• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Dinin hükümlerinin metruk kalması felakettir

19 Şubat 2025
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Dinin hükümlerinin metruk kalması felakettir

MUSTAFA ÇELİK

İslâm üsttür ast olamaz. İslâm’a ast muamelesi yapan bütün kurum ve kuruluşlar şeytanidir. Yani lâ dinidir. Allah’ın mülkünde Allah’ın dediğinin olmasına müsaade etmeyenler, Allah’ı inkâr edenlerdir.

Allah’ın dini varken başka bir hayat nizamı aranmaz. Şayet aranıyorsa, Allah’ın hükmü, hâkimiyeti, şeriatı hayat için kâfi görülmüyor demektir. Rabbimiz uyarıyor:

“Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden (nizamından) başkasını mı arıyorlar?”  (Âl-i İmran Sûresi/83)

Ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde İslâm’dan başka bir hayat sistemi arayanlar, kendilerine ve toplumlarına kötülük yapmak üzere yola çıkmış olanlardır. İslâm’ın dışında neyle idare olunursanız olun, siz zulümle idare olunuyorsunuz demektir. Zulüm aynı zamanda şirkin manasıdır. Kur’ân’ın ifadesiyle “Şüphesiz şirk zulmü azîmdir.” (Lokman Sûesi/13) Şirk, Allah ile birlikte yedek ilah bulma arayışıdır. İslâm’ın yerine ve önüne geçsin diye icad edilmiş bütün ideolojiler, Allah ile birlikte birtakım yedek ilahlara tapmayı ifade ederler.

Hayatının tüm konularında, hayatının tüm problemlerinde, hayatının tüm birimlerinde varlığının başlangıcından sonuna kadar kulluğun, itaatin, teslimiyetin sadece Allah’a has kılınması, Allah’a imanın tezahürü ve gereğidir. Şirk zulümlerin en büyüğüdür. Zulüm bir kimsenin hakkını gasp etmektir. Şirk ise Allah’ın hakkını gasp etmektir. İnsan üzerinde en büyük hak sahibi onu yaratan, onu yoktan var eden, her şeyini ona lütfeden Allah’tır. Allah’tan daha büyük hak sahibi olamaz. En baş hak Allah’tır ve tüm diğer haklar Allah’a bağımlı olarak gündeme gelir. Meselâ Kur’an haktır, ama onun hak oluşu Allah’tan gelişi sebebiyledir. Peygamber haktır, ama Allah tarafından gönderilmesi ve görevlendirilmesi sebebiyle haktır. Âhiret haktır, ama Allah hak dediği için haktır. İşte Allah’ın haklarını yeryüzünde kısıtlamak, gasbetmek, o hakkı O’ndan alıp başkalarına vermek zulümlerin en büyüğüdür. 

“Ey Allah’ım, tamam, göklerin sahibi Sensin, gökler Senin olsun, ama yeryüzüne karışmayacaksın. Sen benim bedenimin, vücudumun sahibisin, ama irademe karışmayacaksın. Namazıma, orucuma, haccıma karışırsın ama hukukuma, eğitimime, kılık kıyafetime, kazanmama, harcamama karışmayacaksın. Sen kalbimin, Sen damarlarımın, Sen saçlarımın sahibisin, ama aile hayatıma karışamazsın” demek, zulümlerin en büyüğüdür. Bundan daha büyük bir zulüm düşünülemez.

Allah’ın hükmünü ve hâkimiyetini, göndermiş olduğu şeriatı yok saymak, Allah’tan başka ilahlar edinmektir. Allah ile birlikte birtakım yedek ilahlara tapmak, Allah’ın dinini metruk bırakmaktır. Allah’tan gelmiş olan dinin mana ve mahiyeti metruk kalmayı kabul etmez. 

İslâm dini uygulanmak, kendisiyle idare olunmak için gelmiştir. Hilafetin ilgasıyla birlikte gündeme gelen “Devletin dini İslâm olsun ama İslâm devlete amir olmasın” inancının İslâm’da yeri yoktur. Allah’ın arzında Allah’tan gelmiş olan dinin devleti yoksa dinin birçok hükmü metruk kalır.

Bilindiği gibi, Türkiye’de Hilafet makamını lağveden güç odaklarının hedefi, Batı’nın batıl kanunları hesabına Allah’ın dini İslam’ı metruk hale getirmekti. Müslümanların dinleriyle idare olunma haklarını ellerinden alarak onları âdeta imamesi kopan tespihe dönüştüren İslâm düşmanları, çağdaşlık, laikçilik, batılılaşma gibi kavramların arkasına saklanarak Müslüman halkın evlatlarını Batı menşeli ideolojilerle zehirlediler, onları inançlarına, medeniyetlerine, tarihlerine ve değerlerine düşman ve kıblegâhına tüküren bir nesil haline getirmeye hedeflediler.

Dünyada yaşam süren insana hitap eden ama dünyayla ilgisi olmayan din, İslâm dini değildir. İslâm, âhiret merkezli bir dünya dinidir. Dünyada uygulanmak için gelmiştir. Dünyamızı beşikten mezara kadar tanzim eder. Hayatımızın hiçbir karesi ve kademesi dinin dışında kalamaz. İman ettiğimiz Kur’ân, bir hükm-ü hükümet kitabıdır.

“(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.” (Nisa Sûresi/105)

Dinimizin hayat veren hükümlerinin metruk kalmasını istemiyorsak, Kur’ân’ı Allah’ın muradına göre anlamak ve tatbik etmek mecburiyetindeyiz. Hikmetini anlayamadığımız bazı şeyleri Allah’a bırakmak, imanımızın kemalini ve dinimizdeki sadakatimizi gösterir. Hayatlarından kul kaynaklı beşeri ideolojilere pay ayıranlar, Allah ile birlikte başka ilahlara da tapanlardır. 

Din dünyanın ruhudur. Din ile sevkü idare olunmayan dünya ruhsuz bir cesedden farksızdır. Dinin Allah ile kul arasında olduğunu, dinin bir devletinin olamayacağını, dinin vicdanlara hapsedilmesi gerektiğini iddia etmek, dini de, dinin sahibi olan Allah’ı da red ve inkâr etmek demektir. Dinin alanı hayatın tamamıdır. Hayatın bazı alanlarını dinin dışında tutmak, dinin hükümlerini iptal edip metruk kılmaktır. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Maşallah Mustafa Hoca'ya! Allah yardımcın olsun, ilmini artırsın, sözlerini tesirli eylesin.

Rmzn

Yöneciler ve diyanet te okurlar İnşallah
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23