--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Amerika-İsrail terör örgütü karşısında ümmetin birlik vakti

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
13

Amerika-İsrail terör örgütü karşısında ümmetin birlik vakti

MUSTAFA ÇELİK

Hilafet-i şer›iyenin yokluğunda koşullar ve zorluklar, birbirimize sarılmaya ve istilacı müstevlilere karşı kanımızın son damlasına kadar birlikte direnmeye bizi davet ediyor. Dünya gâvurlarının desteğiyle İslâm coğrafyasını teslim almaya çalışan Amerika-İsrail Terör Örgütü karşısında tek cephe haline gelmek velâyet-i şer’iyyenin bir gereğidir. Rabbimiz buyuruyor:

“İnkâr edenler de birbirlerinin velileri (dostları, yardımcıları, idarecileri) dir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız (birbirinizin dostları, yardımcıları ve idarecileri olmazsanız), yeryüzünde bir fitne ve bir fesad-ı kebir/büyük bir bozulma olur.“ (Enfal Sûresi/ 73)


Bazı dönemler vardır ki sadece tarih kitaplarının sayfalarında değil, milletlerin ruh köklerinde de derin izler bırakır. Böyle zamanlarda yön belirleyici büyük güçler ortadan kalkar; insan, kime yaslanacağını, hangi sancağın altında toplanacağını şaşırır. İşte hilafetin ilgası da bizim tarihimizde böyle bir döneme denk düşer. Dini birliği temsil eden otoritenin sükûtu, yalnızca siyasi bir dönüşüm değil, aynı zamanda ruhsal bir sarsıntıydı.


Ancak bazen bir şeyin yokluğu, onun varlığından daha çok şey öğretir. Hilafetin olmadığı bir dünyada Müslümanlar yalnız kalmış gibi görünse de, bu yalnızlık, hakikatte kendi iç gücümüzü keşfetmemiz için bir fırsattı. Çünkü dışarıdan gelen hiçbir otorite, içeride eksik olan iradeyi tamamlayamazdı. Ve o eksik irade, işte tam da en zor zamanlarda kendini gösterir: memleket dört bir yandan işgal altındayken, millet açlık ve sefaletle pençeleşirken, ihanetin kol gezdiği sokaklarda çocuklar hâlâ umutla göğe bakarken…


Zor zamanlar, milletlerin karakterini açığa çıkarır. Birlik, sadece bir arada yaşamak değil; aynı acıya omuz vermek, aynı değere yürekten bağlanmak demektir. Ve bugün, o meşakkatli günlerin mirasçısı olarak hâlâ aynı çağrıyla karşı karşıyayız: birbirimize sarılmak. Çünkü bizi parçalayan, sadece dışarıdan gelen düşmanlar değil; içimizde büyüyen ayrılıklar, güvensizlikler ve unutulmuş aidiyet duygusudur.

Müstevliler, yalnızca toprakları işgal etmekle kalmaz; kalpleri, düşünceleri, hatta hayalleri bile esir almak isterler. Onlara karşı koymanın yolu, yalnızca silahla değil, bilinçle, inançla ve birlikte direnme iradesiyle mümkündür. Kanımızın son damlasına kadar direnmek, sadece bir savaş romantizmi değil, bir varoluş kararlılığıdır.


Bugün hilafet yok. Belki dün olduğu gibi tek bir merkezden yönetilmiyoruz. Ama hâlâ bir milletiz, hâlâ bir tek ümmetiz. Hâlâ aynı gök kubbenin altında aynı ezanla uyanıyor, aynı acılara gözyaşı döküyoruz. Bize düşen, geçmişin kayıplarını bahane ederek yılmak değil; geçmişin ruhunu bugüne taşıyarak yeniden dirilmektir. Çünkü tarih, hiçbir millete kendiliğinden zafer sunmaz. Onu hak edenler, ancak birbirine sımsıkı sarılanlardır.

Müslümanların bir tehdit, işgal veya istila karşısında birlik olmaları, dinlerinin ve imanlarının bir gereğidir. Zulüm karşısında susmak yara derinleştirir. Müminler için şimdi, “birbirinize kenetlenin” emrine uymanın ve birlikte direnmenin zamanıdır. İşgalin gölgesi üzerimize çöktüğünde, ayrılıklar bir kenara bırakılır; vakit, omuz omuza direnmenin vaktidir.


Amerika-İsrail Terör Örgütü ümmetin kapısına dayanmıştır. Filistin cephesinde taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmamıştır. Müslümanlar için artık susma değil, birlikte durma ve direnme zamanıdır. Kardeşlerim! Fitne kapıyı çaldığında, ümmetin evlatları ayrı düşemez. Şimdi vakit, safları sıklaştırma ve birlikte direnme vaktidir!

Tarih boyunca Müslüman coğrafyaları zaman zaman işgale, istilaya ve zorbalığa maruz kaldı. Her seferinde farklı gerekçelerle, farklı maskelerle geldi zulüm; bazen doğrudan bir orduyla, bazen ekonomik kıskançla, bazen de fikirsel yozlaşmayla... Fakat acının ortak dili hep aynı kaldı: Parçalanmışlık.


Bugün de dünyanın farklı köşelerinde mazlumlar çığlık atıyor. Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da ve nice bilinmeyen yerde insanlar yaşıyor değil, hayatta kalmaya çalışıyor. Her taşın altında bir yıkım, her duanın ardında bir gözyaşı saklı. Böyle bir tabloda suskun kalmak, tarafsızlık kisvesi altında edilgenleşmek, zalimin elini güçlendirmekten başka nedir?

Müslümanlar için bu bir tercih değil, bir sorumluluktur: Vakit, birlikte direnme vaktidir. Ayrılıkların, mezhep tartışmalarının, milliyetçi ayrımların çok ötesinde bir dayanışma ruhuna ihtiyaç var. Zira işgal yalnızca toprakları değil, zihinleri ve kalpleri de hedef alır. Direniş ise sadece silahla değil, sözle, fikirle, duayla, dayanışmayla inşa edilir.


Birlik, sadece bir araya gelmek değil; aynı yönde yürümektir. Ortak acılarda birleşmeyen bir ümmet, ortak bir gelecek kuramaz. Bizim tarihimiz, Selahaddinler, Ömer Muhtarlar, Abdülhamidler ve nice isimsiz kahramanlarla dolu... Onlar bize miras olarak sadece mücadelelerini değil, duruşlarını da bıraktılar.

Unutulmamalıdır ki; susan dilsiz şeytan olmaktan kurtulamaz. Zaman, zalimin değil, direnenlerin tarih yazdığı zamandır. Vakit, sadece bir arada olmak değil; birlikte direnme vaktidir.

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abdullah Gökmen

5 Kasım 2025 22:24

Ellerine sağlık Üstad

Kanber

5 Kasım 2025 18:31

Selamlar. Milleti 100 yıldır düşman işgalinden kurtardık diye övünüp duruyorlar. En büyük işgal, fikirsel kültürel zihinsel işgal büyüyerek devam ediyor.

rustem yorganci

5 Kasım 2025 18:13

muhterem celik, turkiyemiz icinde ulkemizin nimetlerinden faydalanip,amerikada ozellikle turkiye aleyhine faaliyet gosteren cok sayida kalles var.bir zaza tras bicaklari sahibi var ismi pol ,adam bir numarali amerikan ajani.turkiyeye geliyor rapor ediyor geri gidiyor

Burak

5 Kasım 2025 17:46

Arap kardeşlerimiz illa ki doğru yola gelecektir. Allah araplara o kadar zenginliği zalime karşı dursunlar diye bahşetti. Hepsi bir gün aksiyon alacaktır inşallah

Orhan

5 Kasım 2025 15:12

Rabbim Rahman ve Rahim. O adını yücelten mümin kullarını her iki dünyada da zelil eylemez. Ancak, istemeyi bilmek gerekir. İlk önce Müslüman gibi yaşamak ve sonra zalimlere ve küfre karşı mücadele etmek. İrade ortaya koymak..En büyük sıkıntı gerçekten iman edenler gibi olamayan Müslümanlar. Çünkü ilahi emre rağmen, bir olamadık, dağıldık ve küfrün gücüne baş egdik..Yol belli, yoldaş lazım..

Durmuş dayi

5 Kasım 2025 11:08

Biz arabın ümmetinden değiliz. Türk milletindeniz.

Nedim

5 Kasım 2025 11:02

Şuan ki abd, batı ve İsrail vb işgalci soykırımcı alcaklarin bu kötülükler i yapabilmesinin müsebbibi Osmanlı sonrası İslam dünyasının çok büyük bir payı var.İslam dünyası Osmanlı sonrası emperyal sistemler e isteyerek istemeyerek farketmez sistemlerine hayat tarzları na ve en önemlisi de onlar gibi hayata müdahil olan kâinattaki düzeninin yeryüzünde ki nizamının en başat özelliği olan yasama ve yargı yani hâkim sıfatını kişiler e KURUMLARA verildiği gibi aynısını yapmasıdır.Şoyle düşünün evrende ki düzen matematik konum ve tabiat olaylarının işleyişi tamamen Allah cc ukdesinde hâkimiyetinde olduğu gibi yeryüzünün imarı mükemmel ve adeletli huzurlu bir hayatın evrendeki mükemmel nizamını Kur'an ve Resulü nün nübüvveti ile sağlar.Hirsizin elinin kesilmesi ve diğer hükümlerinin değiştirilmesi evrendeki yasalara mudahele ederek evreni kirleterek nasıl bir kaos oluşuyor ve oluşacaksa yeryüzünde Kur'an'ın sünnetin icmanin yürürlükten kaldırılması ile aynı kaos oluşmuştur.Ve şuan dünya yaşanmaz bir hâlde müslüman için mazlum insanlar için

Hanefi NAZLI

5 Kasım 2025 09:48

Rabbım ömrünüze bereket kaleminize güç versin.Okuyup anlayanların sayısını artısın.Bir an evvel bu ümmetin uyanmasını nasıb eylesin.RHD gerçekleşmesini nasib etsin

Adalet

5 Kasım 2025 08:12

Dinî kullanan terör örgütlerinin yüzünden binlerce mahsum ölüyor. Siz Hamasin nereden beslendiğini iyi araştırın. Sonuca varırsınız.

Trabzonlu

5 Kasım 2025 07:41

Ümmetin hali içler acısı, sen hala ümmet diyorsun!

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle