--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tunus’ta Gannuşi neden kazanamadı?

Osman Atalay
Osman Atalay

Arap Baharı’nı başlatan 2011 yılındaki Tunus devrimi sonrasında iktidara gelen Raşid el Gannuşi’nin Nahda Partisi, 26 Ekim Pazar günü yapılan ilk olağanüstü parlamento seçimlerinde Laik olan Nida Tunus Partisi karşısında bu kez beklediği başarıyı alamadı.

Nahda, Tunus’u iki laik parti koalisyonu ile yönetiyor olmasına rağmen ülkede kötüye giden ekonomi ve yer yer meydana gelen şiddet olayları ile küçük çaplı ayaklanmalar nedeniyle seçimlerde oy kaybına uğradı.

Türkiye medyası da seçim sonuçlarını Batı basınından, “Tunus, Laiklere verdi”, “İslâmcı AK Parti’yi model alan Gannuşi kaybetti” şeklinde aynen kopyalarak verdi.

Muhafazakâr bazı gazeteciler ise Tunus seçimlerini ve Gannuşi’yi değerlendirirken, fazla duygusal ve Arap İslam dünyasının yeni kurtarıcı doktoriner lideri olarak sunmaya çalıştı.

NAHDA, ÜÇ JENERASYONU TEMSİL EDİYOR

Gannuşi’nin demokrasiyi Tunus toplumu için İslam ile kaynaştırıcı ve içselleştirici arayış tezlerini dillendirmesi, Anayasa yapım sürecinde Nahda’nın Anayasanın kaynakları arasında Kur’ân ve Sünnet’in yer alması tekliflerini ve İsrail ile ilişkileri suç sayan kanun maddesi teklifine parlamentoda “Hayır” oyu kullanması partinin tabanı içindeki Selefi, Maliki ve Liberal seslerin kırgınlığına sebep oldu.

Tunus Nahda Hareketi, üç jenerasyonu temsil eden bir yapıya bürünmüş görülüyor. Birincisi; Diaspora Nahdası... Uzun yıllar yurt dışında yaşamak zorunda kaldılar. İkincisi; Cezaevi mağdurları... Zeynel Abidin Bin Ali döneminde Tunus’ta zindanlarda yaşlanan kesim. Üçüncüsü; Genç kırsal kuşak... Devrim sürecine katılan ve diasporanın genç jenerasyonu.

UZLAŞI VE TOLERANS SİYASETİ

Gannuşi iktidara geldiği andan itibaren sürekli uzlaşı ve tolerans siyasetini gütmesine rağmen maalesef şehirli muhalefet laik sendikaların, Bin Ali rejiminin bürokratlarının ve memurlarının Mısır örneğindeki benzeri strateji ile düzenledikleri gösteriler, grevler ve siyasi cinayetlerle Nahda’yı sürekli tehdit ederek yordular.

Tunus Devrimi Arap isyanlarına ilham kaynağı olurken Batı açısından en ürkütücü yanı ise Müslüman Kardeşler misyonuna sahip olması idi. 

Suudi Arabistan, Körfez krallıkları, Fransa ve ABD özellikle Tunus’ta İslamcıların iktidar sürecini elinden geldiğince kısaltmayı düşündüler.

SAVUNMA STRATEJİSİ UYGULADI

Gannuşi; Mısır, Libya, Yemen ve Suriye direnişlerinin başına gelenleri görünce Tunus Nahda Hareketi ve devrimini muhafaza etmeye yönelik savunma stratejisine başvurdu.

Muhalefetle sürekli uzlaşı ve koalisyon stratejisini uygulamaya koyarken, Batı dünyasına da “demokrasinin uygun bir seçenek ve fayda sağlayacağı” tezini samimi olarak dillendirdi. 

Bütün bunlara rağmen Batı dünyası ve Körfez siyasi erkleri Gannuşi Nahdasına asla şans vermediler. 

BİR DEVLET TECRÜBESİNDEN YOKSUNLAR

Gannuşi ve Nahda Hareketi’nin; siyasi, sosyal, kültürel örgütlenme ve küresel muhalif operasyonlara karşı çok eğitimsiz ve tecrübesiz olması en büyük dezavantajıdır.

Gannuşi Nahdası tamamen siyasi liderinin uzlaşı demokrasi teorisini en büyük avantaj olarak kullanmaya çalışmaktadır.

Nahda Hareketi’nin en temel eksikliği hükümet yönetme birikimi, araç ve gereçlerine sahip bir devlet tecrübesi yardımından yoksun olmasıdır.

Tunus’ta Gannuşi; Körfez ve Batı’ya karşı direnirken, İslam dünyası için “demokrasiden faydalanma” fikrini ısrarla dillendirmesi yeni bir tartışma konusudur. 

Bunun en önemli laboratuarı ise Mısır ve İhvan idi.

Osman Atalay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle