• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Müjde; 2028, 2035 ve 2042’de altın yumurtlayan 3 tavuğumuz daha olacak

07 Eylül 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Müjde; 2028, 2035 ve 2042’de altın yumurtlayan 3 tavuğumuz daha olacak

ALİ KARAHASANOĞLU

“Kiralama”’yı, “satış” gibi sunan yalancıların Deniz Yavuzyılmaz ile, birkaç kemalist solcu ile sınırlı olduğunu sanıyordum.

En azından, bu saçmalığı birkaç kişinin dillendirdiğini, diğer solcuların, kemalistlerin böyle bir ahmaklığı dile getirecek kadar kendi itibarlarına düşman olmadıklarını düşünüyordum.

Meğerse bunlar motoru çoktan yakmışlar..

“Hep birlikte çok büyük bir yalan söylersek, üç kişiye daha belki inandırırız. Kâr, kârdır” diye düşündükleri için olsa gerek; Sözcü, Cumhuriyet, Birgün, Tavır, Korkusuz gazeteleri benzer başlık atmışlar.

Dün Deniz Yavuzyılmaz’a “hodri meydan” demiştik.


Şimdi bunların hepsine birden “hodri meydan” diyelim..

“Köprü ve otoyollar satılıyor” diyen herkesin sahtekar olduğunu söyleyelim..

Tayyip Erdoğan’ı devirmek için çıktıkları yolda, artık gözleri şaşıbeş olmuş bu solcu kemalistlere; Karar, Milli Gazete ve Yeni Asya’nın da katıldığını üzülerek hatırlatalım. Bunların da sahtekar sol medyanın vagonu olmayı tercih ettiklerini belirtelim..

Dün kısmen aktarmıştım. Şimdi bir defa daha ve net olarak aktaralım.


“Satılan bir şey yok”.

Satış nedir?

Mülkiyetin devri demektir..

Köprülerde veya otoyollarda, mülkiyet devri diye bir şey sözkonusu mu?

Yani bunların tapu kaydında, malik hanesi değişecek mi?

Hayır. Binlerce defa hayır.


Ahirete inanmayan solcular için ne çağrısı yapabiliriz ki?

Ama alnı secde gören Milli gazete yöneticilerine soralım. Karar’cılara soralım. Yeni Asya’cılara soralım:

Hiç mi utanmıyorsunuz, mülkiyet değişikliği olmadığı halde, “satış” ifadesini nasıl kullanabiliyorsunuz?

Milli gazete, “Bu sefer satılıyor” diye manşet atmış.. Yalan yazıyor. Hem de manşetten yalan yazıyor..

Saadet Partisi’nin yöneticileri, CHP’den milletvekili seçilmeyi kendisine yediren alnı secdeliler, o gazetenin yöneticileri, yürekleri varsa, çıkıp “Özelleştirme satıştır. Mülkiyet değişmektedir” desinler..

Diyemiyorlarsa, yalancıdırlar..

Hani kendi işlerine geldiğinde, Hz. Peygamber’in hadisi şerifini istismar ederek, “Yalan ve iman bir arada bulunmaz” diyorlardı ya.. Haydi bakalım bu peygamber sözünün karşısında, kendi konumlarını belirlesinler..

Karar’cılar da aynı yalancılıkta ısrarcılar.. Onların da ahlaksızca söyledikleri yalan, manşetten verilmiş: “Köprüler ‘resmen’ satışta” diyorlar..

Sahtekarlık yapıyorlar..


Satılan hiçbir şey yok. mülkiyeti devir yok. Malik hanesinde değişiklik ihtimali yok..

Bunların içinde en dürüstü, yani yalancıların içinde yine de en tolere edilebilinecek çarpıtmayı yapan, Yeni Asya..

Yeni Asya gazetesi, “satış” kelimesini asla kullanmamış. “Hani özelleştirilmeyecekti”’ diye manşet atmış. “Özelleştirme kararı aldı” demiş. “Altın yumurtlayan tavuk kesiliyor” demiş..

Tavuğun kaça özelleştirileceğini bilmeden, ahkam kesmiş..

Özelleştirmenin bedelini bilirsiniz. “Her gün bir altın yumurtluyor, en kötüsü şu kadar altın eder. Bu da özelleştirme değerinin altında” dersiniz, anlarım.

Ama ortada özelleştirme bedeli açıklanmadığı halde, ihaleye çıkılmadığı halde.. Böyle algı yapıyorlar.

Fuhuş şebekeleri ile işbirliği yapıp, Tayyip Erdoğan’ı devirecekler.

Muhittin Böcek’i serbest bıraktırmak için, önce Ekrem İmamoğlu’nu serbest bıraktıracaklar. Özkan Yalım’ı serbest bıraktıracaklar.

Bunları serbest bıraktırmak için de, Tayyip Erdoğan’ın devrilmesi gerekiyor.

Nasıl devirebilirler?

“Kira”yı, “satış” gibi göstererek. Halkı aldatarak. Sahtekarlık yaparak..

Muhafazakarların başlıklarını verdik. Solcu kemalistlerin başlıklarını da verelim..

Sonra onları kudurtacak bir haberi kulaklarına fısıldayacağım..

Cumhuriyet: “Parsel parsel satış fırtınası”

Kiralama diyorlar mı? Demiyorlar..  Ben de bunlara,  “sahtekârlık yapıyorsunuz” diyorum…

Sözcü gazetesinin ahlaksızlığı daha net: “İktidardan satılık 2 köprü, 10 otoyol” başlığı atmışlar…


Ama geri zekâlı olmalılar ki spota “30 yıllığına” notu düşmüşler…

“30 yıllığına satış” diye bir kavramı ancak geri zekâlılar kullanabilir…

Marksist BirGün gazetesinden dürüstlük beklemeye gerek yok. Onların da manşetleri “Bu gidişle ülkeyi toptan satacaklar” şeklinde…

Bunların muhabirlerinin geri zekâlı sorularına, ancak geri zekâlı olunursa inanılacağı şekilde kanan TMMOB Y.K. Başkanı Çakar’ın, Sol Parti’nin, TİP’in, TKP’nin artık hangi temsilcileri cevap vermişse, hepsinin ortak başlığı “Satılanları kamulaştıracağız” olmuş..

Satılan bir şey yok ki kamulaştırasınız, be ahmaklar.

Devlet kendi malını mı kamulaştıracak.

Sözcü’nün yavrularına geçelim…

Korkusuz gazetesinin manşeti: “Altın yumurtlayan tavuğu kesiyorlar.”

Hani sorsam, “Altın yumurtlayan tavuğu sen mi almıştın? Tam aksine, alınırken siz karşı çıkmamış mıydınız, engellemek istememiş miydiniz?” diye.

Bu ahlaksızların verecekleri bir cevap yok ama yine de soralım.

Bunlar Erdal İnönü’nün, Necdet Calp’ın, Bülent Ecevit’in, Deniz Baykal’ın Korkusuz’ları…

Köprüler yapılırken karşı çıkmışlardı. Yani tavuk alınırken, büyütülürken karşı çıkmışlardı.

Şimdi “Altın yumurtluyor” diyerek utanmadan soytarılık yapıyorlar…

Tavır’ın manşeti de şöyle: “Milletten toplanan vergilerle yapılan köprüleri satıyorlar.”

Bu utanmazlara da soralım: “Birincisi satmıyorlar, kiralıyorlar. İkincisi, kiralama parasını ceplerine mi atıyorlar ki bu başlığı kullanıyorsunuz? Milletin vergilerinin toplandığı hazineye gitmeyecek mi o kiralama parası?”

Samimi söylüyorum, bunlara laf anlatmak mümkün değil.


Ama bir sözümüz vardı.

Bunları kudurtacak bir haberim olduğunu söylemiştim.

İşte o haberi veriyorum:

Yapımına başlandığında ter ter tepindikleri, Gezi isyanını çıkartıp 14 insanımızın ölümüne sebep olan olayları çıkarttıkları. “Yaptırmayız. Durdurun” diyerek engellemeye kalkıştıkları Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün işletme süresi 2028 yılında doluyor…

O tarihten sonra devlet, köprüyü yapıp işleten şirketlerden tüm hakları devralıyor. Yani bir altın yumurtlayan tavuğumuz daha oluyor..

Ve devlet, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün işletmesini de 2028’deki devirden sonra özelleştirebilir…

Yapılırken diyorlardı ya: “Devletin yolunu kullanacaklar, devletin taşınmazlarını kullanacaklar. Özel şirketler ihya olacak.”

Gün doldu. Dolmak üzere. O köprü, şirketlerin kasasından çıkan parayla yapıldı ama, işletme süresi doldu, şimdi devlete geçecek… Devlet de oturduğu yerden altın yumurtlayan bir tavuk sahibi olacak…

Laga luga yapmayı sevmem. Bazı okurlarımız dünkü yazımın altına eleştirilerde bulunmuşlar.

Özelleştirme sonrasında iki köprü ve devletin şu an işlettiği otoyolların ücretlerinin artıp artmayacağını sormuşlar.

Buraya not düşüyorum…

Enflasyon oranında, yani bugüne kadar o iki köprü ve otoyolların fiyatı ne ise, ona gelen zam oranları ne ise, % 5 +- oranıyla, bundan sonra da benzer bir fiyatlandırma olacak. Enflasyon ne ise, o oranda artış olacak.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsu’nun geçiş ücreti, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün bugünkü fiyatına asla yaklaşmayacak…

Ben buraya not ediyorum.

Hodri meydan! Solcusu, sağcısı, dindarı, ateisti, onlar da “Özelleşen köprülere ertesi günü 10 misli fiyat biçilmezse… Boş verin 10 mislini, 5 misli fiyat biçilmezse… Boş verin beş mislini… 3 misli fiyat biçilmezse… Daha açık söyleyelim: Bugünkü Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün geçiş ücretinin dörtte birinden daha yüksek bir fiyata çıkarılmazsa, “Biz sahtekâr olduğumuzu kabul edeceğiz” desinler…

Helal olsun diyeceğim ve o günü bekleyeceğim.

Bir müjde daha: Devlet 2035’te Osmangazi Köprüsü ile bir altın yumurtlayan tavuk daha, 2042 yılında da Avrasya Tüneli’nin işletme süresinin dolmasıyla birlikte bir altın yumurtlayan tavuk daha sahibi olacak… Ömrümüz varsa, bakalım o zaman bu solcular ne diyecek? 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23