Uyuşturucu ile mücadelede AMATEM’ler yeterli mi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “silahlı terör neyse, uyuşturucu terörü de odur” sözleriyle gündeme taşıdığı uyuşturucuyla mücadelede hükümetin atacağı adımlar netleşti.
Atık su analizinden, bağımlı çocukların rehabilitasyonuna, askerlerin eğitiminden, 81 ile yaygınlaştırılacak NARKOTİM’lere kadar pek çok alanda başlatılacak mücadele ile toplumda uyuşturucuya karşı farkındalık oluşturulacak.
Türkiye’yi hedef alan uyuşturucuların üretildiği ülkeler ile bu uyuşturucuların geçtiği 20 güzergâh ülkeye, “Uyuşturucu ile Mücadele Ataşesi” gönderilmesi planlanıyor.
Yapılan çalışma, Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’a sunulduktan sonra açıklanacak. Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu (BMYK) ve Bağımlılıkla Mücadele Kurulu (BMK) tarafından yapılacak çalışmalara yer verilen taslakta önemli kararlar var.
- Dört olan YEŞİLAY-YEDAM danışmanlık merkezi 81 ile yaygınlaştırılacak.
- Sağlık Bakanlığı’nca 51 ayaktan rehabilitasyon, 30 yataklı rehabilitasyon merkezi açılacak. Yeşilay 10 yataklı rehabilitasyon merkezi açacak.
- Halen 55 olan ayaktan tedavi merkezi 81 ile yaygınlaştırılacak. 200 bin nüfusa en az 1 adet ayaktan tedavi merkezi açılacak. Mevcut yataklı merkezlere ilave 14 AMATEM, 11 ÇEMATEM açılacak.
- Gümrük kapıları ile kolluk kuvvetleri, teknik ekipman, personel kapasitesi, araç ve gereç açısından güçlendirilecek. Kolluk kuvvetleri için NARKOTİK alanında çalışan araç sayısı yüzde 84, uzman personel sayısı yüzde 50 artırılacak.
- Organize suç örgütleri ve sokak satıcıları ile ilgili kolluk kuvvetlerinin yararlanacağı bilgi arşivi kurulacak.
- Sokak bazında mücadeleyi sağlayan NARKOTİM’ler 81 ile yaygınlaştırılacak.
Devlet problemin ne kadar ciddi boyutlara ulaştığının farkında ve peş peşe kararlar almış vaziyette.
Bu mücadelede iki sürecin önemi dikkat çekiyor, önleyici ve tedavi süreci.
Önleyici tedbirlerin yanında tedavi ve sonrasındaki rehabilitasyon sürecinde beklenilen başarıyı yakalayamadığımız çok dillendiriliyor.
“Mahallene ve okuluna sahip çık, uyuşturucuya hayır”
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak 35 şehirde başlattığımız “Mahallene ve okuluna sahip çık, uyuşturucuya hayır” konferanslarımızın 15’incisini tamamlarken, il sağlık, il milli eğitim, diyanet, muhtarlar, bağımlı aileleri ve STK’larımızla gerçekleştirdiğimiz istişareler sonucunda Anadolu’da madde bağımlılığının azımsanmayacak boyutlarda olduğuna üzülerek şahit olmaktayız.
400 bin nüfuslu bir ilimizde geçen yıl AMATEM açılmış, 6 bin insanımız madde bağımlılığından kurtulmak için başvurmuş.
Anadolu’da bir ilimizde geçen yıl 10 bin insanımız tedavi olmak için başvurmuş.
AMATEM olan illerimizde tedavi olmak için ikna olarak başvuran insan sayısı 6 ila 10 bin arasındadır, başvuramayan insan sayısı en az iki üç misli olduğu tahmin ediliyor.
Birçok ilimizde sürekli AMATEM’lerin açılıyor olması üzücü olduğu kadar aynı zamanda bir mecburiyet durumu.
Aileler, AMATEM’lerin güvenlikli olmayışından yakınıyorlar. Çocuklarının burada çok rahat uyuşturucu bulduklarını ve çok farklı uyuşturucu türleriyle tanıştıklarını üzülerek anlatıyorlar.
Sağlıkçıların hemen hemen çoğunun, AMATEM’lerin başarı oranlarının düşük olduğunu, bağımlı tedavisinin çok zor olduğunu itiraf etmeleri işimizin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Aileler, çocuklarını artık AMATEM yerine daha önce madde bağımlısı olan kişilerin açtığı ilaçsız özel tedavi kamplarına gönderiyor.
AMATEM’ler, detoks merkezi olarak görülüyor. 1-2 hafta içinde vücuttaki zehir dışarı atılıyor, sonrasında beyindeki zehir nasıl tedavi edilecek sorusuna cevap bulamıyorlar.
Doktorlarımızın çoğu AMATEM’de tedavi görenlerin yüzde 90’ının 1-2 yıl içinde tekrar maddeye geri dönüş yapabildiği konusunda hemfikirler.
AMATEM’lerin sayısını artırmanın yanında tedavi yöntemini ve içeriğini tartışmanın da zamanı gelmiş gibi görülüyor.
AMATEM’in kurucusu Psikiyatrist Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, geçtiğimiz temmuz ayında bir söyleşisinde, “Tedavi merkezleri çoğaltılmalı ama elimizdeki gibi tedavi merkezleri değil. Bizde rehabilitasyon klinikleri yok, AMATEM’ler bir detoks merkezi işlevi görüyor ama tedavi merkezi değil. Bağımlı kişinin kişilik yapısında değişiklikler olmuştur, sosyal ilişkilerinde değişiklikler yaşanmıştır, işini, ailesini kaybetmiştir, bunların detoks merkezlerinden sonra topluma kazandırılmaları için bir ara istasyon gerekli. Kendisi ile çatışmasının düzeltilmesi için uzun soluklu terapiler gerekir, 2 seneye kadar sürebilir, bunlar yok bizde. AMATEM’de iyileşir gibi oluyor, çıkıp geri başlıyor. Bir de AMATEM akıl hastanesine bağlı bir birim olmaktan çıkarılmadığı sürece, kendi işlevini yürütmesi çok zor görünüyor. Rehabilitasyon merkezlerinin önemini unutmayalım. İnsanlar uyuşturucunun etkisiyle aileden ve toplumdan kopuyor. 6 ay tatil köyünde kalır gibi sağlıkçıların eşliğinde rehabilitasyon süreci geçirmeleri gerekiyor. AMATEM›e 50 defa girip çıkan hasta biliyoruz. 185 bin denetimli serbestlikten yararlanan insan var. AMATEM›ler 185 bin kişiye nasıl yeter?” tespiti ise çok ilginç.
Antalya’da süresiz yaşam köyü AYBUDER, Isparta’da UYUMDER ilaçsız tedavide büyük başarılara imza atıyor. Aileler çok memnun. AMATEM’in ilaçlı tedavi yönteminden ise hastalar ve aileleri şikayetçi durumda.
5 sene eroin kullanmış gencimizin tespiti ilginç… AMATEM’de yatmasına karşın maddeyi bırakamamış. Maddeye tekrar başlama nedenini, tedavi yöntemindeki yanlışlığa ve arkadaş çevresinden kopamamaya bağlıyor.
AYBUDER Başkanı Yavuz Tufan Koçak, “Ben bir alkol/ madde bağımlısıydım. 12 yıldır çok şükür hiçbir şey içmiyor ve kullanmıyorum ama hâlâ bağımlıyım diyorum. Çünkü bu tıpkı şeker hastalığı gibi ömür boyu süren, geçmeyen, sadece durdurulabilen bir hastalık” olduğunu söylüyor.
Uyuşturucu bağımlısının tedavi olduktan sonra aynı mahalleye, aynı sosyal çevreye dönmesi büyük tehlike… Hiçbir meşguliyet ve işi olmaması çok büyük tehlike olarak görmedikçe AMATEM’lerdeki harcama, maddi, manevi çabalar boşa gitmiş oluyor.
AMATEM’lerin mevcut durumunu tartışmaya açıp ve sosyal birer yaşam köyüne dönüştürmedikçe tedavide başarı şansımız zor gibi görünüyor.


