--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Anadolu dün de Boşnakların tek umuduydu

Osman Atalay
Osman Atalay

Balkan toplumlarının yüzyıllardır durulmayan siyasi, etnik, milliyetçi ve dini çatışmaları sanki bu bölgenin kaderi?

Bölge halkları, bugün adeta topyekûn AB süreci ile yeniden şekillenmeye çalışılıyor.

Tam üyelik, müzakereler ve serbest dolaşım programları çerçevesinde ülkelerin siyasi, kültürel, ekonomik ve sosyal yapısı üzerinde yürütülen mühendislik çalışmaları, dindaş ve soydaş toplulukların tarihsel değerleri ve formlarında ciddi kırılmalara sebep oluyor.

Bu toplumların manevi ve fiziki değerleri ciddi bir erozyon geçiriyor.

Bosna Savaşı’ndan (1992) sonra yapılan Dayton barış süreci maalesef Müslüman Boşnak halkların beklentilerine asla karşılık veremedi.

Bugün Boşnak halklarının 1992-95 sürecinden daha çok siyasi, ekonomik, sosyoloji, kültürel yardıma ve kalkınmaya ihtiyacı var.

Boşnakların yeni bir ideolojik siyasi kültürel bir heyecana, atılıma, desteğe olan ihtiyaç bir an önce karşılanmalıdır. Bunun için de Boşnakların umudu dün olduğu gibi bugün de Türkiye’dir.

HACET KATLİAMI

Günümüzde yarısı Sırbistan yarısı da Karadağ’da bulunan Sancak Bölgesi’nin merkezi Yenipazar’ın Hacet semtinde, İkinci Dünya Savaşı sırasında, dönemin komünist yönetimince 2 binin üzerinde Boşnak kurşuna dizilerek öldürülmüştü.

Bu cinayet kaynaklarda “Hacet Katliamı” olarak geçmektedir. 

Hacet Katliamında kurşuna dizilen Boşnaklardan birkaçının kurşuna dizilmeden önce arkalarında bıraktıkları mektuplardan, Türkiye’nin o zamanlar da Boşnakların tek umudu olduğunu görüyoruz.

İşte o mektuplardan birkaç tanesi:

 1’inci mektup:

CANIM OĞLUM NANE...

Takdiri ilahînin tecelli edeceği şu anda sana bir vasiyetim var... Arkamda kalan bütün malımı, mülkümü sat ve şanlı vatanımız Anadolu’ya git...

Hakkını helal et, affet beni oğlum... Evdekileri de ne olur son bir kere öp ve sarıl benim için...

19 Ocak 1945 

Senin bahtsız baban Huso

2’nci mektup:

CANIM FATIMAM...

Çok güzel bir hayatımız vardı... Mezara kadar beraber olacağımızı hayal ediyorduk... Ama gördüğün gibi takdiri ilahî tecelli etti, ecelim yaklaştı... Beni kurşuna dizeceklerini biliyorum... Bu düşmanlar hapisteki zavallı insanlarımızın yarısını kuşuna dizdiler. Her gece de buraya insanlarımızı getirip kurşuna diziyorlar...

Erik ağacımızın altında gömdüğüm birtakım şeyler var, haberin olsun çünkü beni de yakında kurşuna dizebilirler... Her ihtimale karşı söyleyeyim dedim, bu sır bende gizli kalmasın...

Çocuklarımı benim için öp ve onlara büyüyene kadar bundan bir şey anlatma... Canım Fatımam ne olur hakkını helal et, affet beni ne olur... Sana büyük bir vasiyetim var... Bir an önce Türkiye’ye gidin...

19 Ocak 1945

Allahu Ekber! Senin kocan Musa...

3’üncü mektup:

SEVGİLİ REMZİYEM....

Benim yeni açmış güzel çiçeğim... Dün gece seni son defa rüyamda gördüm... Son defa diyorum çünkü bu kâfirler beni de öldürecekler... Seninle geçirdiğim hayat bir Cennet idi, birbirimizi çok seviyorduk...

Ben gidiyorum, ne olur çocuklarımıza iyi bak, büyüyünce de onlara hiç yalan söyleme, başıma gelenleri tek tek anlat ne olur... Onlara bu düşmanların beni sırf Müslüman olduğum için haksız yere kurşuna dizdiklerini anlat Remziyem, ne olur anlat...

Ecel beni bekliyor biliyorum ve ben ecelden hiç korkmam... Bunu unutma ne olur... Size son bir vasiyetim var... Bağ bahçeniz ne varsa satın ve Türkiye’ye gidin...

22 Ocak 1945

Senin bahtsız kocan...

4’üncü mektup:

CANIM OĞLUM MAHİT...

Bu size ilk ve son mektubum ki bu mektup senin annen benim de sevgili eşim Nevzeta’ya son bir vasiyetimdir... Annen okuma yazma bilmez... Sen büyüyünce bu mektubu annene oku ne olur...

Oğlum şunu da bilmeni isterim. Bizim sülalemiz Pamukkale civarına dayanmaktadır... Büyük deden Ferhatoviç sülalesindendir ki bu sülale yetmiş sene boyunca Yenipazar’ın başındaydı... Deden müftüydü, ismi de Ragıp Efendi...

Oğlum bizim Türkiye’deki akrabalarımızı bulmasan da büyüyünce ecdadımızın memleketi Türkiye’ye git... Bu sana son vasiyetimdir, bu vasiyetimi ne olur yerine getir... 

Affet beni oğlum, sana son bir kez sarılamadım... Takdiri ilahî böyle, elimde değil oğlum...

07 Mart 1945

Senin baban Abdüsselâm

5’inci mektup:

CANIM OĞLUM KAHRİMAN...

Canım oğlum, olanlar oldu, telafisi imkânsız... Oğlum sana bir vasiyetim var. Sakın ha intikam almayı düşünme, intikam bizim âdetimizden değildir...

Affet bunları... Nefret etme, kalbini nefretten arındır, böyle yaparsan kalbin ancak o zaman huzur bulur... Sen evin en büyüğüsün, bu yüzden bu vasiyetimi unutma...

İnsanlarımız Türkiye’ye giderse siz de gidin, burada kalırlarsa siz de kalın... Ne olur dininizi unutmayın... 

Hakkınızı helal edin, affedin beni, ruhuma da ara sıra bir Fatiha okuyun...

12 Nisan 1945

(Mektuplar Yenipazar Şehitleri anlamına gelen ve Ömer Türkoviç isimli yazar tarafından yazılan “Pazarski Şehidi” kitabından alınmıştır.)

Mektupları Türkçeye çeviren Nesip Pepiç’e sonsuz teşekkürler.

 

Osman Atalay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle