• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Amerika-İsrail terör örgütü karşısında ümmetin birlik vakti

05 Kasım 2025
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Amerika-İsrail terör örgütü karşısında ümmetin birlik vakti

MUSTAFA ÇELİK

Hilafet-i şer›iyenin yokluğunda koşullar ve zorluklar, birbirimize sarılmaya ve istilacı müstevlilere karşı kanımızın son damlasına kadar birlikte direnmeye bizi davet ediyor. Dünya gâvurlarının desteğiyle İslâm coğrafyasını teslim almaya çalışan Amerika-İsrail Terör Örgütü karşısında tek cephe haline gelmek velâyet-i şer’iyyenin bir gereğidir. Rabbimiz buyuruyor:

“İnkâr edenler de birbirlerinin velileri (dostları, yardımcıları, idarecileri) dir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız (birbirinizin dostları, yardımcıları ve idarecileri olmazsanız), yeryüzünde bir fitne ve bir fesad-ı kebir/büyük bir bozulma olur.“ (Enfal Sûresi/ 73)


Bazı dönemler vardır ki sadece tarih kitaplarının sayfalarında değil, milletlerin ruh köklerinde de derin izler bırakır. Böyle zamanlarda yön belirleyici büyük güçler ortadan kalkar; insan, kime yaslanacağını, hangi sancağın altında toplanacağını şaşırır. İşte hilafetin ilgası da bizim tarihimizde böyle bir döneme denk düşer. Dini birliği temsil eden otoritenin sükûtu, yalnızca siyasi bir dönüşüm değil, aynı zamanda ruhsal bir sarsıntıydı.


Ancak bazen bir şeyin yokluğu, onun varlığından daha çok şey öğretir. Hilafetin olmadığı bir dünyada Müslümanlar yalnız kalmış gibi görünse de, bu yalnızlık, hakikatte kendi iç gücümüzü keşfetmemiz için bir fırsattı. Çünkü dışarıdan gelen hiçbir otorite, içeride eksik olan iradeyi tamamlayamazdı. Ve o eksik irade, işte tam da en zor zamanlarda kendini gösterir: memleket dört bir yandan işgal altındayken, millet açlık ve sefaletle pençeleşirken, ihanetin kol gezdiği sokaklarda çocuklar hâlâ umutla göğe bakarken…


Zor zamanlar, milletlerin karakterini açığa çıkarır. Birlik, sadece bir arada yaşamak değil; aynı acıya omuz vermek, aynı değere yürekten bağlanmak demektir. Ve bugün, o meşakkatli günlerin mirasçısı olarak hâlâ aynı çağrıyla karşı karşıyayız: birbirimize sarılmak. Çünkü bizi parçalayan, sadece dışarıdan gelen düşmanlar değil; içimizde büyüyen ayrılıklar, güvensizlikler ve unutulmuş aidiyet duygusudur.


Müstevliler, yalnızca toprakları işgal etmekle kalmaz; kalpleri, düşünceleri, hatta hayalleri bile esir almak isterler. Onlara karşı koymanın yolu, yalnızca silahla değil, bilinçle, inançla ve birlikte direnme iradesiyle mümkündür. Kanımızın son damlasına kadar direnmek, sadece bir savaş romantizmi değil, bir varoluş kararlılığıdır.


Bugün hilafet yok. Belki dün olduğu gibi tek bir merkezden yönetilmiyoruz. Ama hâlâ bir milletiz, hâlâ bir tek ümmetiz. Hâlâ aynı gök kubbenin altında aynı ezanla uyanıyor, aynı acılara gözyaşı döküyoruz. Bize düşen, geçmişin kayıplarını bahane ederek yılmak değil; geçmişin ruhunu bugüne taşıyarak yeniden dirilmektir. Çünkü tarih, hiçbir millete kendiliğinden zafer sunmaz. Onu hak edenler, ancak birbirine sımsıkı sarılanlardır.

Müslümanların bir tehdit, işgal veya istila karşısında birlik olmaları, dinlerinin ve imanlarının bir gereğidir. Zulüm karşısında susmak yara derinleştirir. Müminler için şimdi, “birbirinize kenetlenin” emrine uymanın ve birlikte direnmenin zamanıdır. İşgalin gölgesi üzerimize çöktüğünde, ayrılıklar bir kenara bırakılır; vakit, omuz omuza direnmenin vaktidir.


Amerika-İsrail Terör Örgütü ümmetin kapısına dayanmıştır. Filistin cephesinde taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmamıştır. Müslümanlar için artık susma değil, birlikte durma ve direnme zamanıdır. Kardeşlerim! Fitne kapıyı çaldığında, ümmetin evlatları ayrı düşemez. Şimdi vakit, safları sıklaştırma ve birlikte direnme vaktidir!


Tarih boyunca Müslüman coğrafyaları zaman zaman işgale, istilaya ve zorbalığa maruz kaldı. Her seferinde farklı gerekçelerle, farklı maskelerle geldi zulüm; bazen doğrudan bir orduyla, bazen ekonomik kıskançla, bazen de fikirsel yozlaşmayla... Fakat acının ortak dili hep aynı kaldı: Parçalanmışlık.


Bugün de dünyanın farklı köşelerinde mazlumlar çığlık atıyor. Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da ve nice bilinmeyen yerde insanlar yaşıyor değil, hayatta kalmaya çalışıyor. Her taşın altında bir yıkım, her duanın ardında bir gözyaşı saklı. Böyle bir tabloda suskun kalmak, tarafsızlık kisvesi altında edilgenleşmek, zalimin elini güçlendirmekten başka nedir?

Müslümanlar için bu bir tercih değil, bir sorumluluktur: Vakit, birlikte direnme vaktidir. Ayrılıkların, mezhep tartışmalarının, milliyetçi ayrımların çok ötesinde bir dayanışma ruhuna ihtiyaç var. Zira işgal yalnızca toprakları değil, zihinleri ve kalpleri de hedef alır. Direniş ise sadece silahla değil, sözle, fikirle, duayla, dayanışmayla inşa edilir.


Birlik, sadece bir araya gelmek değil; aynı yönde yürümektir. Ortak acılarda birleşmeyen bir ümmet, ortak bir gelecek kuramaz. Bizim tarihimiz, Selahaddinler, Ömer Muhtarlar, Abdülhamidler ve nice isimsiz kahramanlarla dolu... Onlar bize miras olarak sadece mücadelelerini değil, duruşlarını da bıraktılar.

Unutulmamalıdır ki; susan dilsiz şeytan olmaktan kurtulamaz. Zaman, zalimin değil, direnenlerin tarih yazdığı zamandır. Vakit, sadece bir arada olmak değil; birlikte direnme vaktidir.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Sudana bak ümmetin durumunu gör.

Vay vay

Abd ye karşı mi..Dostum Trump bizi seviyor...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23