Beşşar’ı Karzaileştirmek
Suriye’de savaşın seyri bir yıl önce ABD Başkanı Barack Obama ve Dışişleri Bakanı John Kerry’nin, “Suriye’de Beşşar Esed sonrasında İslamcıların iktidara gelmesi bizi endişelendiriyor” açıklamalarının ardından tamamen değişti.
Öncelikle Suriye Ulusal Konseyi (SUK); ABD ve Batı’nın baskılarıyla, İslamcıların kontrolünde olduğu gerekçesiyle dağıtıldı ve ardından Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) kuruldu.
Yeni kurulan koalisyonunun başkan ve yönetimine; Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve Batılı ülkelerin liberal, ulusalcı isimleri dayatılarak, muhalefet üzerinde baskı ve yönlendirici tutum uygulandı.
Bu durum, Suriye muhalefetinin karakterini, özgün kimliğini ve siyaset üretme potansiyelini olumsuz etkiledi. Suriye direnişi ile halkı arasındaki bütün güven köprüleri sarsıldı.
Suriye direnişinin 15 ay evvel Şam kapılarına dayanması da öncelikli olarak İsrail, Rusya, İran, Suudi Arabistan ve Ürdün’ü tedirgin etmişti.
Rusya ve İran’ın, Baas rejimine siyasi ve askeri anlamda jeopolitik çıkarlar çerçevesinden sahip çıkması direnişin başarısına büyük bir darbe vurdu.
İsrail’in tek derdi Suriye rejiminin elinde bulunan kimyasal silahların, Lübnan Hizbullah’ının eline geçmemesiydi.
İsrail’in varlığını tehdit edecek olan bu kimyasalların kontrol altına alınması İsrail’in en önemli güvenlik sorunuydu.
Direnişin geldiği nokta aslında hem Baas rejimini hem Rusya hem de İran’ı şaşırtmıştı.
Direnişin Suriye topraklarında örgütlenmesi ve hakim olduğu bölgelerde kurumsallaşmaya doğru gitmesiyle birlikte siyasi muhalefetle de ortak bir söylemde buluşması Batı dünyasında da tedirginlik oluşturdu.
Batı ve Beşşar müttefikleri ülkeler, Beşşar giderse Suriye’de İslamcı, Selefi ve el-Kaide benzeri yapıların devlet kurmasıyla beraber bölgeyi İsrail açısından güvensiz bir atmosfere sokacağı tezine sarıldı.
O halde tek çözümü Beşşar’ın elindeki kimyasalları teslim etmeye zorlamakta buldular.
ABD, İsrail’in baskısı ve Rusya’nın arabuluculuğu sayesinde Beşşar’ın iktidarda kalması koşulunda anlaşarak, kimyasal silahların teslimi üzerinden yeni bir Suriye planında anlaştı.
Şu anda 3 yıldır Suriye direnişini alt edemeyen Baas, Rusya ve İran, yeni bir Suriye modeli planını Batı dünyasına dayatmaya çalışmaktadır.
Suriye muhalefetine yapılan 2. Cenevre baskısı ne direniş ne de siyasi kanat tarafından kabul görmemektedir.
ABD ve Rusya, Suriye’de Beşşarlı çözümü dayatırken, direniş cephesi ise Beşşarlı çözümde masaya asla oturmamakta kararlıdır.
Suriye’de geldiğimiz nokta ABD, Rusya, İran, NATO ve AB’nin; Afganistan’da Hamid Karzai’ye verdikleri desteğe benzer umutsuz ve sonuçsuz karanlık bir modeli Suriye’de hayata geçirmeye çalışmaktır.
Beşşar’dan bir Karzai oluşturma çabalarında rol alan ülkelerin, Afganistan’ı 10 yıldır kan ve barut fıçısına çevirdiklerini unutmamalıyız.
Üzücü olan ise Afganistan’da NATO ile ortak Karzai’ye destek veren birçok İslam ülkesi, bugün Suriye’de çok derin, kirli jeopolitik ve trajik bir ilişki içerisindedir.
Suriye’de 110 bin Müslümanı katleden Beşşar’dan bir Karzai modeli oluşturarak, ülkedeki ulusal jeopolitik çıkarlarının devamı peşinde olan ülkeler, Afganistan’ın bugünkü durumunu neden hesaba katmıyor.
25 milyonluk Suriye nüfusu içerisinde direnişi kirletme ve manipüle etme peşinde olan istihbarat örgütlerinin el-Kaide üzerinden Suriye direnişini yıpratmaları, bölgeyi Afganistanlaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Öncelikle Suriye Ulusal Konseyi (SUK); ABD ve Batı’nın baskılarıyla, İslamcıların kontrolünde olduğu gerekçesiyle dağıtıldı ve ardından Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) kuruldu.
Yeni kurulan koalisyonunun başkan ve yönetimine; Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve Batılı ülkelerin liberal, ulusalcı isimleri dayatılarak, muhalefet üzerinde baskı ve yönlendirici tutum uygulandı.
Bu durum, Suriye muhalefetinin karakterini, özgün kimliğini ve siyaset üretme potansiyelini olumsuz etkiledi. Suriye direnişi ile halkı arasındaki bütün güven köprüleri sarsıldı.
Suriye direnişinin 15 ay evvel Şam kapılarına dayanması da öncelikli olarak İsrail, Rusya, İran, Suudi Arabistan ve Ürdün’ü tedirgin etmişti.
Rusya ve İran’ın, Baas rejimine siyasi ve askeri anlamda jeopolitik çıkarlar çerçevesinden sahip çıkması direnişin başarısına büyük bir darbe vurdu.
İsrail’in tek derdi Suriye rejiminin elinde bulunan kimyasal silahların, Lübnan Hizbullah’ının eline geçmemesiydi.
İsrail’in varlığını tehdit edecek olan bu kimyasalların kontrol altına alınması İsrail’in en önemli güvenlik sorunuydu.
Direnişin geldiği nokta aslında hem Baas rejimini hem Rusya hem de İran’ı şaşırtmıştı.
Direnişin Suriye topraklarında örgütlenmesi ve hakim olduğu bölgelerde kurumsallaşmaya doğru gitmesiyle birlikte siyasi muhalefetle de ortak bir söylemde buluşması Batı dünyasında da tedirginlik oluşturdu.
Batı ve Beşşar müttefikleri ülkeler, Beşşar giderse Suriye’de İslamcı, Selefi ve el-Kaide benzeri yapıların devlet kurmasıyla beraber bölgeyi İsrail açısından güvensiz bir atmosfere sokacağı tezine sarıldı.
O halde tek çözümü Beşşar’ın elindeki kimyasalları teslim etmeye zorlamakta buldular.
ABD, İsrail’in baskısı ve Rusya’nın arabuluculuğu sayesinde Beşşar’ın iktidarda kalması koşulunda anlaşarak, kimyasal silahların teslimi üzerinden yeni bir Suriye planında anlaştı.
Şu anda 3 yıldır Suriye direnişini alt edemeyen Baas, Rusya ve İran, yeni bir Suriye modeli planını Batı dünyasına dayatmaya çalışmaktadır.
Suriye muhalefetine yapılan 2. Cenevre baskısı ne direniş ne de siyasi kanat tarafından kabul görmemektedir.
ABD ve Rusya, Suriye’de Beşşarlı çözümü dayatırken, direniş cephesi ise Beşşarlı çözümde masaya asla oturmamakta kararlıdır.
Suriye’de geldiğimiz nokta ABD, Rusya, İran, NATO ve AB’nin; Afganistan’da Hamid Karzai’ye verdikleri desteğe benzer umutsuz ve sonuçsuz karanlık bir modeli Suriye’de hayata geçirmeye çalışmaktır.
Beşşar’dan bir Karzai oluşturma çabalarında rol alan ülkelerin, Afganistan’ı 10 yıldır kan ve barut fıçısına çevirdiklerini unutmamalıyız.
Üzücü olan ise Afganistan’da NATO ile ortak Karzai’ye destek veren birçok İslam ülkesi, bugün Suriye’de çok derin, kirli jeopolitik ve trajik bir ilişki içerisindedir.
Suriye’de 110 bin Müslümanı katleden Beşşar’dan bir Karzai modeli oluşturarak, ülkedeki ulusal jeopolitik çıkarlarının devamı peşinde olan ülkeler, Afganistan’ın bugünkü durumunu neden hesaba katmıyor.
25 milyonluk Suriye nüfusu içerisinde direnişi kirletme ve manipüle etme peşinde olan istihbarat örgütlerinin el-Kaide üzerinden Suriye direnişini yıpratmaları, bölgeyi Afganistanlaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.


