• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
TÜM YAZILARI

Kültür Uyumsuzluğu ve Gettolaşma

11 Temmuz 2023
A


Sabri Şahsuvar İletişim: [email protected]

 

Fransa’da başlayan sokak gösterileri ve artan şiddet olayları, bir anda gündemimizi değiştirdi. Bu olayların biçimi ve etki alanları acaba bizleri ne kadar ilgilendirir diyerek, bugünkü yazımızı gettolaşmaya ayırdık. Gettolaşma tarihçesi her ne kadar eski olsa da Yahudilere karşı uygulanmış bir baskılanma projesidir. Bu oluşum ve iç dinamitler gelecekte Türkiye için tehdit olur mu? 

Bir toplumu anlamak için o toplumun şehir kültürünü, kullanım biçimini anlamak oldukça önemlidir. Kent mekânındaki dönüşümü, uyumu anlamadan toplumsal değişimi kavramak mümkün değildir. Kent çalışmaları toplumun yapısını teşkil ettiği gibi, geçirdiği dönüşümleri kavrayabilmek adına üzerinde araştırma yapılması gereken bir alandır. Kent mekânında ayrışmanın meydana gelmesi çoğu zaman sınıfsal ayrışma ve gettolaşmanın oluşmasına neden olmuştur. 

Gettolaşma; belirli bir topluluğun ekonomik, sosyal ve siyasi statüsü göz önünde bulundurularak, siyasi erk ya da baskın gruplar tarafında bir bölgede yaşamaya zorlanması olarak tanımlanabilir. Getto tarzı yapılanmaların olduğunu, daha küçük gruplar halinde ülkemizde yaşamsal alan bulundurmaya çalışan bazı yabancıların dönem dönem test ettikleri alanlar olmuştur. Bazı şehir ve kentlerimizde getto tarzı yapılanma alanı olarak sinir uçları test edilmiştir.

Ülkemize Suriye, Irak, Afganistan ve Türk Cumhuriyetlerinden gelen sığınmacı ve kaçakların uyum sorunu yaşadığını ve daha çok mikro tarzı oluşumlar peşinde olduğunu görmekteyiz. Kısmen ticari alanları belirleyen yabancı akımı, ticari faaliyet alanlarını oluşturduklarını, bazı alanlarda belirleyici güç konumu kazandıkları bir getto tarzı yapılanma mevcuttur. Günümüzde ise gettolaşma kavramı asıl anlamıyla kullanılmasının yanı sıra, toplumsal pratikte gönüllü gettoların oluşumu mafya tarzı kartel yapılanmaların alan hâkimiyetleri test edilmektedir. 

Toplumsal yoğunlaşmaların mekânda belirli bir sınıfa ait bireylerin, kendilerini “ötekilerden” gönüllü olarak ayrıştırarak ve kendilerinden olan bireyleri ile kapalı bir toplumsallık içerisinde yaşamayı tercih etmişlerdir. Uyum sorunu yaşadığı ülkeye karşı, kendisini kültür koruması adı altında, güçlü ancak mikro yapılanma ihtiyacı talep etmektedir. Türkiye’de özelikle Suriye iç savaşı sonrası en çok tartışılan konuların başında gettolaşma konusu konuşulmaktadır.

Yabancı akımı ve kültür uyumsuzluğu, kent mekânında gerçekleşen bu toplumsal ayrışma bireylerin kamusal alandan geri çekilmelerine ve içe dönük bir yaşam sürmelerine sebep olmaktadır. Tarihi derinliği olan, kadim kentlerin çok çeşitli kültürleri bir araya getirdiğini ve farklı kültürlerin yalnızca kentlerde bir arada yaşayabileceğini hafızalarımızda yer edinmiştir. 

Güçlü ve baskın medeniyeti olan devletler, yerel ve yerleşik halkın, reaksiyon durumuna göre şekillendiği ve çoğu zaman, toplum tarafından yapılan baskılardan da etkilendiği görülmektedir. Kentte yaşayan bireylerin uyumsuzluğunun olması, sayısının artması kentin etkileşimini arttırmanın yanında, aynı zamanda kent hayatını olduğundan daha karmaşık bir hale getirmiştir. Kent nüfusunun artması ve kentteki yoğunlaşma giderek toplumdaki bireyleri birbirine yabancı hale getirmiştir. Bu durum ülkemizde bölgesel kültür farklılığı olduğu kadar, ayrışma olarak da göz önünde bulundurulabilir.

Tehdit olarak algılanan gettolaşma dışarıdan gelen tehlikelere karşı savunma alanı olarak kurulan kentler, daha önce deneyimlemediği bir sorunla karşı karşıya kalmıştır. Kent mekânlarına yeni dâhil olan yabancının geleceğinin ne olacağı, ticaretin gelişmesiyle birlikte kentsel mekân problemlerinin arasına dâhil olmasına rağmen günümüzde dahi en temel kent problemlerinin başında gelmektedir.

Başlarda yabancı karşısında çekimser tavır takınılsa da daha sonra yabancıyı izole etmek adına çeşitli imkânlar denenmiştir. Kent mekânındaki ayrışmanın en bariz olarak görüldüğü alan mekânsal ayrışmadır. Mekânsal ayrışmaların en bariz olanı bu yazımızda incelediğimiz getto tarzı oluşumlardır. Gettolar yapı itibariyle topluluk içerisinde istenmeyen farklı bir grubun, belirli sınırları olan bir mekâna hapsedilmesiyle gerçekleşmektedir. 

Yabancıyı gettolara hapsetme tarih boyunca ekonomik, siyasi ve dini sebeplerle gerçekleşmiştir. Bu gettoların amacı toplumda istenmeyen olarak görünen bir grubun topluma karışmasını önlemek ve mekânsal ayrışma yoluyla kontrol altında kalmasını sağlamak olarak ifade edilebilir. 

Bu yazımızda kent mekânında gettolaşma kavramı incelenerek, toplumsal ayrışmanın meydana getirmiş olduğu kamusal problemlerdir. Fransa’da gelişen olayların asıl sorunu ayrışma ve ötekileştirme sonucu olduğu aşikâr. Ancak Türkiye’deki kamu denetim ve yönetimi bu olayları hafife almadan gelecek açısından önleyici tedbirleri almak ve uyum yasaları gereği bir kurul oluşturması elzemdir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Muhammet

Bu olay amerikanin fransayi kontrol ve terbiye etme metodudur. Görünen yüzüne bakıp aldanmayın. Mesele bir kaç ağaç değil misali!

YILMAZ DURMUŞ

Aynı toplum içerisinde bile farklı ekonomik düzeydeki insanlar arasında bir arada yaşama çokta mümkün olmadığı halde ayrı milletlere, ayrı kültür ve inanışlara sahip insanların birlikte yaşamada aynı ortamda mutlak surette uyumsuzluklar olması normaldir. Ancak her ne olursa olsun İslami anlayış çerçevesinde insanların diline rengine dinine bakmaksızın YARADILANI YARATANDAN ÖTÜRÜ SEVMEK ilkesinden hareketle hepimiz insanız biri birimize insanca muamele etmekten başka çare yoktur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23