• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Din bir hazinedir; insan tükenir din tükenmez

19 Nisan 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

 

Dinimiz İslâm, insanoğlunun saadet-i dareyni için gerekli olan bütün değerleri içinde barındıran Allah’ın tükenmez hazinesidir. Müslümanlar, İslam’ın doğuşundan itibaren 100 yıl içerisinde dönemin devleri olan Bizans ve Sasani imparatorluklarını dize getirerek, Jakarta’dan İspanya’ya kadar uzanmış, kurdukları toplumsal yapılarla her alanda gelişmenin yaşandığı ve dönemine liderlik eden bir medeniyet kurmuşlardır. “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmiş iseniz en üstün sizsiniz.” (Âl-i İmran Sûresi/139) hitabına mahzar olan bu topluluklar çağdaşlarının en üstünleri olmuşlardır. İslâm’ın kıyamete kadar üst, İslâm’ın dışındakilerin ise ast olduklarına inanmak, imandandır.

Müslüman topluluklar arasında yer aldığımız görülmektedir. Tam bu noktada, neden bazı Müslüman toplumlar Allah’ın “en üstün sizsiniz” hitabına mazhar olarak başarılı olabiliyorken, günümüz Müslümanları olarak bizler ve bizden önce gelmiş bazı diğer Müslüman topluluklar aynı muvaffakiyeti gösteremiyor? Sorusunu sormamız gerekiyor. 

Müslümanların dünya ve âhiretteki saadetlerinin yegâne garantisi, kendi dinleridir. Kul kaynaklı beşeri ideolojiler karşısında kendi dinleriyle iftihar etmeyenlerin Müslümanlıkları bir vehimden öteye geçemez.

“Biz Kalû Belâdan cemiyet-i Muhammedîde (aleyhissalâtü vesselâm) dâhiliz. Cihetü’l-vahdet-i ittihadımız tevhiddir. Peymân ve yeminimiz imandır. Madem ki muvahhidiz, müttehidiz. Her bir mü’min i’lâ-yı kelimetullah ile mükelleftir.”

“Şeriat-ı garrâ teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek, din-i İslâm’a büyük bir cinayettir. Ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir.” (Said Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, Sh: 32)

“Bir hazine-i cevahire malik olduğumuz hâlde, Avrupa’ya ahkâmda izhar-ı fakr, ahlâkta dilencilik etmek din-i İslâm’a büyük bir hıyanettir ve hayat-ı millete kastetmektir. Dünya için din feda olmaz, berahin-i akliye üzerine müesses olan din-i İslâm, başka dine kıyas olunmaz.” (Said Nursî, Hutbe-i Şamiye, Sh: 92) 

İslam dünyasında İslâm’a alternatif düzen talep eden yapılar, Allah’tan başkasına tapanlardır. Allah dinde, şeriatte şerik kabul etmez. Allah insanlara en son mesajı Kur’an’ı gönderdiğine göre artık vahiy kapısı kapanmış ve yeni bir vahiy beklemenin imkânı ortadan kalkmıştır. O halde Müslümanlar, bu ilahi mesajdan çıkaracakları ilkelerle yaşamak ve insanlığa ışık tutmak zorundadırlar. Din Allah’ın hazinesi olup tükenmesi tasavvur dahi edilemez. Din Allah’ın rızasına uygunluk arz eden her tekâmülü içeren Rabbanî ve Rahmanî bir hususiyettir. Şunu bilelim ki; hiçbir varlığın zatı, Allah’ın zatına benzemediği gibi, yine hiçbir varlığın hiçbir sıfatı da İlâhî sıfatlara benzemez. İnsan, iman ve marifet için yaratıldığından onun ruh dünyasına Allah’ı tanımanın bütün ölçüleri konulmuştur. Onun her bir sıfatı, her bir duygusu, her bir hissi bir marifet keşşafıdır. Ancak, insan mahlûk olduğu gibi, bütün bu manevî sermayeler de hep mahlûkturlar, hiçbiri hiçbir cihetle Allah’ın sıfatlarına, fiillerine benzemezler. İslâm bütün çağların ve bütün mekânların hayat nizamıdır. Başka bir ifadeyle İslâm dini, bütün çağlarda ve mekânlarda tatbiki mümkün olan bir dindir.

Allah’ın gönderdiği din zamanı aşımına uğramaz. İnsan eskir ama din eskimez. Allah’ın imanın esaslarına inandığını söyleyip İslam’ın temel kaynaklarının günün problemlerini çözme kabiliyetinden kuşku duyan, böylece kendisiyle İslam arasındaki bağın küçüldüğü, sadece sözde var olduğunu öne sürerek  “Ben de Allah’a inanıyorum. İslam’ın yüce bir din olduğundan şüphem yok. Ama İslam’ın ahkâmı bu çağda ne kadar uygulanabilir, bunu bilemiyorum” diyen bir kişi Müslüman sayılmaz.

Allah’ın gönderdiği dinde her problemin bir çözüm çaresi vardır. Ahkâm-ı İslâmiyye’nin problem çözme kabiliyetinden kuşku duymak, bir imansızlık alâmetidir. Ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde problemlerin çözümünü İslâm’da aramayanın dini İslâm sayılmaz. Bugün İslâm coğrafyasında yaşayan Müslümanlar ahkâm’da Avrupa’ya dilencilikte bulunuyorlarsa, kendi kendilerine sormalıdırlar: Biz hangi dindeniz?

Müslüman olarak sorunlarının çözümünü İslam dışındaki kaynaklarda arıyorsanız, kurtuluşu İslâm dışında bulmaya çalışıyorsanız, bu durumda sizin ile Mekkeli müşrikler arasında hiçbir fark yoktur. Hakeza Müslüman olduğunuzu söylemenize rağmen dininizle, imanınızla, Müslümanlığınızla alay edinenlerden kendinize dostlar ve idareciler ediniyorsanız, edinmeye çalışıyorsanız, kendinizi Müslümanlardan saymayınız.

Bir Müslüman için Allah’ın göndermiş olduğu din, yegâne alternatifsiz problem çözme imkânı ve makamıdır. Müslüman olduklarını söylemelerine rağmen problemlerinin çözümü için İslâm’ın dışında birtakım ideolojilere, makamlara, mahfillere başvuranlar, inandıklarını söyledikleri İslâm dinini hayat için gerekli ve yeterli görmeyenlerdir. 

Din tükenmez bir rahmet, merhamet, adalet ve saadet hazinesidir. Dünya-âhiret saadetini, problemlerinin çözümünü Allah’ın gönderdiği dinin dışında arayanlar; dini değil, kendilerini tüketirler.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ramiz Çakır

Makale çok faydalı ve uyarıcı. Allah yazardan ve vesile olanlardan razı olsun. Hayırlı Ramazanlar ve Ramazan Bayramları dilerim, Mubarek olsun.

haydar önal

Ah mustafa ah! İnsan olmasa din olurmu?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23