• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

Afrika Boynuzu'nda jeopolitik irade

24 Şubat 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

Afrika Boynuzu'nda jeopolitik irade
REFİK TUZCUOĞLU

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee gibilerin Ortadoğu'yu "ilahi gerekçelerle Büyük İsrail'in hakkı" olarak gören küstah beyanatları küresel barışı tehdit eden tehlikeli bir sömürge aklının dışavurumudur. Uydurma teolojik vaatler üzerinden bölgesel bir imparatorluk kurma hezeyanı, İsrail'in küresel tecridini hızlandırmaktan ve Siyonist aklın ikiyüzlülüğünü ifşa etmekten başka bir işe yaramıyor. Nitekim İsrailli solcu yazar Gideon Levy’nin de bizzat kendi mahallesine yönelttiği eleştiride altını çizdiği üzere; “bu kibir, İsrail'i dünya vicdanında her geçen gün daha fazla yalnızlaştırmaktadır.”

Öyle ki, ABD'nin ana akım televizyonlarında ünlü komedyen Dave Smith'in bile İsrail ordusunu milyonların gözü önünde doğrudan "terör örgütü" olarak nitelendirme cesareti göstermesi, bu algı çöküşünün en somut ispatıdır.


Batı'nın ve İsrail'in, coğrafyaları kanla, işgalle dizayn etmeye çalıştığı bu meşruiyet krizinin tam ortasında; yepyeni ve kurucu bir jeopolitik irade Hint Okyanusu'na iniyor.

Tel Aviv'in Kuşatılma Sendromu  

Bugünlerde savaş gemilerimizin refakatinde, Afrika kıtasını boydan boya dolaşarak Somali açıklarına doğru yola çıkan ultra derin deniz sondaj gemimiz “Çağrı Bey”, yalnızca deniz tabanından hidrokarbon çıkarmak maksadıyla rota oluşturmuyor. Bu yolculuk, İsrail ve BAE merkezli bölgeyi dizayn etme stratejilerini bütünüyle boşa çıkaran, iki farklı küresel aklın Afrika kıtasındaki hesaplaşmasını yedi düvele ilan eden stratejik bir hamledir.


Bu süreç salt bir kalkınma planından ibaret değil. Aynı zamanda devasa bir küresel konumlanma meselesi. Çin'in Cibuti'deki denizaşırı askeri üssüyle, İtalya'nın ve ABD'nin bölgedeki varlığıyla amansız bir nüfuz mücadelesine tutuştuğu, dünya ticaret sirkülasyonunun yaklaşık yüzde 20'sinin aktığı Aden Körfezi'nde Türkiye; Yemen-Sudan-Somali ekseninde son derece stratejik bir hat inşa ediyor. "Libya’da ne işimiz var" diyenlerin kulakları çınlasın; şimdi mevzu Akdeniz’i de aşıp kıta ötesine ulaştı.


Savaş gemilerimizin okyanusa inmesi ve Aden Körfezi'nin kapılarına yerleşmesi kuşkusuz İsrail’i bir hayli tedirgin etmiş durumda. Gelişmeleri bir "kuşatma" olarak okuyan Tel Aviv’de derin bir panik havası hakim.


Sömürgecinin Arka Bahçe Paniği  

Fransızların Afrika'daki Türkiye algısını irdeleyen Batılı raporlar, sömürgeci aklın büyük bir itirafnamesi niteliğinde. Batı, kendi inşa ettiği vahşi kapitalist düzende Afrika kıtasına hiçbir zaman "insani bir nazarla” bakmadı. Gittikleri ülkelerde yüksek güvenlikli siteler kurup, yerel halkı açlığın ve iç savaşların sarmalına terk ettiler. Afrika'yı yüzyıllardır tükenmez bir hammadde kaynağı, yeraltı zenginlikleri yağmalanacak bir "arka bahçe" ve ucuz iş gücü deposu olarak gördüler; devlet kurumlarını güçlendirmek yerine, onları daima kendilerine bağımlı bir kukla olarak tutmayı tercih ettiler.


İşte tam bu kırılma noktasında, Türkiye’nin 2011 yılında Somali’ye uzattığı el, Batı'nın kıtadaki sahte medeniyet maskesini düşürdü. Türkiye'nin o coğrafyaya yaklaşımı, günübirlik bir yardım politikasından ibaret kalmadı; çökmüş bir devleti ve toplumu adeta küllerinden yeniden ayağa kaldırma iradesine dönüştü.


İnşa Eden Bir Vizyon  

Eğer niyetiniz Batı gibi sömürmek değil "ihya ve inşa etmek" ise; o ülkenin başkenti Mogadişu’daki limanı Doğu Afrika’nın en verimli ticaret merkezine dönüştürürsünüz. Çökmüş bir devletin kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak onurlu ordusunu (TÜRKSOM) sıfırdan inşa edersiniz. Şehrin atıklarından biyogazla elektrik üreten modern tesisler projelendirir, Türk Hava Yolları'nın kanatlarıyla izole edilmiş kıtayı küresel sisteme entegre edersiniz. Dahası, Afrika Boynuzu'nda sadece enerji aramakla kalmaz; kurulacak devasa "Uzay Limanı ve Test Atış Alanı" projesiyle geleceğin yüksek teknolojisini de o coğrafyaya taşırsınız.


Somalili Bir Yürekten Yükselen Ses 

Bugün içerideki bazı fırsatçı çevrelerin "Türkiye de mi emperyalist oluyor?" şeklindeki sığ ve temelsiz eleştirilerine verilebilecek en güzel cevap, o coğrafyanın asıl sahiplerinden biri olan İngiltere merkezli Somalili stratejist Hirad Abdullahi Ali Hirad'ın yüreğinden dökülen şu satırlardır:


"Kalplerimizin en derininden, sarsılmaz kardeşliği ve kararlı desteği için Türkiye'ye minnettarız. TÜRKSOM Kampı'nda kuvvetlerimizin eğitilmesi, sınırlarımızın güvenliği için F-16'ların konuşlandırılması, denizlerimize sağlanan donanma koruması ve şimdi de açık deniz enerji araştırmasına öncülük edilmesi; güvenlik, egemenlik ve refah yolculuğumuzda bizim için gerçek bir cankurtaran halatı oldu. Türkiye'nin Somali'nin toprak bütünlüğüne olan bağlılığı bizim için dünyalara bedel... Teşekkürler kardeşlerim!"


Bu samimi satırlar; sömürgeci bir efendiye itaat eden kölelerin değil, karşılıklı saygı ve güçlü bir dayanışmanın gür sesidir.


Bugün Hint Okyanusu'nda dalgalanan bayrağımız; sadece birlikte kazanma formülünün değil, Büyük İsrail hezeyanının ve sömürgeci aklın karşısına dikilen devasa bir jeopolitik iradenin müjdecisidir. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23