--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’nin Rusya, İran’ın ABD ile ilişkisi

Osman Atalay
Osman Atalay

21. yüzyılın en büyük olaylarından biri olarak tarihe geçen Arap devrimlerinin yaşandığı coğrafyada, yıllardır alışıla gelmiş siyasi düzen derin sarsıntılara sahne oluyor..

Bu coğrafyanın sahip olduğu enerji kaynaklarına bağımlı olan emperyalist küresel aktörlerin, bölgedeki dost ve düşman tanımı üzerine yürüttükleri siyaset de yerle bir oluyor.

ABD’nin 70’li yıllardaki meşhur Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in; “Enerjiyi, kontrol eden bölgeyi , parayı kontrol eden, dünyayı kontrol eder” sözü bölgede yaşanan baş döndürücü gelişmeleri anlamamıza ışık tutmaktadır.

Dost ve düşman tanımının sabahtan akşama hızla değiştiği bir süreç yaşıyoruz.

İlkesel, ideolojik, tarihsel ve dini dostluklardan ziyade ulusal çıkarların ön planda olduğu gerçeğinin yaşandığı bir sürece bütün çıplaklığı ile şahit etmekteyiz.

Değerler ve çıkarlar üzerine yaşanan çatışmaların acımasızlığına tanık olan Ortadoğu coğrafyası bunun bedelini çok ağır ödemektedir.

Mısır, Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmelerin, Batı dünyası ve İsrail’in güvenliği ile enerji çıkarları açısından ne kadar önemli olduğunu yaşanan ittifaklardan dolayı çok iyi anlıyoruz.

ABD, İngiltere ve İran’ın, Irak politikalarının paralel bir çizgide Saddam Hüseyin’in yıkılışından bugüne kadar kurulan Irak hükümetlerinde “sessiz birliktelikler” sergilediği görülüyor. 

IŞİD ile yürütülen mücadelede İran’ın Irak hava sahasında, ABD’nin ise Suriye hava sahası içerisinde operasyon yapıyor olması da bunun bir göstergesidir.

Nükleer reaktörler konusundaki görüşmelerin süresinin ise 2015 Haziran ayına ertelenmesiyle Batı’nın İran ile ilişkilerinde çıkarlar üzerinden yürütülen elastiki bir diplomatik ortaklığa şahit oluyoruz.

İran’ın Ortadoğu’da en büyük rakibi olan Suud ile karşılıklı yürüttüğü mezhebi, siyasi nüfuz çatışması İran’ı Batı dünyası ile yakınlaşmaya itmektedir.

Suriye ve Irak’taki IŞİD mücadelesi, İran’ı Batı ile geçici bir ittifak görüntüsüne sokarken, Sünni Arap dünyasında ise yalnızlığa itmektedir.

Suriye’de 250 bin Müslümanın hayatını kaybetmesi İran için kolay izah edilemeyecek bir durumdur.

TÜRKİYE-RUSYA 

Arap devrimlerinin bölgede çıkarlarını altüst ettiği diğer ülke de kuşkusuz Rusya oldu.

Rusya’nın Libya’da diskalifiye edilmesi sonucunda, Akdeniz’deki son kalesi olarak Suriye’deki Beşşar rejimine sahip çıkması ve Ukrayna hamlesiyle ABD ile AB’nin ekonomik ambargosuyla karşılaştı.

Türkiye; Mısır, Irak ve Suriye’de izlediği politikaların bölge aktörleriyle uyuşmayan yönleri sonucunda bedeller ödemeyi göze almakta olduğunun bilincinden hareketle hem Batı hem de Doğu ile yeni arayışlar içersindedir.

Türkiye gerek AB süreci gerekse de Mısır ve Suriye’de Batı’nın ve Körfez ülkelerinin sergilemiş olduğu politikalar karşısında yalnızlaşma hissine kapıldı.

Türkiye-Rusya ilişkileri iki ülkenin Mısır ve Suriye konusunda farklı düşünmesine rağmen ulusal ve ekonomik  çıkarlara dayalı bir ilişki arayışıdır.

Rusya’nın Batı ve ABD tarafından ağır ekonomik ambargoyla kuşatılması Rusya ekonomisine büyük darbe vurmaktadır.

Rusya kendisine nefes alacak alanlar aramakta ve Türkiye ile ticari, uzay, nükleer enerji, turizm ve kültürel yatırımlar gibi her alanda ortaklık ilişkisine sıcak bakıyor.

Türkiye petrol ve doğalgaz enerjisine sahip olmamasına karşın coğrafi konumu itibariyle enerji köprüsü pozisyonunu siyasi, ekonomik kazanca dönüştürmek zorundadır.

İran’ın ABD ve İngiltere ile Türkiye’nin NATO üyesi bir ülke olarak Rusya ile Batı’nın ambargosuna maruz kaldığı bir süreçte ilişki içinde olması, ebedi dostluk ve ebedi düşmanlıkların ulusal çıkar ilişkilerinde ayrı bir yeri ve önemi olduğunun altını çizmiş oluyor.

Dünyanın hâlâ büyük ölçüde enerji ihtiyacını karşıladığı Ortadoğu coğrafyasında dostluk ve düşmanlıklar göreceli yürüyor.

Petrolün silah olarak kullanıldığı süreçte varil fiyatının 71 dolara düşürülmesi, ekonomilerinin büyük bölümü petrole bağlı olan Rusya ve İran’ı vurmaya devam edecektir.

Bu savaşta Rusya ve İran’a karşı ABD ve Suudi Arabistan cephesinin koalisyonu var iken, Suriye ve Irak’ta ise ABD, İngiltere ve İran cephesinin koalisyonu var.

Yeni dünya düzeninde ulusal çıkarlar ve reel politik ilişkilere dayalı dostluklar ve düşmanlıklar sürecinin aynı şekilde iyi ve kötü bedelleri olacaktır.

Bu süreç İslam coğrafyasındaki bölünmeleri, yeni ayrışımlar ve yeni birliktelikleri beraberinde getirecektir. 

Osman Atalay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle