• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI

Meral Akşener “İYİ” sallıyor

01 Nisan 2018
A


Rasim Bolbol İletişim: [email protected]

Bir ara, Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları kurulduğu iddiasını ortaya atmıştı. “Milis gücü” olarak nitelendirdiği üniformalı bazı kişilerin uzun namlulu silahlarla ortalıkta dolaştığını, AK Parti’nin, seçimde istediği sonucu elde edememesi durumunda, bu “milis gücü”nü sahaya sürüp kaos çıkartacağını iddia etmişti.

Ne oldu sonunda?

Olayın peşine düşen savcılar, “Bunlar yenilir yutulur iddialar değil. Gelin, bildiklerinizi bize de anlatın. Şu işin aslı astarı neymiş, biz de öğrenelim” deyip ifadeye çağırınca, birden bire çark etti. “Tokat ve Konya illerinde nerede, kimler tarafından ve kimlere silahlı eğitim verildiği konusunda somut bilgiye sahip değilim. Ben duyumumu basınla paylaştım” diyerek, kıvrak bir bel hareketiyle olaydan sıyrılıverdi. 

Sonra?

Sonrası yine tornistan...

Afrin’e yönelik operasyonun gündemde olduğu bir dönemde, “Önce paralı askerlik yapanları cepheye sürün” şeklinde -haklı- bir tweet attı, bedelli askerlik bekleyen binlerce kişiden tepki gelince ise anında geri vitese taktı. 

Aslında bugünlerde de benzer bir tutum sergiliyor. Şimdi de bir dediği bir dediğini tutmuyor.

“Çarkçı Kemal” namıyla maruf Kemal Kılıçdaroğlu bile onun karşısında şapka çıkartıyor. Canlı yayında söylediği bir lafı 6 saniye sonra tekzip ederek “çark rekoru”nu elinde tutan CHP Genel Başkanı dahi, bu aralar eline su dökemiyor.

Kimden mi bahsediyoruz?

Tabii ki İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den.

Son çarkı, hakikaten Kılıçdaroğlu’na “rahmet okutacak” cinsten...

Baksanıza, önce “Tayyip Erdoğan Türkiye’yi öylesine yasakçı bir zihniyetle yönetiyor ki, millet İsmet İnönü’ye rahmet okuyacak hale geldi” diyor. CHP’liler, “Ne demek millet İsmet İnönü’ye rahmet okuyacak hale geldi? İnönü diktatör mü ki bunları söylüyorsun?” diye ayağa fırlayınca da hemen en şedit İsmet Paşacı kesiliveriyor.

DYP’den ANAP’a, ANAP’tan Demokrat Parti’ye, Demokrat Parti’den CHP’ye, en sonunda da CHP’den İYİ Parti’ye kapağı atan genel sekreteri ve sözcüsü Aytun Çıray’a apar topar talimat verip bir açıklama yayınlatıyor.

“İnönü’nün tek partili hayattan çok partili hayata geçme kararı alması”ndan... 

“Cumhurbaşkanı olduğunda Demokrat Parti’nin bir deklârasyonu ile CHP genel başkanlığından ayrılma faziletini göstermesi”nden falan dem vuruyor…

Neymiş, neymiş?

İnönü, Türkiye’yi tek partili hayattan çok partili hayata geçirmiş, ancak Erdoğan çok partili hayattan tek adam devletine geçme gayretindeymiş. “Bunlar milleti İsmet Paşa’ya Fatiha okutacak hale getirdiler” demeleri de işte bu yüzdenmiş.

Hoppalaaaa!

Şimdi bu mavraların neresini/hangisini düzeltelim?

Baksanıza, yalanın bini bir para.

Üfürüyorlar da üfürüyorlar.

¥

Öncelikle şunu belirtelim: İnönü, tek partili hayattan çok partili hayata kendi isteğiyle değil, şartların zorlamasıyla, daha açık bir ifadeyle, dış baskıyla geçmiştir. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’de faaliyette bulunabilmesi için 1946 yılında Demokrat Parti’nin kurulmasına izin vermek zorunda kalmıştır. (Zaten İnönü’nün çok partili rejime kerhen geçtiğinin en büyük kanıtı 21 Temmuz 1946’daki milletvekili genel seçimleridir. CHP’nin demokratik seçimlerle bir daha iktidara gelemeyeceğini anlayan İnönü, o seçimde, “açık oy gizli tasnif” garabetine imza atmıştır. Mezkur seçimde, tamamı CHP’li olan devlet görevlilerinden oluşan sandık kurulu önünde ve jandarma gözetiminde açık bir şekilde kullanılan oylar, kapalı kapılar ardında sayılmıştır. İsmet İnönü, işte bu alicengiz oyunuyla 4 yıl daha iktidarda kalabilmiş, ancak daha sonra hiç iktidar yüzü görememiştir.) 

Yani İnönü öyle iddia edildiği gibi demokrat falan değil, düpedüz bir diktatördür. Hem de su katılmamışından.

¥

Demokrasinin bânisi ve hâmisi olarak gösterilmeye çalışılan işbu İnönü, aslında demokrasinin ve çoğulculuğun içine tükürmüştür.

Atatürk’ün ölümünden sonra yapılan CHP Birinci Olağanüstü Kurultayı’nda kendisini “değişmez genel başkan” seçtirmiş ve “Milli Şef” unvanını almıştır.

Bu İnönü var ya bu İnönü;

Türkiye’yi yıllarca tek parti diktasıyla yönetmiş, Takrir-i Sükûn Kanunu ve Varlık Vergisi gibi zalimane uygulamaların altına imza atmıştır.

27 Mayıs 1960 Darbesi’ne ve 12 Mart 1971 Muhtırası’na çanak tutmuştur. 

Para ve pulların üzerindeki Atatürk resimlerini kaldırıp kendi resimlerini koydurtan da zat-ı âlileridir.

Ezcümle, İsmet Paşa, İYİ Partililerin lanse ettiği gibi, öyle “demokrasi havarisi” falan değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır.

¥

Gelelim, İnönü’nün CHP genel başkanlığından kendi isteği ile ayrıldığı iddiasına...

Bu da yalan! Hem de kuyruklu yalan!

“İsmet İnönü, Türkiye’yi tek partili hayattan çok partili hayata geçirmiş bir demokrattır” iddiası ne kadar yalansa, “İnönü, CHP genel başkanlığından kendi isteğiyle ayrıldı” iddiası da en az o kadar yalan.

Öyle ya; Bülent Ecevit, 1960’lı yılların sonuna doğru CHP içinde sivrilmeye başlayınca, İnönü hemen harekete geçmiş, Mayıs 1972’de toplanan olağanüstü kurultayda Parti Meclisi üyelerini ve delegeleri tehdit etmesine rağmen, Ecevit genel başkanlığa seçilince, aynı yıl hem CHP üyeliğinden, hem de milletvekilliğinden istifa etmek zorunda kalmıştır. Yani İnönü’nün CHP genel başkanlığını bırakması da tıpkı çok partili rejime geçmesi gibi kerhen olmuştur.

¥

Herhalde, İsmet İnönü’nün nasıl bir demokrat(!) olduğuyla ilgili bu kadar izahat yeter değil mi Meral abla?

Partinizin adı gibi “İYİ” sallıyorsunuz ama, bu kadarına da el insaf ya hu!

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23