• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

İran’ı parçalama provası

17 Ocak 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

İran’ı parçalama provası

REFİK TUZCUOĞLU

İran’da şahit olduğumuz halk ayaklanmalarını sadece "ekmek zammı" ya da "özgürlük talebi" ile mi izah etmeliyiz? Yoksa yaşananlar, küresel hegemonyanın Ortadoğu hesabındaki denklemin bir parçası mı?

Tahran sokakları günlerce yandı. İran’ın para birimi tarihinin en dip noktasına indi. 1979’daki Humeyni devriminden bu yana rejim, ilk kez bu kadar derin bir meşruiyet kriziyle baş başa. Ancak asıl tehlike sokaktaki öfkeyi "bölgesel bir ameliyat masasına" dönüştürmek isteyen küresel cerrahların elinde gizli.

Bugün İran sahasındaki fotoğrafı, duygusal tepkilerden arındırıp "devlet ciddiyetinin" merceğiyle okumak zorundayız.


"Vekil Unsurlar" Stratejisi Çöktü

İran rejimi bugün yaşadığı sıkışmışlığı büyük oranda kendi elleriyle ördü. Yıllarca "Devrim İhracı" hayaliyle, ülkenin kaynaklarını Suriye’ye, Yemen’e, Lübnan’a, Irak’a ve hatta Afrika ülkelerine akıttılar. Türkiye’de “İrancılık” diye bir akım beslendi, fonlandı. Komşusu Azerbaycan’a bile "dini görevli" kılıfı altında gönderilen Ahundlar (Mollalar) ve Ermenistan politikaları, ciddi bir milli güvenlik sorunu oluşturdu. Şia yayılmacılığına devasa kaynaklar aktarıldı. Tahran, milli coğrafyasının savunma hattını, sınırlarının ötesindeki "vekil unsurlar" üzerinden kurgulamak istedi. Oysa milli güç unsurlarının savunamadığı bir ülkeyi, vekil güç unsurlarının savunacağını düşünmek büyük bir stratejik hata.



Böylece Tahran’daki genç işsizlikten kırılırken, İsfahan’daki esnaf kepenk kapatırken; İran’ın petrol gelirleri Şam’daki, Beyrut’taki yapılara gitti. Sonuç? Suriye’de Esed rejimi çöktü. Hizbullah, İsrail karşısında ağır darbe aldı. "Direniş Ekseni" dedikleri hat kırıldı. Dışarıdaki "stratejik derinlik" çökerken, içerideki "ekonomik kırılganlık" da eşzamanlı olarak patladı. Rejimin, Pezeşkiyan gibi reformist isimleri öne sürerek gaz alma çabası da, genç kuşaktaki o büyük kopuşu tamir etmeye yetmiyor.

Üç Parçalı İran

İran rejiminin hatalarını tespit etmemiz başka, İran’ın parçalanması senaryosuna seyirci kalmamız başkadır. Çünkü Washington ve Tel Aviv’deki bazı mahfillerde pişirilen asıl senaryoda, "Rejim Değişikliği"nden ziyade "Harita Değişikliği" hedeflenmektedir.


Uluslararası strateji kuruluşlarının raporlarına ve tarihsel analojilere bakıldığında, masada duran planın "1907 Britanya-Rusya Antantı"nın modern bir versiyonu olduğunu söyleyebiliriz. Washington ve Tel Aviv mahfillerinde, "İran’ın Balkanlaştırılması" başlığı enine boyuna değerlendiriliyor. Küresel hegemonya; Kuzey İran, Güney İran ve Orta İran (Farsistan) şeklinde bir "etnik federalizm"i hayata geçirmeyi hedefliyor.



Amaç sadece Mollaları devirmek değil; Çin’in "Kuşak Yol"unu kesmek ve Rusya’yı Hazar’a hapsetmek için İran coğrafyasına bir "Amerikan Seddi" çekmektir. Bu plan açıkça bir parçalanmadır. Şu an İran’da güçlü bir muhalefet lideri olmadığı için; birbirleriyle ırk, mezhep ve dil olarak ayrışan grupları rejim değişikliğinde bir arada tutmak çok zordur. İran'ın devrik Pehlevi veliahtı Rıza Pehlevi ne kadar heveslense de İran’daki karşılığı zayıf. Hülasa, bu işin doğal sonucu kaostur. Küresel hegemonyanın istediği de bu kaosun ta kendisidir. Suriye ve Irak’ta yaşanan senaryonun bir benzeri, şimdi İran için kurgulanmaktadır.


Türkiye ve Körfez "Frene" Bastı

İşte tam bu noktada, Ankara-Riyad-Doha hattında yaşanan diplomatik trafik anlam kazanıyor. ABD Başkanı Trump, "Maksimum Baskı" ve "Vururuz" tehditlerini savururken; neden bir anda "İdamlar durdu, izliyoruz" noktasına çekildi?

Cevap, bölge ülkelerinin "mekik diplomasisinde" gizli. Türkiye ve Körfez ülkeleri, Beyaz Saray’a çok net bir mesaj verdi: "İran’ın çöküşü veya parçalanması, bölgeyi yönetilemez bir kaosa sürükler." Yine de Trump gibi bir lidere güvenilemeyeceğini artık biliyoruz. 


Bir düşünün; parçalanmış bir İran’da oluşacak otorite boşluğunu kim dolduracak? Milyonlarca yeni mülteci nereye yönelecek? Kuzeybatı İran’da oluşacak boşluğa, Kandil’deki terör baronları (PKK/PJAK) mı yerleşecek? Suudi Arabistan hava sahasını kapattı, Türkiye "Bölgesel istikrar kırmızı çizgimizdir" dedi. Devlet hafızası bilir ki; komşunun evi yanıyorsa, o yangın er ya da geç sizin çatınıza da sıçrar.


Duygusal Değil, Stratejik Bakış


Türkiye için İran; 400 yıldır sınırı değişmeyen kadim bir komşu. Mevcut rejimin mezhepçi politikalarının bölgeyi kaosa sürüklediğini gayet iyi biliriz. İran’ın eline, "Cihat ediyorum dediği Siyonist kanından çok Sünni Müslüman kanı bulaştığı" gerçeğini de not ederiz. Ancak her şeye rağmen, İran devletinin "toprak bütünlüğü" ve "siyasi birliği"ni Türkiye’nin ulusal güvenliğinin bir parçası olarak değerlendiriyoruz.


İran halkının haklı talepleri İran’ın iç meselesidir. Ancak dışarıdan dayatılan "harita mühendisliği" olayı Türkiye’nin ve bölgenin meselesi haline getirir. Ankara, süreci "Rejim ayakta kalsın mı, gitsin mi?" tartışmasından ziyade; "Sınırımızda yeni bir Irak/Suriye kaosu mu, yoksa muhatap alınabilir bir devlet mi?" ciddiyetiyle izlemektedir.

Emperyalizm girdiği yere demokrasi değil, cetvelle çizilmiş kanlı sınırlar getirir. Kontrollü istikrarsızlığı yönetenler ülkeyi sömürürken etnik ve mezhebi körlükle birbirini boğazlayanlar birer piyon olduklarını çok geç fark eder. Oyunun sonunda masadan kazançlı kalkanlar haritayı çizenlerdir. Hesabı ödemek ise, her zamanki gibi yine bu coğrafyanın masum çocuklarına düşer.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23