Yeni eğitim öğretim yılı hayırlı olsun!
Pazartesi 19 milyon öğrenci için ders zili çaldı. Okulların ders başı yapmasıyla tüm ülke de hareketli bir döneme girildi. Düşünün, her evde en az bir iki öğrenci vardır.
Bu da eğitimin, hayatımızda en belirleyici ve önemli unsur olduğunu göstermektedir. Yaşantımızın neredeyse bir yıllık programını eğitime göre ayarlıyoruz.
1.2 milyon öğretmen bizzat olmak kaydıyla toplumun tüm katmanları okul programıyla ilişkili.
Keza ekonomide, turizmde sezonlar eğitime uyarlanmakta.
Bu sebeple eğitim öğretim için ne kadar çok emek ve hizmet sunulursa yeridir.
Ve ne kadar kaliteli, hayata endeksli bir eğitim ortaya konulursa da ülke ve toplum geleceği için o derece parlak ve umut vaad edecektir.
Düşünün, dört beş yaşına kadar ilk eğitim, ahlak ve terbiyesini velisinden alan bir çocuğun, ondan sonraki –evlenip yeni yuva kuruncaya kadar- hayat tarzının, örnekliğinin neredeyse tümünü okuldaki öğretmen ve arkadaş çevresi belirliyor.
Toplumsal hayatta olduğu gibi eğitim hayatında da her türlü inanca/düşünceye sahip öğrenci, öğretmen ve veli bulunsa da ülke nüfusumuzun yüzde 90’dan fazlası hâlen Müslüman olduğunu kabul ettiğini göz önünde bulundurursak verilecek eğitim öğretimin de İslami hassasiyet çerçevesinde olması gerekir.
Öğretileri ve ahlakı örnek alınacak ilk ve değişmez tek öğretmen de, eğitim ve terbiyesini direkt Allah’u Teâlâ’dan alan Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir.
“Eğitim öğretimi nereye bağladın sen de Hacı?” diyen hemen çıkacak biliyorum ama hakikat, (kabul etmeyenler çıksa da) tam anlamıyla anlatmak istediğim yönde!..
Zira hayatın her safhasını bire bir yaşatarak, uygulatarak insanlığa örnek olsun diye öğreten yüce
Rabbimizin tek isteği, kendisine kulluktur.
Bunu da Rabbimiz, Hz. Peygamberin örnek hayatıyla ortaya koymuştur.
Dolayısıyla -bir ömür boyu hayatı biçimlendirecek, ona yön verecek olan bir- eğitimin, insanı başıboşluktan, oyun eğlenceden kurtarıp biricik Rabbine yöneltmesi gerekir. O eğitim modelinin esaslarını da ancak nebevi eğitim modeli oluşturabilir.
İslam’ın ilk emrinin “seni yaratan Rabbinin adıyla oku!” olduğunu unutmamak gerekir.
İlim ve bilgi sahibini “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” taltifiyle Allah’a en yakın gösteren, değerli kılan da (kıymetini pek az bildiğimiz) İslam dinidir.
Alak suresinde geçtiği üzere ilim/bilgi, insana nereden geldiğini, nereye gitmesi gerektiğini öğreten olmalıdır.
İnsana bilmediklerini öğretenin, onu yaratan Rabbi olduğunu öğretmeli.
Ve öğrenmeye “yaratan Rabbinin adıyla” başlamalı!
Tüm bunları sağlayacak, çocuklara yön verecek olan da çocuklarımızı teslim ettiğimiz öğretmenleridir elbet.
Ancak bilinçli ve duyarlı öğretmenlerimiz sayesinde geleceğimizi teminat altına alabiliriz.
Yarını inşa edecek nesillerimizin kaynağı öğretmenleridir!
Öğretmen, istediğinde geleceği mamur da kılabilir mahmur da!
Öğretmenler günü geldiğinde anılan, hatırlanan öğretmenlerin hayatımıza ne kadar anlam kattığını ancak o gün fark edebiliyoruz.
Oysa ülkeyi baştan sona idare edenlerin, evirip çevirenlerin hemen hepsinin hayatına iyi ya da kötü mutlaka bir öğretmen girerek etkili olmuştur.
En küçük birimde hizmet veren bir memurdan ülkenin en tepesinde bulunan Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanına kadar her birinin mutlaka hayatlarında etkili oldukları bir veya birkaç öğretmeni olmuştur.
“Öğretmenler Günü”nde karşılıklı iftihar duyguları bunu daha açık ortaya koyuyor.
Bu bakımdan tüm öğretmenlerimize çok görevler düştüğünü anımsatmak isterim.
Her öğretmen, “Ben sadece öğretmen olarak gönderildim” diyen bir Peygamberin misyonunu taşıdığının farkında olmalı. Ve aynı amaç doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini bilmelidir!
Geleceği inşa bilinciyle daha çok gayret göstermelidir.
Derken biz aileleri de onlara her yönüyle destek olmaya çağırıyorum.
Eğitim öğretimin daha sağlıklı, faydalı olması için aile-okul/öğretmen birlikteliği şarttır.
Özet olarak, yeni eğitim öğretim yılında duyarlı, gayretli ve sorumluluk bilinci yüksek öğretmenlerimiz öncülüğünde, “milli, ahlâkî, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan…” bir nesil bırakmak için milletçe el ele verip yarınlarımızı daha güvenli hale getirmemiz şarttır.
“Hayra/şerre delalet eden (sebebiyet veren) onu işleyen gibidir” Peygamberi düstur ile yarın maddi manevi olarak güzel yerlere taşımada iftihar tablomuz olacak bir gençlik için elimizi taşın altına koymada geç kalmayalım.
Düşünün! Yanlış yönlendirme, vurdumduymazlığımız neticesinde bir gencin kendisine ve topluma zararlı hale gelecek şekilde kötü yola düştüğünde bu nasıl bizi ve ailesini üzecekse…
Vicdan azabı çekilmesine sebebiyet verecekse…
Aynı zamanda kendisine ve topluma fayda getirecek, bizi yarınlara taşıyacak birilerine vesile olmak, elinden tutmak da bize huzur verecektir. Alnımız ak, başımız dik dolaşmamıza, daha da önemlisi, bizi iki cihanda mutlu kılacaktır!
Bu duygu ve düşüncelerimle yeni eğitim öğretim yılının başta ülkemiz olmak üzere tüm insanlık için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Tüm öğretmenlerimize, öğrencilerimize başarılar diliyorum.







