• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

Küresel Zorbalık

06 Ocak 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

Küresel Zorbalık

REFİK TUZCUOĞLU

2025 yılını uğurlarken dünyanın “Modern Orta Çağ” karanlığına sürüklendiğini ve bu devrin adının “Haydutlar Çağı” olduğunu vurgulayan bir yazı kaleme almıştık hatırlarsanız.

Yazımızın mürekkebi dahi kurumadan, dünyanın gözleri önünde bu teşhisimizi doğrulayan pervasız bir haydutluk örneği daha sergilendi.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yatak odasından elleri kelepçelenerek New York’a kaçırılması; “devlet egemenliği” kavramının tabuta konulmasıdır. Bir aracın arkasında sirk maymunu gibi dolaştırılması ise tüm dünyaya açık bir gözdağı. İtaat etmezseniz sonunuz böyle olur mesajı.


Yaşadığımız şey; teknolojisi 21. yüzyıl ama zihniyeti Orta Çağ olan bir barbarlık örneği.

Açık Sömürgecilik


Orta Çağ derebeyleri “ganimet” için sefere çıkardı. Tarihsel süreçte kolonyalizm; coğrafi keşiflerle başlayan hammadde ve kaynakların askerî zorbalıkla Batılı ülkelere aktarıldığı bir sömürü mekanizmasıydı. 16. yüzyılın merkantilist zihniyeti, yerel halkların zenginliğine “medeniyet götürme” bahanesiyle el koyup Batı’nın sermaye birikimini oluşturmuştu.


Bugün ABD, “demokrasi” veya “medeniyet” maskesini bile takmaya gerek duymadan aynı ilkel motivasyonla hareket ediyor. 16. ve 18. yüzyıllar arasında sömürgecilerin kalyonlarıyla taşıdığı altınlar neyse, bugün tankerlerle taşınacak Venezuela petrolü de odur.

Donroe Doktrini

Trump yönetiminin bu operasyonu, emperyalizmin ‘maskesiz’ ve ‘pervasız’ halidir. ABD Dışişleri Bakanı Rubio, operasyonun mantığını tek cümleyle özetledi: “Burası Batı Yarımküre. Biz burada yaşıyoruz ve buranın düşmanlarımız için bir operasyon üssü olmasına izin vermeyeceğiz.”


Yani Monroe Doktrini de çağ atlayarak “Donroe Doktrini”ne dönüştü. Trump, petrolü kimin çıkaracağını, parayı kimin alacağını saklamıyor. Hatta küresel rakiplerine bile, “Rusya ve Çin de petrol istiyor, onlara da biz satarız” diyerek meseleyi tamamen ticari bir “çökme” operasyonuna indirgiyor.


Neden Türkiye Akla Geldi?

Bu küresel haydutluğun satır aralarında, ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın şu sözleri kayda değerdi: “Maduro bugün Türkiye’de olabilirdi ama New York’ta hapiste. Trump ona bir çıkış sunmuştu.”

Dünya üzerinde yüzlerce ülke varken, bir süper gücün aklına “çözüm adresi” olarak Türkiye’nin gelmesi diplomatik açıdan kayda değer. Demek ki ABD sorunu Türkiye ile çözme fikrine sahip olmuş ve Maduro’nun bile güvenle gidebileceği bir ülke olarak Türkiye’yi düşünmüş. Trump’ın kafasında başka hangi cinliklerin dolaştığını zaman gösterecek.

Rusya ve Çin: Tencere Dibin Kara

Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Yıllardır Venezuela’nın hamisi gibi görünen Rusya ve Çin nerede?



Sesleri çıkmıyor. Çünkü bu “Modern Orta Çağ” düzeninde kimsenin eli temiz değil. Rusya Ukrayna’yı ilhak etmek istiyor, Çin Tayvan üzerinde hak iddia ediyor. ABD’nin Venezuela’da yaptığını eleştirecek ahlaki bir zeminleri yok. Durum tam anlamıyla “tencere dibin kara, seninki benden kara” meselesi.

Hatta Rus medyasında yer alan analizler, kirli bir pazarlığı işaret ediyor: “Çin veya Rusya, ABD’nin Tayvan ve Ukrayna konusunda göz yummayı kabul etmesi nedeniyle Venezuela’ya yardım etmeyecektir.”

Yani; “Sen benim arka bahçem Venezuela’ya karışma, ben de senin arka bahçen Ukrayna ve Tayvan’a karışmayayım” pazarlığı mı yapıldı? Gücü yeten yetene...

“Mesele Venezuela Değil”


Tehlikenin boyutunu Rus stratejist ve filozof Aleksandr Dugin şu sözlerle özetliyor: “Gerçek bir Üçüncü Dünya Savaşı’na giriyoruz. Hem de hızla. Mesele Venezuela değil.”

İsrail kaynaklı haberlerde geçen “Venezuela’da yaşananlar İran öncesi son tatbikat” iddiası da bu tabloyu tamamlıyor. Bir devlet başkanının paketlenip götürüldüğü dünyada, artık hiçbir sınırın garantisi yok.


Kendi Göbeğini Kesmek

Dünya “devlet başkanı kaçırmayı” konuşurken, bizde muhalefetin meseleyi “Erdoğan neden Trump’a yüklenmiyor” sığlığına indirmesi ise ayrı bir garabet.

Velev ki açık bir karşı duruş sergileseydi; bu sefer deVay, biz sınırımız dahi olmayan Venezuela için ABD ile ilişkilerimizi niçin zora sokuyoruz” denilecekti. “Libya’da, Akdeniz’de ne işimiz var” denildiği günlerin üzerinden henüz çok vakit geçmedi.


Türkiye, duygusallıktan uzak, tamamen milli menfaatlerine odaklı bir denge politikası izlemek zorunda.

Görüldü ki; ne uluslararası hukuk koruyucudur, ne de Rusya ve Çin gibi “büyük abiler” güvenilirdir. Venezuela olayı, milli birliğin ve güçlü bir savunma sanayinin bir beka meselesi olduğunu dramatik şekilde ispatlamıştır. 

Orman kanunlarının geçerli olduğu bu Modern Orta Çağ’da, ayakta kalmanın tek yolu caydırıcı bir güce ulaşmaktan geçiyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

kaldırım

amerika'nın kanlı tarihinde şaşılmayacak bir sayfa, mudoro operasyonu. ben hiç şaşırmadım. demek ki venizula'nın hiçbir savunması, refleksi yokmuş. amerika bunu bilmese yapar mıydı? her tarafımız abd ajanıyla dolu.

Ersan

La bu akit in butun yazarlari buyuk oyunu cozmus
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23