• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
TÜM YAZILARI

Atatürk’ü ilahlaştırmak

25 Nisan 2023
A


Sabri Şahsuvar İletişim: [email protected]

 

Atatürk’ün tabulaştırılmasında, ilahlaştırılmasında kabahat birinci derecede devletin, devlet içindeki şekilci zihniyetin düzenbazlığıdır. Düzenlenen törenlerde Atatürk’ü hep büyük Atatürk, bulunmaz bir önder olarak görmek, Cizvitçi bir geleneğin vücut bulmasıdır.

Atatürk’ün bazılarına göre iyi bir devlet adamı olması, üstün olduğu ve benzersiz olduğu anlamına gelemez.

Çünkü bu ülkenin çocukları fıtrat gereği atalarından daha akıllı olmak gibi bir mücadelenin içindedir. Geleceğimizin teminatı da bu gençlerimizdir.

Milli Mücadele lideri olduğu, büyük bir siyasetçi olduğu doğrudur. Bunlara itirazım yok. Ama iddia edildiği gibi “en büyük siyaset adamı, en büyük Türk, en büyük insan” değil, sadece bir insandır. Yiyen, içen, yatan, kalkan, kızan, gülen bir insan. Atatürk’ün de birtakım hataları olmuştur. 

Atatürk’ün hatalarını çocuklarımıza katiyen anlatmıyoruz. Oysa demokratik bir nizamın temeli tenkide dayanır. Atatürk konusunda tenkit yoktur. Atatürk hakkında yüzde yüz doğru veya eleştiriye açık bir fikri ileri sürdüğünüz zaman, içimizdeki Kemalizm yobazları, birtakım zırcahil adamların “Türk düşmanı” kafatasçı bir yaklaşım sergilediğini görmekteyiz. 

Türkiye’de iki ayrı istismar grubu vardır. Biri din üzerinden istismara soyunuyor, diğeri de Atatürk ve Kemalizm üzerinden. 

Demokrat Parti döneminde, 5816 sayılı kanun, kamuoyunda anıldığı şekliyle Atatürk’ü Koruma Kanunu, 25 Temmuz 1951’de kabul edilmiş Menderes ve Celal Bayar döneminde yasalaştırılmıştır. Oysa birtakım kişiler Demokrat Parti’yi de Atatürk düşmanı olarak ilan etmişti. Bu söylemler Atatürk yobazlığı yapanların elinde ciddi bir silah olarak kullanılmıştır. 

Oysa Atatürk her birey gibi birçok hatası olan insan örneğidir. Türkiye’de yobazlık siyaset aklından tutun, cemaat liderlerine inmiş, bürokratların bile yobazlıkta olduğu dar kafalı bir dönemdeyiz. O bakımdan öyle sanıyorum ki, yüz yıl sonra bizim birtakım siyaset ve düşünce adamlarımız, kuruluşlarımız Atatürk’ün de bir insan olduğunu, tenkit edilebileceğini kabul edeceklerdir.

Yobazlık bir narsist düşünce ekolüne bağlı tek tipçi bir zihniyet sorunudur. Millî Mücadele kahramanımız hakkında herhangi bir eseri devletin resmî yayınları arasında bastıramıyoruz. Bu son derece mühim bir konu. Sadece Atatürk’ün “Büyük Nutuk, basılıyor. Atatürk’le birlikte Millî Mücadeleye katılmış, hizmet etmiş kahramanlarımızdan hiçbirinin eserlerine “Atatürkçülük” altında devletimiz sahip çıkamıyor. Bu bakış Atatürkçülük adına yapılmış bir yobazlık tabulaştırma türüdür.

Milli mücadele kahramanlarımızın kitaplarının basılmaması veya sembolik bir iki eser basıp göz boyamaya çalışmış Kültür Bakanlığı iyi bir sınav verememiştir. Sözüm ona kendini devlet adamlığı veya Kemalizm’in uşaklığına kamufle etmeye çalışan yobazları bu millet unutmayacak ve unutturmayacaktır. 

Bir kahramanımız daha var ancak Atatürk adına yobazlık yapanların pek de yer vermediği bir isim; Mareşal Fevzi Çakmak Paşa. 

1950 yılında kendisi rahmetli olmuştur. Dönemin müsteşar yardımcısı Yavuz Bülent Bakiler hocamız, Mareşal Çakmak’ın ölümünden o tarihe, yani 77 yılına kadar hakkında hiç program yapılmayan Mareşal Fevzi Çakmak programını Ankara televizyonu için bir belgesel çekip yayınlıyor ve içimizdeki yobazlık tavan yapıyor. Türkiye’nin her tarafındaki vatandaşlardan TRT’ye yüzlerce teşekkür telgrafı geliyor. Ancak basınımızdaki birtakım Atatürk yobazları kıyameti koparıyor.

Siz misiniz bu programı yapan… Yavuz Bülent Bakiler, günlerce linç ediliyor. “Niçin bu programı yapıyorsunuz, sizin maksadınız Atatürk’ü unutturmak mı, inkâr etmek mi?” şeklinde yaygaralarla itirazda bulundular.

Oysa Atatürk, meclis kürsüsünde açıkça “Bana planları hazırlayan Mareşal Feyzi Çakmak Paşa’dır” demiştir. Atatürk adına yobazlık yapmak devlet içinde itibar kazanma ve makamda yükselme sağlamıştır.

Atatürk’ü “peygamber” veya “ilah” olarak görme dönemine giren yobazları da görüyoruz Mesela Behçet Kemal Çağlar’ın, “ne örümcek ne yosun, ne mucize ne füsun, Kâbe Arabın olsun, Çankaya bize yeter!” sözlerinin yer aldığı bir şiiri var. İslamiyet’in şartı biliyorsunuz beştir. Bu şartlardan biri “hacca gitmektir”. Hacca gidenler Kâbe’yi ziyaret ediyorlar. Bu adam iki ayrı şehirden milletvekili seçildi. Çağlar, peygamberimiz için yazılan “mevlid”i olduğu gibi Atatürk’e uyguladı.

“Ol Zübeyde, Mustafâ’nınânesi

Ol sedeften doğdu ol dürdânesi!

Gün gelip oldu Rızâ’dan hâmile

Vakt erişti hafta ve eyyâm ile.

Kim bulasızeger siz ondan necat

Atatürk’e Atatürk’eesselât…”

Bundan dolayı birçok kimse hem Behçet Kemal’e hem Atatürk’e eleştiri getirdi. Bu da Behçet Kemal gibilerin yobazlığından, Atatürk’ü ilahlaştırmalarından kaynaklanıyor. Vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

güzel yazı

Bence güzel yazı olmuş. Atatürk'te herkes gibi bir insandır. Hataları da olmuştur, sevapları da. Herkes gibi Atatürk yaptığı güzel işlerle yüceltilebileceği gibi, yaptığı hatalarla da eleştirilebilmelidir. Türk toplumu artık bu olgunluğa ulaşmalı.

öyle değil

ayasofyayı hazmedemeyenlerin , rakı masalarından ülkeyi yönetenlerin devri bitti..müslümanların devri başladı
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23