 25.000.000 (yirmi beş milyon) icra dosyası toplumun, insanımızın ve ailenin çöktüğünü göstermektedir.

Adil ve doğru yargılanma elbette temel haktır. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı maalesef ihlal ediliyor. Kişileri kolayca yargılamaya başlıyoruz. Soruşturma ve kovuşturma safhaları yıllarca sürdüğünden, insanlar ruh ve beden sağlıklarını kaybediyorlar. 

2018 verilerine göre savcılık soruşturma aşamasında şüphelilerin % 52,6’sı hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Hakkında dava açılan sanıkların da % 48,1’i beraat ediyor. İstinaf ve Temyiz/Yargıtay aşamaları değerlendirildiğinde, Ceza soruşturması/kovuşturmasında da her 100 şüpheli/sanığın % 80’i hakkında takipsizlik ve beraat kararı veriliyor. 

Yargı, caydırıcılığını kaybettiği gibi suçların önlenmesi de mümkün olamamaktadır. Gereksiz ve haksız yere yargılanan insanlar ise emeğini, parasını ve sağlığını kaybediyor.

Özelikle CİMER(*) uygulaması kişileri çok kolay ve zahmetsiz asılsız, şikâyet ve ihbarlara özendiriyor. Aileyi, komşuluğu, arkadaşlığı bitiriyor. Yargının iç açıcı olmayan bu veriler ışığındaki hali şunu kesin olarak göstermektedir: Maalesef toplumumuz çözülmekte ve suç oranlarında gözle görülür artışlar yaşanmaktadır. Ekonomik ve ahlaki çöküntü ana etkenlerdir. Ahlak ve maneviyat ilkemiz rafa kaldırılmıştır. Eğitim ve aile politikaları iflas etmiştir. Cumhuriyet’in erken döneminde yapılan Hukuk Devrimi son yıllarda güncellenerek yeni devrim yasaları olarak yürürlüğe konulmuştur. Ceza Yasasının Alman yasa tasarılarından tercüme edilmesi ve yürürlüğü, Medeni Kanunun İsviçre’den tercüme edilerek kabulü, dünyada eşi ve benzeri olmayan 6284 sayılı yasa ve uygulaması, toplumu ve aileyi çökertmiştir. 2016 yılında çıkarılan örtülü af ile on binlerce tutuklu ve mahkûm serbest kalmasına rağmen halen tüm cezaevleri dolarak istiap haddini aşmıştır. Yeni cezaevleri yapılmasına rağmen ihtiyacı karşılayamamaktadır! Çare ise yine yeni af yasasında aranmaktadır! Çıkan her af suçu artırmakta ve suçluyu cesaretlendirmektedir. Hukuka ve adil yargıya dönmemiz gerekmektedir.

İstanbul’un en büyük binaları adliye sarayları ve cezaevleri ile hastane binalarıdır. Avrupa’nın ve dünyanın en büyük adliye saraylarını yaptığımız için övünüyoruz. Gün içinde İstanbul Çağlayan/Kartal adliyelerine gittiğinizde çarşı ve pazarlarda olmayan kalabalıkların adliyelerde olduğunu göreceksiniz. Aynı şekilde dev hastane binaları da yoğun bir insan seli içinde yüzüyor. Bu hal, adaletin doğru işlemediğinin ve sağlıksız bir topluma dönüştüğümüzün çarpıcı sonuçlarının göstergeleridir.

***

(*)2018 yılı içerisinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER), Halkla İlişkiler Başkanlığına 3 milyon 429 bin 294 başvuru yapıldığını, bu başvurulara verilen cevap sayısının ise 4 milyon 189 bin 731 olduğunu bildirmiş.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23