• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI
29 Aralık 2018

Dengeli ve ölçülü yaşamak

Günümüzde hep sağlıklı ve güzel, başarılı ve kudretli olmak istiyoruz. Ancak biyolojik donanımımız, arzu ettiğimiz ölçüde mükemmel değil. Aşırı yüklenme, stres ve dengesiz bir hayat tarzı gibi faktörlere dayanıklı sayılmayız. Hastalıklar ve sağlık hizmetlerine müracaat çok artmış durumda. Sanki kendimizi hayat şeklimizle ve satın almalarımızla hasta etmişiz gibi. Ölçüsüzlük, ihtiraslar, tüketim hırsı ve aşırılıklar sağlımızı bozuyor. Tüm uyarılara rağmen istikamet hâlâ “daha yüksek, daha hızlı, daha ileri” sloganına uymakta. Holdinglerin yönetim kurulları büyüme oranını hep artırmak istiyor. Çalışanlar aşırı iş yükünden, stresten, rekabetten yakınıyorlar. 

 İnsanlara bir virüs bulaşmış durumda: Her şey iktidar, para ve başarı hırsı etrafında dönüyor. Aslında bu virüs yeni değil ve insanlık tarihi boyunca hep var oldu. Yeni olan şey hırsın yaygınlaşması ve aşırılaşması. 

Bu yüzden kendinizi sürekli baskı altında hissediyoruz. Her gün yapılacaklar listemizin uzunluğu endişelendiriyor olabilir. Bunun değiştirilmesi gerekiyor. 

Ekonomik varlık ve başarının mutluluk getireceğine inandırılmışız. Bireyselleşmiş ve bağımlı hale gelmişiz. İhtiraslarımız yüksek. Tutkulu insanlar olmuşuz. Gereğinden çok düşüncesi kaybolmuş, hastalıklı bir şekilde daha çok ilkesine sarılmışız. Para, cinsellik, otomobiller, ciro ve kazanç, makam ve iktidar gibi hususlardan meydana gelen bu zalimane daha çok ilkesinin karşısında; anlam, umut, minnet ile ilgili bir daha az yer alıyor. Slogan şu: “Yeterli olan bana yetmiyor. Ben her şeyi istiyorum. Hatta daha fazlasını.” Bu yaklaşım çocuklarımıza ve gençlerimize de sıçramış. 

İnsanın nelerle tatmin edebileceğine, ruhunun nelerle huzur bulabileceğine ilişkin bilgi kaybedilmiş gibi görünüyor. Özgürce ve kendi irademize göre hayatımızı şekillendirdiğimizi zannediyoruz. Hâlbuki dünyanın, fani ve geçici olanın peşinde koşuyoruz. Aslında gayretlerimiz boşuna, bitkin de düşüyoruz. Hiç kimse bu gidişe dur demiyor. Ölümlü ve aciz olduğumuzu hatırlatan bir dur levhası yok ortalıkta. Caddelerde, adım başı AVM’lerde televizyonda reklamlardan geçilmiyor. Şöyle sesleniyorlar: “Satın alın! Tüketin! Harcayın!” 

Çözüm ne peki?

* En başta kutsala tekrar sarılmak. 

* Hayatımızı sadeleştirmek. 

* Düşünce tarzını değiştirmek. Baskı altında olduğumuz hissi ve uzun yapılacaklar listesinin baskısından kurtulmak için öncelikle düşünce tarzınızın değişmesi gerekiyor. Her şeyi hemen bitirmeye çalışmak yerine, bizim için önemli olanların üzerine konsantre olmamız gerekiyor. 

* Dünyanın geçici olduğunu, ölümün bizi beklediğini aklımızdan çıkarmamak. 

* Tüketimden, aşırılıklardan kaçınmak. Ruhsal arınmaya tabi olmak. 

* “Her şeyi başarabilirsin. Yeter ki iste!” gibi günümüzün geçerli sloganlarından uzak durmak. *Mutluluğu maddiyatta ve tüketimde değil kanaatte ve sadelikte aramak. 

Artık bir duraklama ve özeleştiri zamanı geldi. Duralım ve ihtiyaçlarımızı, arzularımızı, geleceğe ait planlarımızı gözden geçirelim. Neye para harcayacağımızı, hangi konularda kendimize kısıtlamamız gerektiğini, yeteneklerimizin ve becerilerimizin imkânlarından nasıl yararlanacağımızı daha titiz bir şekilde kontrol etmeliyiz. 

“Daha konforlu, daha refah içinde bir yaşam sürdürmek” arayışından vazgeçelim. Çünkü bu arayış hiç bitmez. İyi bir hayat, aşırılıkların ötesinde sadelik ve mütevazı yaşamakla da mümkün olabilir. 

PROF. DR. İZZET ÖZGENÇ 

BEYEFENDİYE

Psikiyatri hekimliği uygulamamda 6284 Sayılı Yasanın çok sayıda insanımızın eziyet görmesine sebep olduğunu, yuvalar yıktığını, çocukların feryatlarına yol açtığını müşahede ediyorum. Kadın şiddetini azaltmak şöyle dursun artırdığı da bir gerçek. Gazetemizin başarılı muhabiri Faruk Arslan kısa süre önce bu konudaki rakamları yayınladı:

Kadına şiddet vakaları ise her geçen yıl artmış. Kadınlara yönelik şiddeti önleme amacıyla 2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı kanundan sonra patlayan kadın cinayetleri 2011’de 121 iken 2012’de 210’a, 2013’te 237’ye, 2014’te 294’e, 2015’te 303’e, 2016’da 328’e, 2017’de 409’a tırmanmış. 

Yine İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun verdiği rakamlara göre; sadece 2018 yılında (daha yılın bitmesine 1 ay kala üstelik) gecikmesinde sakınca olan haller kapsamında değerlendirilerek geçen yıla oranla yüzde 17 artışla 72 bin 844 kadına koruma kararı, 110 bin 457 şiddet uygulayan erkeğe de önleyici tedbir kararı çıkarılmıştır ki bu noktada geçen yıla oranla yüzde 3 artış yaşanmıştır.

Gazetemiz Yeni Akit bu konuda milletin sesi olarak uyarıcı yayınlar yapıyor. 6284 Sayılı Yasanın Mimarı Sayın İzzet Özgenç’e daha önceki sorumuzu tekrar yöneltiyoruz: Yasanın vahim sonuçlarından memnun musunuz? Cevabınızı merak ediyor ve gönderme lütfunda bulunursanız bu sütunlarda yayınlamak istiyoruz. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23