• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Hacca hazır olamadık, nasibimize umre çıktı- 2

22 Şubat 2024
A


Nusret Reşber İletişim:

 

“İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar…” (Hac 27, 28)

Bir önceki yazımızda bu ara tatilde bize umre ziyaretinin nasip olduğunu paylaşmıştık. Ve bunun, Allah’ın Lütfu kereminin gereği bir nasip meselesi olduğunu yazmıştık.

Yedi yıllık hac hasretini umre ile gidermenin getirdiği bir nasip…

Oraları gidip görmeden, o tadı hissetmeden, ayne’l-yakīn orada bulunma duygusunu yaşamadan buradan ne konuşulursa boş ve hiçbir anlam ifade etmez!

Fakir-fukara söylemleri, buraya gidenin/gitmenin yaşattığı tadın önüne geçemez!

Allah’ın, “Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir…” (Âl-i  İmrân 97) çağrısını, bir sılayı rahim (akraba ziyareti) kadar, bir tatil merkezinde “senede bir kez bir tatil hakkım yok mu?” düşüncesiyle geçirmek kadar ve buna denk bir bedelle değerlendirememek ne denli doğru?

Bu yöndeki yorumlara girmeyeceğim.

Allah’ın Misafirisin Artık

Sonu gelmez dünya telaşesinin, siyasi çalkantılarının, kavga ve gürültünün uzağında ve her şeyden soyutlanarak, kısa bir süreliğine de olsa Allah’ın kutsal kıldığı beldedesin!

Dili, rengi, ırkı farklı ama imanı ve kıblesi aynı olan, Allah’ın ev sahipliğinde, O’nun misafirleriyle bir aradasın…                                                                                                                   

Üstünlüğün ırkta, renkte veya cinsiyette olmadığı, takvada olduğu bir havayı solumaktasın.

Cahiliye döneminden veya normal yaşantında gördüğün tüm “üstünlük taslamanın” kaldırıldığı, herkesin kardeş olduğunu hissettiği mübarek mekândasın. 

Resulullah’ın izinde, peygamberlerin yolunda, Allah âşıklarının duygularını teneffüs etme ruhiyetindesin…

Sen misafir, davet sahibi ise Allah!

Misafir edenlerin en hayırlısının konuğusun.

Konuklarını en iyi ağırlayanın huzurundasın.

Umutsuzluğun umuda, korkunun güven ve huzura, yokluğun varlığa, inkârın tasdike ve zulmün merhamete teslim olduğu mübarek belde burası.

Tereddüdün barınamadığı bir mekân…

Allah Teâlâ, Âdem’e ruhundan üflemişti. Bu ruhla insana Allah’ın rahmet sıfatı tam burada, Allah’ın konuk evinde sende canlılık kazanıyor; herkese, her şekilde sahip çıkmak istiyorsun. “Kimsenin canına bir taş değmesin” duygusundasın.

Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’in (s.a.s.) sahabesiyle zulme uğradığı, baskının her türlüsünü yaşadığı yerdesin…

Doğup büyüdüğü, memleketini terke zorlandığı noktadasın.

Allah’ın nebisinin davetine karşı çıkılan, “El Emîn” bilinmesine rağmen daveti reddedilen ve bu sebeple çok sevdiği anayurdundan çıkarıldığı topraklardasın.

Her zaman, her şeyiyle desteğini ve şefkatini bir an üzerinden eksik etmeyen biricik eşi Hatice’nin (r.anha) irtihaliyle…

Bir baba şefkatiyle yeğeni üzerinde titreyen, baskıları O’nun üstünden savuşturan amcası Ebu Talib’in vefatıyla hüznü artan ve bu yıla “Hüzün Yılı” denilen, şiddetin zirve yaptığı bir zamanda…

Bir umutla komşu beldede tebliğini sunduğu Taif’tesin! Dayılarının yurdunda. Ama davetinin oradan da reddedildiği, üstelik taşa tutulduğu hazin yerdesin…

Buna rağmen, “Ey Muhammed! Kavminin sana ne dediğini Cenab-ı Hak işitti. Ben Dağlar Meleği’yim. Ne emredersen yapmam için Allah Teala beni sana gönderdi… Eğer dilersen şu iki dağı onların başına geçireyim” dediği,

Âlemlere rahmet elçinin: “Hayır, ben Cenab-ı Hakk’ın onların soylarından sadece Allah’a ibadet edecek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacak kimseler çıkarmasını dilerim...” dediği yerde ve aynı merhamet duygularını taşıdığın yerdesin!

Burada gâh Âdem ile Havva’sın, gâh İbrahim-Hacer ve İsmail’sin.

Bazen Hz. Peygamber, bazen Hz. Hatice duygusundasın.

Bazen taşlara engel olmak isteyen Zeyd’in hissiyatında, kimi zaman da üzüm ikram eden Yunus peygamberin memleketi Ninevâ’lı köle Addâs’ın duygularındasın.

Hâsılı, bütün kötü düşüncelerden sıyrılıp kurtulmak, iyi niyetlerle aşılanmak, önyargıları kırmak için oraya gidip yaşamak lazım.

Giden sadece gördüğü, hissettiği ve yaşadığı kadar aktarabilir; orayı bizzat görmek, yaşamak anlatılamaz, sadece küçük bir kesitle özetlemek de çok yetersiz bir paylaşım olur.

Rabbim herkese oraları gidip görmek ve bütün benliklerinden kurtulmayı nasip eylesin.

Gidene tekrar tekrar gitmeyi nasip eylesin…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Abdullah

Bu kadar muhtaç insan varken umreye turistik geziye gitmek nedir? "Biz yardım zaten yapıyoruz" deme, daha fazla insana yardım etmek yerine umreye gitmek helal mi?

Vahap Kalyoncu

Ulan bir günde Parise akşam yemeğine giden bir züppeye bir şey söyleseniz ya yok illa da işiniz İslam müslümanlarla olacak değilmi.Birde bakara 158. Ayete bir bak çok biliyorsunuz ya.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23