--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fulbright’tan çektiğimiz yetmedi sıra İngilizlerde mi?

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
9

 

Türk eğitim sisteminin 1800 yılı sonrası Fransa, 1876 sonrası Almanya,1946 sonrası yapılan antlaşmalarla ABD’nin tesiri altına girdiğini kaynaklardan bilgi edinebiliyoruz. Fulbright’ın ABD Dışişleri Bakanlığı Kültür Ofisi’ne bağlı bir program olduğu dönemin Türk, Amerikan kültür işbirliği adı altında Protestan okulları olarak bildiğimiz meşhur Robert Kolejleri bu işin zirvesidir.

ABD ve Osmanlı ilişkilerinin 1802’den itibaren: Ticaret 1840 tarihinde misyoner okullarıyla 460 adet olup tam bir kültürün emperyalizmi ile kuşatılmış bir tarihtir. 2. Dünya savaşından sonra ABD, 1946 yılından, Arkansas senatörü, J. William, Fulbright’ın liderliğinde, kültür ve eğitim adına uluslararası misyoner faaliyeti ve işbirliğinin desteklenmesi bahanesi ile bir istila sistemidir. Fulbright eğitim programları, Türkiye ile ABD arasında 1945’ten başlayarak, 1949 yılına kadar sağlık, ulaştırma, savunma, askeri eğitim, sivil eğitim, kültür işbirliği gibi alanlarda birbirini tamamlayan onlarca antlaşma ve protokol imzalanmıştır. 

Fulbright Antlaşması ise 27 Aralık 1949 tarihli antlaşmadır. Fulbright Eğitim Programları, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ikili antlaşmalara bağlı 45 ülke ve geri kalan 164ülkede ABD Büyükelçiliği aracılığıyla yürütülen bir programdır. Program bir vakıf aracılığıyla yürütülüyor. Ancak bu vakıf üzerinde ABD Dışişleri Bakanlığı’nın vesayet denetimi var. Sadece Türkiye özelinde değil bütün alanda hangi ülkede olursa olsun herhangi bir komisyonun uygulaması ya da kararını, ABD Dışişleri Başkanı veto edebilir ve veto ettiğinde bunun üzerine tartışılacak bir şey kalmaz. 

Antlaşmalara göre kurulan vakıflar, programın fikir babası ve mimarı James William Fulbright’ın adı ile anılmaktadır. ABD Dışişleri Bakanlığı Eğitim ve Kültür İşleri Bürosuna bağlı bir yönetim kurulu tarafından yönetilmektedir. Washington’da bulunan Fulbright ABD komisyonu başkanı, başkan yardımcısı ve 10 üyeden oluşmaktadır.

Gelelim günümüz tartışmasına, kız ve erkek çocuklarımızın okullarının ayrıştırılmasına, günümüz Türkiye’sinde liselerin kız ve erkek lisesi diye bir ayrıma tabi tutulması için laikliği bir zırh olarak kullandığını görmekteyiz. Karma eğitimi esas alan, 28 Şubat cuntacı zihniyeti Amerikan Fulbright eğitim sistemidir. Ancak geçmişini batı kültür emperyalizminden alan, Türk eğitim modeli sancılı ve bir o kadar tahribata tabi tutulmuş bir gerçektir. Bundan önceki durumda ise sadece erkeklerin okuduğu okullar vardı bunlar; Robert Koleji, İstanbul Erkek Lisesi, İzmir Atatürk Lisesi gibi bunun yanında sadece kızların okuyabildiği; Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, İzmir Kız Lisesi, Konya Kız Lisesi gibi.

Dünyada da pek çok ülkede karma eğitimin yanında ayrı ayrı okullar da vardır. Rusya’da Petersburg’daki Dahiler Okulu sadece erkek alıyor, Japonya’da ise kız-erkek okulları ayrı olduğu ve bunun yanı sıra İngiltere eğitim modelinin tartışıldığını biliyoruz, batı ülkelerinde birçok okulun bir tercih olarak aileler tarafından seçenek olarak sunulması daha uygun görülmüştür. 

Bu bir tercih meselesidir ve demokrasi gereği olarak, devlet vatandaşına tercih olanakları kısmında gerekli hassasiyeti göstermelidir. Vatandaş çocuğunu yetiştirme görevi ve sorumluluğu gereği böyle bir tercihte bulunabilmeli, ama maalesef benim güzel ülkemde yasaklar zinciri birilerinin dilinde, zihninde vekâletini sürdürüyor.

Milli Eğitim Bakanımız, Sn. Yusuf Tekin beyin haklı olarak tartışmaya açtığı, kız ve erkek çocuklarının eğitim ortamının ayrıştırılması, fırtınaların kopmasına neden olduğu açıkça görülmektedir. Ülkemizde azgın azınlığın tahakkümü altında ezilen, muhafazakâr yapının iradesi halen tartışılmaya açık olması ve azgın azınlığın eğitim üzerinde hâkimiyeti ve despotizmi, bizler açısından üzücüdür. Bazı kılıflar altında bu milletin asimile edilmesi, birilerinin bu eğitim sisteminde batıya uşaklık etmesi bu aziz milletin haklarına zulüm demektir. 

Sn. Bakanın sunduğu esnek tartışmaya saygı göstermeyen, Robert Koleji uzantıları bir vekalet uzantısıdır. Devlet karma eğitim istemeyen ebeveynlerin isteklerini de göz önünde bulundurmak zorundadır. Bunu için karma eğitim veren okulların yanı sıra karma olmayan okullar da açılmalıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı karma eğitimde İngiltere modelini gözden geçirip yeni İngiltere eğitim modeli tercih edileceği düşünülmektedir. 3 Mart 1924’te Türkiye’nin eğitim sistemine dâhil olan karma eğitim modelinin yanı sıra kız ve erkek okulları da alternatif okullar olarak eğitim sistemine dâhil edilmelidir. Milli eğitim sisteminin bir an evvel milletin değerleri ile uyumlu hale getirilmesi elzemdir. Vesselam…

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bozok

18 Temmuz 2023 20:36

Gardaşım Tayyip'in gücü Kemalistlere yetmiyor ise Tayyip'in arkasında her zaman olan Müslüman Türk olarak bizler bu konuda da tekrar yürüyüş yapalım.

ata

18 Temmuz 2023 17:38

eğitimde osmanlı modeli bize yeter...

ADİL

18 Temmuz 2023 11:39

sabri kardeş evet biz müslümanlar yan gelip yatıyoruz bütün yükü bir kişinin sırtına yüklüyoruz bana göre müslümanlar samimiyetsi evet öyle bir gaileleri yok öyle bir dert ve ihtiyaçları yok yada(bu güne kadar azar azar yok edildi) onun için eğer biz müslümanlar (günahsız )kul yoktur fakat eğer LGBT liler kadar hakkımızı talep etme yüreğimiz yoksa demek ki biz yaşarken ölmüşüz

Ali

18 Temmuz 2023 08:42

En iyisi islam eğitim sistemi.Peygamber ilim Çinde de olsa alın demiş bu yüzden dünyanın en égitimli insanları müslümanlar.

Konyalı

18 Temmuz 2023 08:19

Bu antlaşmanın hala uygulanıyor olması bizler icin ibretlik bir durumdur. Adamlar basarili olmuşlar demektir. Vatanimin kalbi konya da bile karma eğitime öncelik verilir olmuş, Allah bizlere hidayet nasip etsin inşallah.

Uğur

18 Temmuz 2023 06:00

"Milletimizin (=İslam'ın) değerleri" ancak şu zaman yürürlüğe konur, ne zaman ki yasa bir devrim hâlinde bir anda Kur'an'a dayalı İslam yasası olursa. Yasanız bir anda Allah yasası olmadan "önce eğitimi düzelterek yavaş yavaş evrim/ilerleme kaydetmek" diye bir şey yoktur. "Yavaş yavaş ilerleme/evrim modeli" bütünüyle bir yalan ve safsatadır, gerçek bilimsel ve toplumsal olgulara aykırıdır, mevcut bozuk düzenin ufak tadilatla aynen sürdürülmesi için bir zihin uyuşturmadır. Bilimsel bir gerçek olarak DOĞADA DA TOPLUMDA DA dönüşümler o hayali yavaş yavaş evrim yoluyla değil, ani devrimler yoluyla gerçekleşir. Nitekim Resulullah da (s.a.v.) Medine'ye (ve sonra Arabistan'a) milletimizin/İslam'ın değerlerini yavaş yavaş getirmedi, önce eğitimi düzeltmeye kalkıp da yasayı değiştirmeyi sonraya bırakmadı. Medine'de biatını aldıktan sonra "TAK!" diye bir anda kendi yasa ve yargı ve eğitimini yürürlüğe koyuverdi; üstelik şuna rağmen ki hicretten hemen sonraki o sene Medinelilerin yüzde 80-90'ı henüz Müslüman bile olmamıştı, müşrik ve Yahudi'ydi. KEZA FEN/TABİAT BİLİMLERİNDE DE böyledir. Doğada yavaş yavaş sıkıcı evrim değil, Allah'ın emriyle ani dehşetengiz devrimler vardır. Hatta sanıldığının aksine kıtalar bile yavaş yavaş kaymazlar, fakat korkunç depremler hâlinde "GÜM!" diye bir anda en az metrelerce kayıverirler. AMA O ZAMAN bizler ne yapacağız? İki ayrı cevap var. O orta yaşlılarımız ki bir hata ve gaflet edip de yürürlükteki bu Zillet İttifakı kültürel rejimi altında sözde evlenmişlerdir ve hatta çocuk sahibi olmuşlardır ve ardından her nasılsa henüz aldatılıp sepetlenmemişlerdir, onlar çocuklarını ellerinden geldiğince eğitim kurumlarından koruyup kendileri Allah yolunda yetiştirmeye çalışacaklar. Geri kalanlarımız ise zaten ya benim gibi bekar kaldılar ya da aldatılıp sepetlendiler ve çocuklarını da eski karıları ve onların zengin efendileri/patronları ele geçirdi ve dolayısıyla onlar da artık çocuksuz kaldı. İşte böyle ya bekar ve çocuksuz olan ya da boşanmış ve çocukları ebediyyen ellerinden alınmış olanların hâliyle zaten eğitimden yana problemi yok.

Uğur

18 Temmuz 2023 11:01

Yasanın Allah yasası olmasından söz ederken tabii ki üstteki baskın yasadan söz ediyorum. Yoksa gayrimüslim mahalli toplulukların her biri kendi iç işlerini kendi yasalarına göre yapacaklardır, nasıl ki İslam tarihi boyunca da öyle idiyse.

İzmirli

18 Temmuz 2023 05:57

Kız okulları ciddiyet ve şahsiyet demektir.Keyfiyet,nitelik,kalite demektir,var mı aksini iddia eden?

OLMAZ

18 Temmuz 2023 16:49

izmirli ODEDİĞİN KARMA OKULLARDA OLUR AYRIMCI HAREMLİK SELAMLIK OKULLARDA OLMAZ

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle