• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

İmamoğlu AK Parti’ye geçse…

10 Şubat 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

İmamoğlu AK Parti’ye geçse…

REFİK TUZCUOĞLU

Gelin, güne zihin açıcı bir fikir turuyla başlayalım.

Ekrem İmamoğlu, yarın sabah siyasi yolculuğuna AK Parti saflarında devam edeceğini açıklasa ne olurdu?

Ben söyleyeyim; onu "demokrasi kahramanı" ilan edenler tarafından saatler içinde "hain" ilan edilirdi. Düne kadar meydanlarda "Yargı katlediliyor, günahsız yere hapse atılıyor" diye canhıraş savunulan isim, saf değiştirdiği an; "Zaten dosyaları olan yolsuz biri" oluverirdi.

Bu senaryo abartılı mı? 


Peki o zaman Aydın’ın “Topuklu Efesi”nin CHP’den ayrıldıktan sonra maruz kaldığı suçlama ve hakaretleri nereye koyacaksınız? 


Ya şimdi; Ankara’nın kış günlerinde Keçiören’de yaşananlar…

Küfürler ve Üslup İflası

Siyaset, sadece ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğinizdir. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifası sonrası kamuoyuna yansıyan mesajlarda; Özgür Özel’in kaleminden döküldüğü iddia edilen 'hırsız', 'alçak', 'karaktersiz' gibi ithamlar ve 'S... git' gibi hicap duyulacak küfürler doğruysa, siyaset kurumunun itibarını zedeleyen büyük bir 'üslup iflası' ile karşı karşıyayız demektir.


Madem bu isim "hırsız" ve "karaktersiz" idi, o zaman "Ankara’nın kalesini” neden ona emanet ettiğiniz sorulmaz mı? Yoksa etik değerler, kişi partide kalınca "teferruat" mı oluyor? Bu öfke nöbeti, sadece gideni değil, kalanı da yaralar.


Mansur Yavaş Örneği

Mansur Yavaş ile CHP yönetimi arasında başından beri "duygusal bir bütünleşme" olmadı. İlişki, hep stratejik bir zorunluluk olarak hissettirildi. Nitekim Yavaş’ın yakın çevresine; "Tüm anket verilerine rağmen CHP beni Cumhurbaşkanlığına aday göstermez" dediği kulislere yansıdı. Ortada belirgin bir güvensizlik iklimi var.


Muhtemeldir ki Mesut Özarslan ve diğerleri de bu duygusal mesafeyi sürekli yaşadılar. Milliyetçi ya da muhafazakar köklerden gelenlerin "geçici misafir" gibi hissettirildiği yerde, yeni kopuşlar mukadderdir.

Bunu CHP kurmaylarının ciddiyetle değerlendirmesi gerekiyor. CHP, toplumsal bir mozaik oluşturamıyor; dar ve ideolojik sınırların dışına istese de çıkmayı başaramıyor. O sebeple farklı kültürel iklimlerde yetişen siyasilere aidiyet kapısını bir türlü aralayamıyor. Haliyle, ilk sarsıntıda terkedilecek bir yapı görüntüsü veriyor.


Samimiyet Sarkacı

Muhalefetin asıl meselesi "sürdürülebilir samimiyet".


Özgür Özel, kandil gecesi camiye gidip saf tutuyor; muhafazakar mahallede "acaba gerçek helalleşme şimdi mi başlıyor" dedirtiyor. Ama film hep aynı bitiyor. Parti içindeki ideolojik marjinallerin baskısıyla o kucaklayıcı iklim dağılıyor; yerine incitici dil geri geliyor. O sebeple muhafazakar hassasiyetlerle bir türlü kalıcı bağ geliştirilemiyor.

Sabah kucaklayan, akşam küfreden; bir gün "Türkiye İttifakı" deyip ertesi gün ideolojik duvarlar ören bu "gel-git" siyaseti güveni eritiyor. Kurumsal aidiyetin, ancak tutarlı bir zeminde yeşerdiğini görmüyor.


455 Bin Konut ve Algı Yönetimi

Siyasetin bir diğer sınavı, "yapılanı takdir edebilme" erdemidir.

Deprem bölgesinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve devletin diğer kurumları insanüstü bir gayret gösterdi. Geçtiğimiz günlerde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Bey tarafından 455 bin konutun teslimi gerçekleşti. Ayrıca deprem döneminde Kocaeli, Trabzon, Konya, Kayseri, Erzurum gibi belediyelerin bölgeyle dayanışması tarihe geçti. Belediyeler tarafından da olağanüstü yatırımlar yapıldı.


Muhalefet, bu devasa seferberliği görmezden gelip, üstüne en ağır eleştirilerde bulunmaktan çekinmedi. Ardından da CHP’li belediyelerin çöp konteynırı ve bazı araç ekipmanları üzerinden sembolik yardımlarıyla şova soyundu. 455 bin konutun teslim edildiği bir ortamda gülünç duruma düşülmemeliydi. Nitelikli danışman eksiği mi desem, stratejik körlük mü desem... 

Değerlere Yabancılaşma

Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’i tanırım. Bulunduğu yere geleneksel kıyafetleriyle renk katan ve bölgesinin oylarını alma başarısı gösteren bir hanımefendi. Yöresel kıyafeti nedeniyle yapılan o çirkin saldırıyı kabul etmek düşünülemez. Seçilmiş bir kadın başkana, geleneksel kıyafeti yüzünden 'ahır işlerini' layık gören köhne zihniyet!


Siz bu milletin değerlerinden, inancından ne ara bu kadar koptunuz? 

Son Söz

Aslolan erdemli, ilkeli,  milletin değerleriyle barışık istikrarlı bir siyaset inşa edebilmektir.

Vatandaş, "demokrasi" ve "adalet" kavramlarının sadece konjonktürel birer aparat olduğunu gördüğünde sisteme küsüyor.

Muhalefet istifaları "ihanet" diye küfürlerle yaftalamak yerine; "Neden güven veremiyoruz?" sorusuna odaklanmalı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23