--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni yıla “bismillah” diyerek girelim! 

Nusret Reşber
Nusret Reşber
2

Mahlukat içinde eşsiz vasıflarla donatılıp yeryüzünün imarının tek sorumlusu olarak hayata atılan insan için ne hikmetse Allah Teala, “zalûmen cehûlâ” tabirini kullanmış… 

“Zamana andolsun ki insan hüsrandadır…” (Asr 1-2) derken de yüce Allah, acaba insanın, zaman ve kendi mahdumu olan diğer varlıkların tümünden bihaber olduğuna mı dikkat çekiyor? 

Öyle ya! 

“Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. Ve bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.” (59- Haşr 21) 

Akıl, irade sahibi kılınan insan, Allah’ın verdiği bunca nimet, ikram ve öneme rağmen elindekileri çarçur ederek herkesten önce kendisi öz nefsine haksızlık yaparsa... 

Gönderilen tüm ilahi uyarıları görmezden gelip yeme-içme ve eğlenmeden başka bir şey bilmeyen hayvanlar seviyesine inmek kadar bir ahmaklık içine düştüğünün farkına varmazsa, zalimlik ve cahilliğin alasını sergilemiş sayılmaz mı? 

Zira talip olduğu görevi yapamayacağı halde onu üstlenmesi ve akabinde sonucundan çekinmeden ihanet etmesi, zalim olma ve cahillik sergilemesine sebep gösteriliyor. 

“Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (Çünkü, kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)” (33-Ahzâb 72) 

Ayetten de anlaşılacağı üzere insan, kendi dışındaki yaratılmışlardan farklı bir sorumluluğa sahiptir. Bu sorumluluğunu, verdiği ahide sadık kalarak yerine getirmesi doğru olanıdır. 

Bu sebeple insan, tek gayesinin Rabbine kulluk olduğunu hiçbir surette unutmamalı! 

Kulluk bilincini hiçbir zaman diliminde sekteye uğratmaması, bozmaması, sona erdirmemesi insanın en asli görevi olduğundan, yükümlülük yaşı olan ergenlikten ömrünün son demine; fakirlikten zenginliğine kadar, sevinçli-hüzünlü hayatının her devresinde ve kadın-erkek fark etmeksizin gücü nispetinde meşru bir yaşam sergilemesi kendisinden beklenir. 

Yaşı, varlık durumu, işi, konumu, içinde yaşadığı zaman dilimi görevini zayi etmesine mahal vermemeli! 

•

Hayatımızın en zinde en güçlü döneminde. 

Çeşitli nimetlerle hayatımız renklendiğinde. 

Hayatta arzuladığımız birçok imkanlara ulaştığımızda. 

Variyetimizin zirvede olduğu dönemlerde isyan, nankörlük, şımarıklık ve önemlisi, geldiğimiz yeri unutmamız bize yakışmayacağı gibi... 

Gücümüzü, servetimizi kaybettiğimizde. 

Çoluk-çocuk etrafımızdan ayrılıp yalnız kaldığımızda ve artık gel diye toprak bizi çağırdığında, ecelimizin yaklaştığı alametler belirdiğinde de gideceğimiz yeri unutmamalıyız! 

Hasılı ömrümüzün her deminde; bahar, kış, yaz varlık sebebimiz olan hâlikımız Rabbimize kulluğumuzu düşünmeli ve O’nun rızasından uzaklaşmamayı ana hedef edinmeliyiz. 

Tükettiğimiz her nimetten, geride bıraktığımız her anımızdan/günümüzden/yılımızdan bir gün mutlaka hesaba çekileceğimizi aklımızdan asla çıkarmayalım. 

Düşünün bundan yıllar önce teknoloji, hızlı ulaşım vs. nedir bilmezken, zaman içinde ulaşımın da teknolojinin de an itibariyle zirve yaptığı bugünleri göreceğimizi nerden bilebilirdik.  

Tüm bunlara ulaşmak, zirveyi yakalamak ebetteki tek başına insanın çalışması olmasa gerek. Her şeyi yoktan var eden, insana her bilgi ve tecrübeyi öğreten Rabbimizin lütfu olmasa bir adım kadar mesafe kat etmemiz mümkün olmazdı. 

Dolayısı ile bize verilen her nimet, her yenilik, her yeni bir gün Allah’a yaklaşmamıza vesile olmalı. 

Her yenilik, ölümün bizi bu sefer de es geçtiği her bir nefes alma anı, Rabbimize şükrümüzü artırmalı. 

Yeni yaşamlara, yeni yıllara adım atma hazırlıklarının yapıldığı bugünlerimiz, birbirimizi ezmeye, haksızlık yapmaya itmemeli. 

İleriye doğru adım atma hazırlıklarımız, niyet ve temennilerimiz “...insanoğlu gelecekte de günah işlemek ister de “Kıyamet günü ne zamanmış! “ der.” (75-Kıyâme 5) ayetinde olduğu gibi bizi günahın türlüsüne bulaştırmamalı. 

Dahası yeni yıllara adım atarken tertemiz olması umulan günlerimizi, yeni bir yaşam fırsatı bilip günahla lekelenmiş çürük bir yapı üzerine inşa etmemek için niyetlerimizi de eylemlerimizi de arı duru hale getirelim. 

Türlü kusurlarla geçmiş günahlarımıza tevbe etmek için bir yeni yıla daha eriştiğimiz bugünler için gelin Rabbimize hamdedelim, şükredelim. Zira bu yeni yıla erişemeyen yakınlarımızdan olsun olmasın çevremizden birçok insanı kaybettik; onların yerinde bizler de olabilirdik.  

2022 yılına güzel umutlarla, temiz ve günahla/isyanla kirlenmemiş düşüncelerle girelim. Tüm geride kalan “yanlış geçen hayatımıza” geri dönmemek üzere kalın bir çizgi çekerek, Allah’a kulluğunun şuurunda olacak şekilde hayata “bismillah” diyerek girelim. 

“Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır” (39-Zümer 42) 

 

Nusret Reşber Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle